Cuma, Ocak 11, 2019

Hüzme.

İyi değilim son günlerde. Abuk subuk saatlerde, yorganın altına giriyorum, karanlık odada, karanlık duyguların pençesinde, herkesten habersiz, bir başıma, bir oraya bir buraya dönüyorum. Bazen gözümün önüne Amy'nin o yüz ifadesi geliyor. O an duygularımı en güzel, o ifade ediyor.

Amy'den bahsetmiştim bir sefer galiba. Gencecik yaşında, (yirmi? yirmi bir?) menenjit geçiriyor. Yüzünü görsen öyle güzel, öyle alımlı ki. En güzel modellerle yarışır. Yirmisinde sanki daha da güzelmiş. İnsan bari en mutsuz gününde, makyajsızken filan biraz çirkinleşsin. Yok. Ben Instagram'da takip ediyorum. Menenjit sırasında sanırım organları iflas ediyor. Ciğerleri sönüyor, böbreklerini kaybediyor, bir de dalağı ile bir sorun yaşıyor. Doktor umudu kesmiş arabayla eve dönerken, birden aklına bir fikir geliyor, ve hastaneye gerisin geri gidip onun hayatını kurtaracak bir dizi ameliyata giriyor ve Amy kurtuluyor. İki ayağını kesiyorlar, babasının böbreğini takıyorlar, ciğerleri ve dalağı nasıl hallediyorlar onu bilmiyorum ama hayata dönüyor. O bahsettiğim fotoğrafta, bütün güzelliğiyle babasına sarılmış, ayakta, belli ki kısa bir an objektife bakarken çekilmiş, ama yüzünde tüm başına gelenlerin hem hüznü, hem isyanı, hem acısı, hem şaşkınlığı. Ben hayata ne yaptım ki, der gibi. Şimdilerde her şeye inat, mutlu ve aktif bir hayat yaşıyor eşiyle, en son fotoğrafı Altın Küre'nin davetinden. Ama ben bugün o İnstagram'a koyduğu eski resmini düşündüm.

Belki birkaç şey üstüste geldi bilemiyorum. Ama saatlerce ışıksız odada kah uyuyup, kah debelendikten sonra, canımı yakan herkeslere sövüp, tam bir tanesine okkalı bir beddua patlatacakken durdum. Yok dedim. O kadar da değil. Onun başına kötü bir şey gelsin istemiyorum. Gerçekten istemiyorum, üzülürüm. Tam bir saniye sonra o saatler, günler süren karanlıktan sonra perdeleri çekili  ruhumdan içeri incecik bir hüzme girdi. Çok şaşırdım. Hayatımın güzel, keyifli taraflarını aydınlattı. Kalktım, kalkabildim, mutfağın ışığını yakıp, buzdolabından mandalina elma filan alıp yedim. Az da olsa iştahım açıldı. Sadece mide iştahı da değil, yaşama iştahı.

----------

Bu yazıyı yazıp taslağa atmıştım. Üstünden bir iki gün geçti. Şimdi o küçücük ışığın girdiği yerden ben dışarı, hayata çıktım. Çok da güzel oldu. Gündemim değişti. Ama o an olan değişimi düşünüyorum. İnsan ruhunun işleyişiyle ilgili önemli bir ipucu olduğunu. Keskin sirke küpüne zarar sözünü. Nefretin, acının doğasını. Kurallarını. İçimdeki bir damlacık sevginin, okyanus kadar nefrete kafa tutmasını, bileğini bükebilmesini. Acının içinde boğuluyordum galiba. Keşke bir formüle dökebilsem bu tecrübeyi, bütün acılara ilaç olsa. Ama kendiliğinden oldu. Ben bir şey yapmadım.

Aslında aklıma bir kavram geliyor şimdi düşününce. Psikanalizde "désintrication de la pulsion" diye bir şeyden bahsedilirdi. Dürtünün ayrışması, kutuplaşması anlamlarına gelir.  Örnek vermek gerekirse, güven duygusu "désintriquer" olursa, kutuplaşırsa, her şeyden, herkesten şüphelenirsin. Bunun tersi de, herkese güvenmek, hiçbir şeyden şüphelenmemek, aynı kutuplaşmanın ürünüdür ve aynı derecede sağlıksızdır. Sağlıklı olan şüphenin ve güvenin beraber çalışıp iş görmesidir. Bunu sevgi ve nefrette yaşadım sanırım. Tekrar "réintriquer" oldular ruhumda bir şekilde. Beraber çalışır hale geldiler. Saf sevgi ve saf nefretken. Ama formülünü bilmiyorum. Nasıl olduğunu sorma. Bilişsel terapi ve psikanaliz karışımı terapilerin bir meyvesi olabilir bak. Ama bugünlük benden bu kadar. Gideyim biraz meyve filan yiyeyim. Duşa gireyim. Pilatesten geliyorum.




13 yorum :

  1. Herşey daha güzel olur insallah

    YanıtlaSil
  2. Meraklanmaya başlamıştım, bugün de yazmasan e-mail tacizine başlayacaktım biraz da ürkerek. Merak ettim seni anlıyor musun? Kurduğun cümleleri sevdiğim için, pırıldayan zekânın hüzmesinde yol almak gibi iletişimsel yol arkadaşlığın. Önemsiyorum. Seni önemsiyorum. Seni merak ediyorum. Güzel bir hafta sonu diliyorum. Ve haber almayı...
    <3

    YanıtlaSil
  3. Güzel günler olmasını ümit ederim...Sizin ve hepimizin adına...Selam ve Dua ile...

    YanıtlaSil
  4. İyi düşünceler de tohum gibi. Akla geldi mi yenilerini çağırıyor; ruhumuzda bir yerde dallanıp yeşeriyor da güneşi çağırıyor sanırım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enis ne güzel düşünmüşsün...Haklısın galiba.
      Sevgiler.

      Sil
  5. bu yazdığın şeyi ben de biliyorum. otur anlat desen, bu kadar anlatamazdım. içimin sıkışıklığını alan bir düşünce geliyor. ilham veriyor ve konuyu rahat bırakıyorum.

    kendi kendine yardım etmişsin. sence David burns ile ilgisi var mı?

    YanıtlaSil
  6. Dusunceler seni en dibe cekiyorken, birden dur! demissin ve daha mantikli, olumlu dusunmeye baslamissin, bence sen pismissin ;) hazirsin.. neye? yeni bir sayfaya, dengeli, doyumlu bir sayfaya..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Offf umarım dediğin gibidir OA...Yorumun iyi geldi.

      Sil
  7. yazıyı okuduğumda aklıma geldi;
    ''yaşadığın anı yakala!''

    YanıtlaSil