Cumartesi, Haziran 08, 2019

Sayılar ve kuklalar ve masal.

Sakin ve ılık bir sabah. Yine balkondayım. Yandaki inşaatın sesi çok rahatsız etmiyor. Ara sıra kalaslar düşürüyorlar üst üste. Öyle ahşap, tok sesler. Araya demirler de giriyor. Çing, çing. Bonk. Tonk. Klonk. Uzaklarda bir köpek havlıyor, bir sokak köpeği bence. Ve fonda serçeler.

Problem çözdüm az önce. Puanım çok düşmüştü. 1700'e kadar çekebildim yukarı. Kilom da 69.5'a indi bu sabah itibariyle. Sayılarla aram iyi son zamanlarda senin anlayacağın. Galiba insülin direncini kırdım. Diyetisyen bünyeden bünyeye fark eder ama genelde eksi%5 demişti. %10 çok iyi olur demişti. Bence kırıldı çünkü dün hem tatlı yedim, hem şekerli meyve suyu içtim hem de içine bir miktar votka kattım (yeni Cuma gecesi kutlama ritüelim). Ve yine de kilom düşüşte. Eksi%5'i hesapladım 4 kilodan az ediyor. Bense 4 kilo 100 gr verdim. Umutluyum. 60'ı göreceğim çok da uzak olmayan bir gelecekte.

Bugün roman yok. Tatil. Dün çalıştım biraz. Bazı sorular sormuştum kahramanıma onu daha iyi tanımak için. Sonra kahramanımın kişiliğine girmeye çalışıp, soruları sesli cevaplayıp sesimi kaydetmiştim. Cevaplarken zaman kaybettiğimi düşünüyordum, boş işlerle kendimi oyaladığımı (bir de komşular duymasın, kafayı yediğimi düşünecekler diye) fakat ertesi gün ses kaydını yazıya döktüğümde aslında neyi anlatmak istediğim çok netleşti. Hani Hakan Günday demişti ya, ne anlatmak istediğinize karar verin önce. Yalnızlık mı, o mu bu mu. Sonra onu istediğiniz yere yerleştirirsiniz: bir deniz feneri, uzay. O kadar kolay değil o iş bence. Yani onu bulana kadar ohooo. Neyse sonunda buldum diyebiliyorum ve bu konudan güzel bir roman olur, seveni çıkar diye düşünüp heyecanlanıyorum. Ama tabii çoooooook çalışmak gerek. Evirmek, çevirmek. Önce ben anlatıcı ile anlatmayı denemek, olmazsa başka bir numara bulmak filan. Eh. Olacak o kadar.

Bu arada, artık dünya çapında bir yazar olmak istemiyorum. Bu güdümü zaten sevmemiştim. Çiğ gelmişti. Ama içimden gelen buydu. Şimdi o da değişti. Olgunlaştı. Şimdi tek derdim, kendimi iyi ifade edebilmek. Her şeyi yazmak zor. Zor olanları da ilgi çekici bir hikayeye dökebilmek istiyorum ilerde. Yazamayacağım şey kalmasın istiyorum. Öyle.

Ayrıca, ben bir post daha yazdım yayınlamadım. Kardeşim bendeydi onu yazmıştım. Sonra fazla özel geldi. Meğer o da bir oyun yazmış. Tiyatro oyunu. Bir de o da kendine bir atölye kurmuş. Kukla atölyesi. Baya ahşap oyma masası, testere filan almış. Hoşuma gitti. Ona söylemedim ama belki bir gün bir masal yazarım, o da kuklalarla sahneler. Bu elimdeki kitaplar bana masal yazma isteği verdi çünkü. Romandan sonra ama. Oturup kukla tiyatroları izlerim durmadan mesela.

Şimdi çıkmam lazım. Bu öğleden sonra bir arkadaşımla buluşuyorum. Bazı hazırlıklar yapmam gerek. Yarın yine gelirim bence. Görüşürüz.


2 yorum :

  1. Sana saygı duyuyorum. Nedeni, azimlisin. Eğer benim kardeşim ya da yakınım ya da hatta uzağım gelse ve bana "c. ben karar verdim (misal) psikolog oluyorum" dese, ben nedense "bir ipte iki cambaz oynamaz" diyip hemen (misal) kendi psikologluğumdan vazgeçiyorum! Oysa sen hiç öyle değilsin, herkes kendi yolunda yürür, aynı aileden iki başarılı psikolog da çıkar diyorsun ve devam ediyorsun. Bunu nasıl başarıyorsun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorumu okuduğumdan beri sorunu düşünüyorum. Sanırım ben seviniyorum aynı ailede benzer ilgi alanları çıkıyor diye. Bir çeşit onaylanmış hissediyorum. Demek ki yetiştiğim ortamın havasında bir şey var diyorum. Bir de rekabet yerine işbirliği kafasında olmaktan. Başarılı olmamız şart değil bir de. Yaptığımız işi sevmemiz daha önemli.

      Sil