Cumartesi, Ağustos 11, 2018

Kek karpuz ve diğer olağan şeyler.

Mutfaktan nefis kokular yayılıyor evin her yerine. Uyduruktan bir kek yaptım. Toprak güveç kaplarında yapıyorum bir süredir. Koca formalar çekirdek aileler için. Sonra bayatlıyor o koca kek ve  artanlarını yemek zorunda hissediyorum, kalmasın diye. Zorla kek yemek çok can sıkıcı, şu ölümlü dünyada çekilecek dava değil. Fırını söndürdüm. Güveç kaplarını fırından çıkardım. Biraz ılınsın.

Aslında bunun çiğ versiyonu da var. Bir sabah öylece aklıma geldi: yulaf lapası, tahin-pekmez, ceviz, yaban mersini (aslında evde ne kuruyemiş varsa). Kek versiyonunda, çiğ yulafı rondoda un haline getiriyorum, göz kararı yoğurt, (tahin pekmez) yarım paket kabartma tozu ve tek yumurta da ekledim. Tahinli pide ile kek arası bir tat bekliyorum. Hadi kek, çabuk ılın.

-----------

Öylece aklıma gelenler serisinin bir diğeri:

bir gece karanlıkta uykuyu beklerken çarpıcı şekilde kafama dank etti. Cereyanda kalmış bir pencerenin çarparak kapanması kadar net: saçma, dedim kendime. Çok saçma. İmkânsız. Nasıl inandım ben buna yıllarca? Herkes hala nasıl inanıyor? Yani sonsuzluk var, koskoca, ortasında da bir biz mi varız? Çok saçma. Sonsuzluk da saçma, bir tek bizim olmamız da. Gerisini bilemem.

-----------

Kek başarılı. Tahin tadı tahinli pidedeki kadar baskın değil. Ve kesinlikle ben sağlıklıyım diye bağrınıyor yerken. Dolu dolu iniyor lokmalar mideye.

-----------

Bu sabah 06:00 gibi uyandım. Şu an saat 15:00'e geliyor. Oysa hissedilen zaman: bu sabahtan sonra 3 gün gibi. Bir sürü şey yaptım. Çarşafları ve pikeyi yıkadım mesela. Dışarı çıktım, çok defa. Topuklu espadril görmüştüm. Gittim satın almaya, ama numarası yoktu. Ve zaten abartı pahalıydı. Mutfağı çok güzel topladım. Ekmek kızartma makinesinin altını ve üstünü sildim. Kırıntı çekmecesini boşalttım. Yazın başından beri aradığım şortumu hurçlardan bulup çıkardım. Satranç oynadım. Yendim. Aslında nasıl kurgu yazasım var. Geçenlerde de vardı, ilham doluydum: bütün hikayelerin kesişme noktasındaymışım gibi bir duygu. Ama kafam bunu kaldıracak durumda değil. Yazık.

------------

Kardeşimle barıştık. Artık normal insanlar gibi konuşuyoruz. Aramızda kalsın, özlemişim. Kardeş muhabbeti başka muhabbetlere benzemiyor.

------------

Çok yazasım var, çok. Sözcükleri birbirlerine yakıştırmak. Yeni söz kombinleri keşfedip, altına imzamı atmak, duyguları onikiden zımbalamak filan. Konuları dallandırıp budaklandırmak. Hayalgücümü kullanmak.

Ve okumak istediğim onca kitap. Ve izlemek istediğim filmler, diziler. Neyse, biraz sabırlı olmam gerek. Başka da bir yol zaten yok. Bir de adaya gitmek istiyorum. Bir de vapura binmek. Adaya zaten yüzerek mi gidecektin desene :).

Karpuz vardı buzdadolabında. Nasıl bir mutluluktur o da. Bu sene her seneden çok yedim karpuzdan.

Bir de sevgilim olsa, tam olacak.

9 yorum :

  1. Sen ne yaptın kuzum, blogu baştan sona sildin mi? Diyorum nerede bu Joe, özlettin kendini, iyi ki döndün geri :)

    YanıtlaSil
  2. Aynen dediğin gibi yaptım. Baştan sona sildim. Sonra da yüzsüz yüzsüz geri geldim :)

    YanıtlaSil
  3. maile düşen joe yazısına sevinerek koşmak 😊

    tam bir yaz yazısı olmuş. karpuz, temiz çarşaf, kitaplar.. ve ayrıca kelime kombinleme, duygu zımbalama filan nasıl güzel yakıştırmalar.
    gerçekten bir de aşk olsa tadından yenmez hayat 😉

    YanıtlaSil
  4. Hoş geldiniz, özlemiştik :)

    YanıtlaSil
  5. @ Dukuju: ben de senin yorumunu dört gözle bekleyip, sevinerek coşarak okudum :)

    YanıtlaSil
  6. @ Enis: Hoş bulduk, yakınlarda bir buluşsak sanki, müsait bir zamanınızda.

    YanıtlaSil
  7. bayıldım bayıldım yine pek keyifli bir yazı olmuş Joe'cum:)

    YanıtlaSil
  8. en son ben mi görmüşüm bu yeni yazıyı yahu?! ama olsun, yeni seni en önce ben gördüm diye teselli buluyorum! iyi ki geri döndün sevgili joe... seni gerçekten özlemiştik.

    YanıtlaSil
  9. @ Ege: yessssss! ben de sizleri.:)

    YanıtlaSil