Salı, Mart 31, 2020

Rüzgar ve ekmek kokusu.

Bilgisayar alev almadan şuraya iki satır çiziktireyim dedim. Zira ısınmaya başladı bile. Ama büyük bir dert de değil. Daha ne dertler var dünyada. Hem en aşağı beş senelik bilgisayar, hizmet süresini çoktan doldurdu.

Daha ne dertler var derken az önce korkunç bir haber aldım. Satranç'ta dünyanın sayılı en iyi oyuncularından biri olan Ermenistan'lı Büyük Usta Levon Aronian dün eşini kaybetti. İnstagram'dan, twitter'dan hep takipteydim hesaplarını. Önce flört ediyorlardı, sonra evlendiler, sonra mutlu mutlu yaşıyorlardı. Bu bahsettiğim insanlar henüz 30'lu yaşlarındalar. Birkaç gün önce korkunç bir trafik kazası geçirdi eşi. Dün de hayata veda etmiş. Çok acı, çok mutlu görünüyordu Levon onunla beraberken. Ta içimde hissettim acısını. Bir varız, bir yok. Ne acayip şey şu hayat.

Dışarısı rüzgarlı ve kapalı. Mutfağa geçtiğimde uğultusu daha da duyuluyor. Pencereden görünen bütün yapraklar hızla aşağı yukarı, sağa sola sallanıyor. Sanırsın birazdan ev, Oz Büyücüsündeki gibi havalanacak. Rüzgarın uğultusuna ekmeğin yoğun kokusu eşlik ediyor. Makineye ekmek koydum kalkar kalkmaz. Son karabuğday un paketini döktüm. Bir de kalan siyez ununu. Karıştırdım çünkü tek karabuğday unlu ekmeği sevmiyorum. İçine yapışsınlar diye bir yumurta da attım. Bakalım nasıl olacak. Siyezde glüten az diyorlar ama yine de var. Arada makinenin tık tık termostat sesi duyuluyor uzaktan. Gidip baktım. Yarım saati kalmış.

İlk kartpostalları sırayla göndermeye başladım. Fakat kolay iş değil söyleyeyim. Yapıyorum sonra ilkokul çocuğu resmine benziyor diye çöpe atıyorum. O yüzden günde azami iki tane çıkıyor. Henüz gelmediyse, yoldadır, merak etme diye yazıyorum. Ne kartpostalı diyorsan seni bir önceki postuma veya Sadece C.'nin bloguna gönderiyorum. Kendi blogunda bu etkinliği yapmak serbest. Seni mimlememi beklemene hiç gerek yok.

Elbet eninde sonunda bu günler bitecek. En çok merak ettiğim, birkaç sene öncesine kadar tüm etkinliklerimi ev içinde yaptığımı bile fark etmeyen ben, bu sürecin sonunda evle ilişkimi nasıl dönüştüreceğim? Nasıl bir insan olacağım? İlk başlarda kendimi sokaklara atsam da, sonra eski tas eski hamam mı olacak?

Yarın alışveriş günü. Brüksel lahanalarım olduğu gibi duruyor. Az sebze bol meyve almalı. Bir de un. Ne olur ne olmaz. Taze ekmek kokusunu hiçbir ev kokusuna değişmem.

Şimdi gidip bir posta maç yapayım. Dünden beri hiç yapmadım. Sonra da bir kartpostal çizip göndereyim.

9 yorum :

  1. Bugün ben de Irvin Yalom'un sayfasındaki yazısını okuyunca, karısının kanser ve ölüm süreciyle ilişkili, benzer duygular hissettim..
    Aynı insanlar olmayacağımıza eminim fakat nasıl evrimleşeceğiz, hiç bir fikrim yok. Henüz çok erken sosyolojik çıkarımlar yapmak için. Birkaç ay sonra görmeye başlarız önümüzü diye düşünüyorum çünkü bu süreç aşı bulunana dek başımızda sıkılaşıp gevşeyerek ama devamlı sürerek... Buna da 18-24 ay diyorlar be Joe :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İrvin Yalom'un eşinin durumundan haberim yoktu...
      Bana sanki çok daha kısa sürecek gibi geliyor ama kendimi kandırıyor olmam çok yüksek ihtimal. Dünya ekonomisi nasıl dayanır bu duruma? Kıtlık filan olmaz mı? Hadi biz (türkiye) kendimize yetiyoruz ama birçok ülke sebzeyi meyveyi dışarıdan ithal ediyor, e sınırlar kapalı...
      En azından aşı diye bir ümidimiz var.

      Sil
    2. Ölümler, bir bıçak gibi saplanıyor kalbimize.. ama bir şey söyleyeyim mi o da geçiyor. Kimisinde zor, kimisinde biraz daha kolay.
      Öte yandan üreticiliği zorlaştırdıkları için ilerde sıkıntı yaşanır mı bilemiyorum. O yüzden herkesi, kendi saksılarında üreticilik yapmaya davet ediyorum. Hem çok zevkli. Güzel günler göreceğiz.. madem yaşıyoruz, yolu yok göreceğiz :) <3

      Sil
    3. Sevgili Momentos, saksıdakiler bize yeterse ne ala :)
      Yetmezse de gerçekten keyfi bile yapmaya değer. Umarım saksılardakine kalmayız yine de.
      Sevgiler kocaman.

      Sil
  2. Ekmek kokusu <3

    Valla Joe'm. Şu süreç bir bitsin, serseriliğin dibini sıyırıcam. Toplu taşımalardan inip, büyük caddelerde yürüyüp, kalabalık yerlerde yemek yiycem ehehe. Umumi tuvaletlerde çiş yapıcam. Hiç tiksinmicem valla.

    :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de öyle diyorum da , iki günde sıkılmayalım dışarılardan. Bu kez de eve girmemize engel bir virüs türemesin? Saçmalamaya başladım, düpedüz.
      Yeter ki bitsin, zaten de mi?

      Sil
  3. Sevgili Joe, elimden geldiğince hazırladığım kartpostalı mailine yolladım. Çok sevgiler, umarım seversin...

    YanıtlaSil
  4. hafta içi asla yapamayacağımı bildiğimden girişmedim ama hafta sonuna sıkışır mı acaba şu kartpostal işi... ben bi düşüneyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir acelesi yok ki. Zaten ben de peyder pey yapıp gönderiyorum.

      Sil