Salı, Mayıs 14, 2019

İlk gün.

Dün sabah 4:00'e geliyordu saat yatmaya karar verdiğimde. Neler yaptın onca saat dersen biraz Ursula'nın kitabını okudum. Bir de kendi blogumun Ağustos-Eylül yazılarından birçoğunu. Uzun zamandır o yazıları gözden geçirmediğim için unutmuşum. Başkası yazmış gibi okudum ve sonunda kendi yazımın tadının neye benzediğini anladım. Önceden boş boş şeyler yazdığımı düşünüp üzülüyordum. Belki hayatın anlamını çözmüyorum burada ama yazıların bir tadı varmış. Bu da bana daha bir süre devam etmek için yeter.

Bugüne neler sığdı?

Balkonda kahvaltı.

Defter yaptım bir tane, resimleri yarın çekmeyi düşünüyorum. Dün de yapmıştım ama dünkünde hatalar yaptım. Bugün satışa çıkabilecek bir tane yaptım. Kapağı gümüş rengi metalik oluklu kartondan, sayfaları fuşyaya yakın bir pembe. Defterin ismini "kokoş" koymaya karar verdim dün.

Sonra Ursula'nın kitabındaki ilk öyküyü bitirdim. Yirmi sayfalık bir bilimkurgu öyküsüydü. Daha önce Ursula'nın (Le Guin) sadece Mülksüzler kitabı vardı elimde ve okuyamamıştım. Bu sefer okuyabildim, bunun için çok mutluyum. Notlarımı da aldım okudukça. Konusu oldukça çarpıcı. Hayali bir gezegen ve dolayısıyla kültürde, kadınlıktan erkekliğe istedikleri gibi geçiş yapabilen canlıların dünyasında yaşayan bir ergenin ilk ve sonraki cinsel deneyimleri diye özetleyebilirim. Öykü Dünyanın Doğum Günü kitabının ilk öyküsü. İsmi Karhide'da ergen olmak. Sürükleyici bir üslubu var, fakat yer yer çok fazla yabancı özel isim kullanılmış ve öykünün akıcılığına sekte vuran bir şey bu. Son derece sınırsız bir özgürlük fikriyle yazıldığını tahmin edebiliyorum. Yazarın babası antropolog ve bence bunun etkisi öykülerde kendini belli ediyor. Hayali bir kültür oluşturulmuş, bazı ritüeller, oyunlar, törenler var. Başta uzunca bir tarih bölümü yazılmış. İnce ince hayal edilmiş ve okuması keyifli, birçok ayrıntı var ama hikayeye ne kadar hizmet ediyor diye sordum durdum kendime. Masalsı bir hava katıyor orası kesin.

Böyle de yazan var diye düşündüm. Neden olmasın. Bir yandan usta bir anlatıcı, Ursula. Baştaki o masalsı havayı yaratmak ustalık isteyen bir beceri. Betimlemeler çok zengin. Ama konusunu beğenmedim. Sonunu da öyle. Kurgu da bence bütüne bakınca zayıf. Yine de yazmakla ilgili ufkum genişledi. Bir günde fena bir ilerleme değil.

Bugün başka neler yaptım? Dr.'a gittim. Tiroidimde hiçbir sorun yokmuş. Teyit etti. Sadece şekere meyilim var. Diyabet ilacı vermedi, sadece 3 ay sonra zayıflayamamışsam tekrar randevu alacağım, o zaman ilaca başvuracağız.

Dönüşte yürüdüm ve bisiklete bindim. Yaklaşık bir buçuk saat. Sonra eve geldim. Köfte yaptım. Galeta unu yerine mısır ekmeğini kullandım. Bir de köfte baharı kattım ilk defa, çok güzel lezzet verdi.

Günler böyle harala gürele geçiyor. Ortada hiçbir şey yok.





8 yorum :

  1. kendi yazılarının tadını anlayacak kadar geçen süre, o zamandan bu zamana aynı kişi arasında bir düşünsel yolculuk geçtiğini kanıtlıyor. kafa yapısı, bakış açısı, gündemi, kendi iklimi değişmiş; kendinden soyunabilmiştir. o perde kalkmadan insan kendini asla değerlendiremiyor sanki.

    Sabah sabah bunları düşündüm, seni okurken. Ursula öykülerine iştahlandım bir de. Not alırken, ilgini çeken - yazarda gözlemlediğin teknik ayrıntıları mı yazıyorsun yoksa okurken kendin için aklına gelen fikirleri mi?

    Balkonda kahvaltı 💙
    Öperim Joe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok değişmiş hissetmiyorum aslında, sadece unutmuşum ne yazdığımı ve yaşadıklarımın ayrıntılarını. Hatırlamak istedim bu eve taşınma öncesi nasıldı, olaylar nasıl gelişti. Neleri önemsedim, evin hangi özelliklerine sevindim.

      Not alırken, teknik ayrıntıları yazıyorum, aslında not alma konusunda kendimi fazla kısıtlamıyorum, bana düşündürdüklerini doğrudan yazıyorum. Mesela: işe giderken yolu ve manzarayı görüyoruz, mimari ve şehrin silueti, hava. Ama ilham verirse onu da yazarım.

      Ben de öptüm güzel!

      Sil
  2. 7 derecelik Mayıs havasından bildiriyorum.. Ooo!
    Yazılarını çok seviyorum, bir çok ayrıntı var, okuduktan sonra üzerinde düşünüyorum, bu çok hoşuma gidiyor.
    Tiroid'e sevindim. Rejim konusunda.. Dün yakın arkadaşım N. bana kahvaltıya geldi ve birsürü şey hazırlamıştım sadece meyve yeni çay içti. Bana dedi ki, yeni bir rejim deniyormuş. kendisi hissetmiş eti çok seviyor ama et yediğinde şişkinlik duyuyormuş, bir süre eti kestiğinde birden kilo verdiğini fark etmiş. Şimdi bazı gıdaları daha fark etmiş, mesela bezelye ile kırmızı yaş biberi de çok hazımsızlık yapıyordu, onları da kestim sanki daha enerjiğim falan dedi ama hiç bir bilimsel tarafı yok bilmiyorum. Sadece bazı gıdalara karşı intolerans olabiliyormuş insanlarda, yani tamam biliyoruz mesela laktoz vs çok yaygın ama salatalığa intolerans olabiliyormuş ve bu şişkinlik, hazımsızlık ve dolayısıyla sinirlilik falan yapabiliyormuş. Bi kitap dedi ama dur bi bakayım bulursam türkçesi varsa yazayım. Çok ilginç..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 7 derece mi, almanya ne zalim bir havan var...
      :) yazılarımı beğenmene çok seviniyorum, çok ama. :)
      bende glüten kesin, glüteni kestim şişkinlik filan kökten gitti.

      Sil
  3. Roman bittiğinde okumayı çok isterim. Orada umutlarınız umutsuzluklarınız, hayal kırıklıklarınız onlarla baş etme mücadeleleriniz, yeni başlangıçlarınız olacak. Kolay gelsin. Sevgiyle..Aylin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Aylin, umarım bitirebilirim...Bittiğinde buradan bütün dünyaya ilan edeceğim kuşkunuz olmasın. Ama daha çok var. Hem yeni başlamış gibiyim hem de değil. Benden de sevgiler.

      Sil