Çarşamba, Mart 25, 2020

Ev durumları.

Aslında yazacak çok bir şey yok. Evdeyim herkes gibi. Ama bugün haftalık alışverişimi yapmak için çıktım. Gratis ve Nezih bile kapatmış. Hatta glütensiz ekmeğimi bulabildiğim fırın da. Peh. Kaldım ortada. Eğer karabuğday unum varsa - hala bakmadım - ekmek makinem var. İş başa düştü.

Bugün diyetisyenimle çevrimiçi görüşmem var bir saat sonra. Bu yazı bitene kadar zamanı gelir.

Bu hafta bol bol satranç maçı yaptım. İstatistikler 50'den fazla maç yaptığımı söylüyor toplamda. Vezir gambitini yeni yeni öğrenmeye başlıyorum. Neye vezir gambiti dendiğini öğrenince bilmediğime o kadar şaşırdım ki. Çok temel bir açılış. Ama hala hakim değilim. Tabii ki maç kaybederim sonrasında. Bir de orta seviye oynuyorum diyorum. Hangi orta seviye. Aslında abim haklı çıktı. 2100 ratingli problem çözebilip hala 1400 seviyesindeki oyuncuyu yenemiyorum deyince, açılış çalış demişti. Açılışa hakim olduğum maçları alıyorum. Her maçtan sonra makineye maçın analizini yaptırıyorum. Ne kadar iyi oynamışım. Nerelerde bocalamışım. Kaç kitap hamlesi yapmışım, galibiyet kaçırmış mıyım hepsi çıkıyor. Tekrar dene diyor mesela avantajlıyken kötü bir hamle yüzünden durumumu bozduğum bir pozisyona ve ben hala bulamıyorum. Ama aramak ve denemek de iyi. Sonra sana gösteriyor istersen ama ben yine de ikna olamıyorum. Şu vezir gambitini ve Sicilya açılışını öğreneyim doğru düzgün, bir üst seviyede maç yapacağım. İyi oluyor. Dünyayı da virüsü de unutuyorum maç yaptığımda.





Satranç maçı yapmadığımda Dijital Ajanda ile uğraştım. İlkesi şu: Keynote'da (ya da PowerPoint'da) sabit arka planı hazırlıyorsun, sonra da bir not programında (herkesler Goodnotes kullanıyor, ama Onenotes da kullanan var) notlarını yazıyorsun. Saatlerce onların videolarını izledim, ihtiyacım olmadığını bile bile ve zaten en sonunda yarısını becerip sıkıldım. Goodnotes'a para vermek istemiyordum. İyi ki de vermemişim. Ayrıca dediğim gibi dijital ajandaya ihtiyacım yok. Ama güzel oyaladı beni.

Bunlardan başımı kaldırıp gerçeklerle yüzleştiğimde, gerçeküstü olaylar bir anda tokat gibi çarpıyor.
Nasıl yani diyorum. Bütün dünya mı, sahiden?

Şu sevimsiz virüsün hayatı sadeleştirmesi herhalde en sevimli tarafı. Sanki başka hiç derdimiz yok. Hiçbirimizin.

Neyse şimdilik bu kadar. Belki akşamüstü gene gelirim gevezelik etmeye.

11 yorum :

  1. Güney amerika'da bir yerlerde teknelerinde yaşayan bir çift dostum var, şimdi onlara yazdım nasılsınız diye, cevap bekliyorum heyecanla.. Onlar "iyiyiz ya burda yok bişi" desinler diye bekliyorum, itiraf edeyim.

    YanıtlaSil
  2. Senin evde karantina çok hoş göründü Joe.
    Bi çay demleyemedik sende yahu. Neyse o günler de gelecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru sen Nisan gibi gelecektin bana. Çaaaaay <3 <3 <3

      Sil
  3. Sıkılmadan geçecek güzel günlere

    YanıtlaSil
  4. Keşke çabucak geçse şu günler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çabuk geçecek bence. Bir de iktidar olduğundan beri ilk defa bir şeyi benim beğendiğim şekliyle ele alan bir hükümet olması açıkçası bana çok iyi geliyor.

      Sil
  5. Bugün Nezih açıktı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten mi? Belki ben çok erken saatte gittim diye mi kapalıydı acaba? Suadiye Nezih mi? Kitabevi? :)

      Sil
  6. Evet, Penguen de açık, onu daha çok seviyorum, bomboştu, üzüldüm :(

    YanıtlaSil