Cumartesi, Mart 28, 2020

Tembellik.

Bu günlerde tembelliğin dibine mi zirvelerine mi doğru bilmiyorum, ağır ağır yol alıyorum. İlk zamanlar her gün bir iş göreyim diye haldır haldır ev işi yapıyordum. Şimdi satranç maçı bile gereksiz çaba geliyor. Oysa düne kadar eğlenceydi. Bütün dünya benim yaşama biçimime geçince, bende bir gevşeme, bir rahatlama oldu. Ben sıramı savdım, biraz da onlar çalışsın duygusu.

İşin kötüsü bu iş uzayacak gibi. Hem uzayacak hem önlemler radikalleşecek. Üniversiteler yaza kadar kapandı. İlk-orta-lise 30 Nisan'a kadar uzaktan eğitim. Ben sanmıştım ki haftaya, ya da hadi olsun, iki haftaya bu iş biter. Kendimi ona göre ayarlamıştım. Sakin sakin oturuyordum. Havalar güzelleşirse diye gizli umutlarım var. Ama o zaman insanlar evde durmuyor ve benim izolasyonum boşa çıkıyor: %&?*@#.

Gerçi o kadar da tembel değilim. Bu sabah ekmek olmadığı için yulaflı poğaça ve düz kıtırlardan yaptım, ekmek yerine yediğim.

---------------------

Tembellikten şu üsttekini olduğu gibi bıraktım. Arada satranca geri döndüm. Daha sık kazanır oldum ama hala ne vezir gambitine ne de italyan açılışına hakim değilim. Hakim olmak demek benim sözlüğümde her açılışı zaferle sonlandırmak demek. Tekrar dersi gözden geçirmem gerek. Özellikle vezir gambitini. Çok uzun bir ders ben daha birinci bölümünü tekrarlama ihtiyacındayım. Olduğunda o çok beklediğim seviye atlamasını gerçekleştirmiş olacağım ama.





Bu arada çok ilgimi çeken bir belgesel izledim. Follow this'te Auroville üstüne (netflix). Daha önce duymuş muydun sen? Ben duymamıştım. Ütopik bir kent kurmuşlar Hindistan'ın ortasına. Gerçi sözlük anlamıyla ütopik olmuyor bu durumda. İdealist desek daha doğru olur. Barışçıl, yoga yapan, çevre bilinci ile dolu, kendine yeten bir şehir. İklim olarak çok sıcak bir yer olduğundan çevresine orman dikmişler örneğin gölge versin diye. Ve çevre kasabalarla arasındaki sıcaklık farkı 3 derece kadar düşmüş böyle olunca. Kocaman bir güneş paneli ile şehrin enerji ihtiyacını karşılıyorlar. Elli sene önce kurulmuş: 1968. Hippiler zamanı. Neden hiç konuşulmuyor ki? İlk başlarda çok mücadele etmişler, fiziksel saldırıya bile uğramışlar. Ama sonra çevredeki kasabalar ve köylüler onları kabul etmiş. Karşılıklı yardımlaşmaya dönüşmüş ilişkileri. Ekolojik köyler hep ilgimi çekmiştir zaten. Dünyanın düzeninin sekteye uğradığı ve bugünlerde, daha da ilgimi çekiyor. Ama yeni bir düzene de pek ihtimal vermiyorum. Onu da söyleyeyim.






6 yorum :

  1. Bugün ben de niyetlendim tembelliğe ama şu saat oldu hala totomu koltuğa koyabilmiş değilim. Şimdi 1 saatim var, nasıl ne şekilde tembellik yapabilirim diye düşünüyorum :) Bir yerde yanlış yapıyorum ama nerede... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahahaha tembellik bir sanattır, alışmadık "totoda" durmaz. :)))))

      Sil
  2. Auroville'i duymamistim, ama ozellikle o yillari biraz daha anlamak icin Paulo Coelho'nun Hippie sini okumayi planliyorum (https://www.goodreads.com/book/show/39731666-hippie )
    Sanki simdilerde de ozellikle ABD de boyle bir akim var, daha vegan, daha cevreci, daha insancil olmaya calisan bir kesim. Ogrencilerime bakiyorum sanki daha bir "care" ediyorlar, ama bu ne kadar sosyal bir olguya donusur bilemiyorum...
    ____
    Tembelliguin de bir siniri var :)

    Sevgiler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paulo Coelho'nun Hippie sini de ben duymamıştım. Kesin okuması çok zevklidir.
      Tembelliğin zirvelerinden aşağıya kaymaya başladım nitekim...

      Sil
  3. Zamanla alışacagız uzadıkça bu duruma kabullenecegiz belkide

    YanıtlaSil