Pazar, Eylül 30, 2018

Challenge son!

Geçti gitti bir ay. Ama çok şeyler değişti hayatımda. Bunun her bir gününün duygularını saklamış olmak çok güzel. Az önce ince belliyle elimi ısıta ısıta okuduğum rastgele birkaç yayınımı okurken hissettim. İnsan konfora öyle hızlı uyum sağlıyor ve geçmişi unutabiliyor ki. O, gürültüden ne yapsam kurtulamadığım gece mesela. Şimdi hiç yaşanmamış gibi.

Ev düzenini asgari bir işleyişe sokup hayat düzenini sıraya sokmaya bile geldim şu bir ayda. Şu salondaki köşenin boş kalması biraz canımı sıkıyordu. Şimdi oraya da bir işlev kazandırdım. Uygun mobilya bulmak gibi işler var şimdi gündemde. İkea sağolsun. Balkonun son hali baharı bile bekleyebilir. Balkon konusunda çok acelem yok. Çalışma odası, yatak odası, hatta mutfak. Biraz tasarım isteyen yerler. Her şey çok kel oralarda. Daha sıcak, daha ev olsun istiyorum. Daha zevkli.

Stok foto deyip duruyorum ya. Oradan hakikaten para gelecek mi bakalım. Gelmemesi için bir sebep yok. Daha önce geldi. Hesabıma geçmedi çünkü kuruş kadar paraydı, ama benim gönderdiğim de üç beş fotoğraf. Servet kazanacak halim yoktu. Mantıklı olarak gelmesi lazım. Ama gözümle görmek istiyorum, mümkünse hemen. Fakat mümkün değil. Yani hemen mümkün değil.

Dün akşam Depoları Boşaltıyoruz'a koca bir post girdim. Ve bu sabah koca bir aydınlanma yaşadım. Koskocaman. Zamanımı değerlendirme konusu benim için çok sancılı ve yıllardır canımı yakan bir iş. Hep robot gibi ve asla uygulanamayan keyifsiz bir program ile tamamen salmak ve hiç tatmin etmeyen bir hayat arasında sancılı bir geçiş yaşıyorum. Bu sabah blok halinde, sanki yukarıdan inen bir bilgi gibi aydınlandım: bu benim çocukluğumun ve hatta gençliğimin tekrarı.

  • Robot gibi ve keyifsiz zaman: okul zamanı, iki okula birden gittiğim zamanlar, veya ergenken hiç başka bir etkinliğe vakit bırakmayan lise yılları.
  • Tamamen saldığım, amaçsız ve bomboş ve tatmin etmeyen yaz günleri.
Hiç ortasını yaşamadım. Hiç kendime ait bir projem olmadı. Üniversite bile, ki hayatımın tek projesiydi, çuvalladı. Yani sonuna kadar gittim ama o konuda çalışamıyorum. Bu, neden bu kadar zorlandığımın açıklaması. Bir uçtan bir uca salınmışım, ortası yok. Dün akşam hayıflanıyordum: beni Montessori okuluna yazdırsalardı en azından zamanımı kullanmayı öğrenseydim. Ama kaç kişi Montessori sistemiyle tanışıyor yuvada? Yine de ne projeler tamamlanıyor dünyada.

Bu çok önemli bir farkındalık. Ayakkabındaki bir taş gibi. Demek ki dünkü çalışmam bir dişliyi çevirmiş. Bir tık çevirmiş ama o da şimdi başka dişliyi çevirdi bak. Yılların dönmemiş paslı dişlisi bu. Bir tık dönse bile az iş mi? Zaten ilk günden komple tur mu atacaktı sanki?

Olacak bu işler. Çok inandım şimdi. Hiç bu kadar inanmamıştım kendime. 

O zaman kendime son bir sıcak çay daha koyuyorum ve bullet journal'ımda bir yapılacaklar listesi sayfası açıp, oraya buraya dağılan yapılacakları toparlayıp listelemekle işe koyuluyorum. Haydi bakalım. Güzel bir gün olacak.




ikinci stop motion um

7 yorum :

  1. Bunu daha evvel yolladım mı bilmiyorum. Gündelik programı ilham verici. Bazen biyografiler işe yarıyor http://arsivde.blogspot.com/2015/09/bu-skntl-devir-gececek.html

    YanıtlaSil
  2. Çalışmaya oturmadan serbest zaman yartaıp keyifli bir iş yapması, müzik dinlemesi iyi bir fikir gibi

    YanıtlaSil
  3. Challenge bitty! ve bu her gün yazma olayı bana da acayip iyi geldi:) geri dönüp bakmak, muazzam! az evvel ayın son yazısını yazdım; ferah ve mutlu hissediyorum:) https://sinmarin.blogspot.com/2018/09/eylul-toparland-gitti.html

    YanıtlaSil
  4. @ Enis: zor anladım o bağlantıyı niye verdiğini, sonraki yorumunla beraber anlam kazandı. Bana uymaz. Bana fiks program uymaz. Ben bir İkizler'im. Başına buyruk :)

    YanıtlaSil
  5. @ Merve: son yazını okudum, fakat yorumda da yazdığım gibi blogunun arşivi yok kenarda. Olsa dalacaktım hemen.

    YanıtlaSil
  6. Üst soldaki menü işaretini tıklayıp eski yazıları tarih sıralı görüntüleyebilirsiniz. Biraz zor sanırım; nasıl değiştiriliyor bakayım:) ben Eylül yazılarının linkini de bırakayım: https://sinmarin.blogspot.com/2018/09/

    YanıtlaSil
  7. Ya senin blogda neden kişilerin altına tıklanıp özel olarak o kişi cevaplanamıyor ;) Enis bey'in linkinden yine ben yararlandım, hele son cümlesi tam bana kapak niyetine! İyi ki vermiş linki çok severek okudum. 80 yaşından sonra yazılan kitaplar, her an yaşanan aşk, özellikle de "hanım çok severdi jackpot oynamayı" koptum ya, şahane bir kişilik.. Kitaplarını araştırıyorum şimdi. Otobiyografisi varsa hemen koşuyorum!

    YanıtlaSil