Perşembe, Eylül 13, 2018

Sonbahar ve film.

Sabah gene hava yeni aydınlanıyorken uyandım. Kalktım biraz iş yaptım. Sonra kahvaltı. Sonra gene iş. Hava kapalıydı. Bir ara tam güneşin ışınları salonun duvarına vururken açıldı, ben de fırsattan istifade Kahve'nin benden istediği ev videosunu çektim. Sonra gittim kendime bir türk kahvesi yaptım. Geçen günden kalma küçük poğaçalardan vardı, kahveme eşlik. O sırada Kahve'den cevap geldi: kendi de bana videolu cevap veriyordu. Kuruldum beyaz koltuğuma kahvemi yudumlarken, Güneş'in videosunu izledim. İnsan keyiften ve mutluluktan çatlarsa benimki yakındır.

Sonra işe devam. Bir koca koliyi bitirdim sayılır. Dibi gözüktü. En fenası giysi öbekleri. Bir çoğunu atmam gerek, o kararlar çok sancılı gelir bana hep. Şu mutfağı haftasonundan önce bitirsem keşke. Yarın mesela. Bugün öğleden sonra Ahlat Ağacı'na gideceğim Kadıköy'e. Hala gösterimde olduğuna Ege'nin bıraktığı yorumdaki ipucundan uyandım: sakın kaçırma. Kaçırma? Demek ki oynuyor mu yoksa? Bak bakayım. Ahah. Evet! Yatatınnn Pidda! Yeğenimin bebekken dediği gibi (yaşasın pizza!).

Hava gene kapattı. Havada böyle, biraz melankolik, sonbahar serinliğine eşlik eden bir loşluk var. Yağacağım diyor. Bana Verlaine'in o klasik şiirini hatırlatıyor:

Les sanglots longs des violons de l'automne
Blessent mon coeur d'une langueur monotone.

Sonbahar kemanlarının uzun hıçkırıkları
Kalbimi tekdüze bir sıkıntıyla yaralar.

Çeviri benden. İlla ki daha güzel çevireni olmuştur. Fransızcasında heceler daha güzel hissediliyor ve kafiyeler cuk oturuyor. Hatta ben Verlaine olsam, blessent mon coeur yerine, bercent mon coeur derdim. Kalbimi tekdüze bir sıkıntıyla sallar. Tabii türkçede olmadı. Bercer, beşikte sallamak anlamında. Neyyyyse, oldu artık. :D

--------------

Öğlen yemeğim şahane oldu. Hazır yufkam, hazır közlenmiş patlıcan ve biraz da çeçil peynirim vardı. Yarım yufkanın orta yerine, köz patlıcanı sıvadım, üstüne küp küp kestiğim peyniri (rendelenmiş taze kaşar da olur) koydum, kararında pul biber. Gözleme gibi kenarları katla, tavaya at, sonra pişen yüzlerine tereyağ sıva. Yaklaşık 4 dakika bir yüzü, 2 dakika öbür yüzü. Bitti gitti. Muhallebi de yedim üstünden. Denemek için içine kakule koymuştum. Çok yakışmış. Denemeni öneririm.

--------------

Ah! Bir de inanmazsın ne oldu? Dün ve evvelsi günler, hep şu balkon düzenleme işini en sona bıraktım ya. Hem bir yandan sabırsızlanıyorum, hem de içimden o kartonların neresinden balkon düzenleme kursumun notları çıkacak diye endişeleniyorum. Ya çıkmazsa? Ya bulamazsam? Kimbilir hangi deftere ya da kağıtlara not aldım. Bir tane analog günlüğüm var. Gece gözlerim kapanırken yatağa gitmiştim ve uyuyamayınca tekrar kalkıp salona geçmiştim. Günlüğe bir şeyler karalarken, şöyle bir sayfaları çeviresim geldi, amanın! Balkon düzenleme notları meğer o defterin başındaymış. Altın bulmuş gibi sevindim. 

Canım başka şeyler yapmak istiyor. Mesela stopmotion kısa film çekmek. Oyun hamurları çıktı kolilerden. Oradan esinlendim. Tripodumu birine ödünç vermiştim. Kırdı öyle verdi. Bir de kırıldığı için bana kızgındı. Muhtemelen makinesi düştü. Ne diyordum, stopmotion. Ama şimdi oturup onun tekniğini öğrenmeye ve o işe ayırmaya zamanım yok. 

---------------

Gittim Ahlat ağacı'na. Çok sıkıldım. Diyaloglar çok kötüydü. Oyuncular, konuşmaları ağızlarında yuvarlıyor ne dedikleri anlaşılmıyordu zaten. Bir de o imamların tartışmasında fenalık geldi nasıl uzatmışlar, nasıl yapay, az kaldı bir hışım salonu terk ediyordum, zor durdum sonuna kadar ama iyi ki durmuşum. Sonu en güzel kısmıydı bence. Bir de, kitap yazarlarının sponsor bulmaları gibi bir durum yok. Yayıncı bulmaları daha önemli, o da parayla değil. Yine de gitmeseydim içimde kalacaktı.

Şimdi de feci uyku bastırdı. Gidip yatayım bari tavuk gibi. 

6 yorum :

  1. İmamlarda ben de baygınlık geçirecektim ama genel olarak beğendim. Yine de NBC'nin en iyi filmi olmadığı kesin :)
    Bir de buradan güle güle otur diyeyim, keyfin hep böyle yerinde olsun...

    YanıtlaSil
  2. Ben Kış Uykusunu çok beğeniyorum bin kere izleyebilirim. Ama Mevsimler'i izlemedim. Ahlat Ağacı'nda beklentim büyüktü.

    Teşekkürler güzel dileklerine... <3 <3 <3

    YanıtlaSil
  3. stopmotion zor değil, sadece devamlılığı takip istiyor. fotoğraf çekerek bile yapabilirsin. her bir hamleyi çekip, sonradan yanyana fotoları en basit programda bile birleştirebilirsin. arkaya da müzik. oldu bitti.

    <3

    YanıtlaSil
  4. Sağda solda tavsiye edilen filimleri ya da linklerini listelediğim bir face grubu açtmıştım. Oraya ekledim, belki bir fikir verir diye :)

    YanıtlaSil
  5. @kahve : stop motion o kadar teknik değil mi diyorsun yani. bana hep deli işi gelmiştir ama istiyorum, yaratıcılığa çok açık bir sanat dalı bence.

    YanıtlaSil
  6. @ Enis: çok teşekkürler, bir heves kabul ettim grup üyeliğini birazdan göz atarım.

    YanıtlaSil