Cuma, Haziran 01, 2018

Ağır post.

Koskoca bir Mayıs ayını devirmişiz. Zor geçti, yalan yok. Ama çok şey getirdi zorluklar beraberinde. Hala onları sindirmekteyim. "Hayatı yeniden keşfedin" kitabını yarıladım. İsmi hala çok iddialı gelse de, aslında sözünü tutuyor, haydi, eğri oturup doğru konuşalım. İçimde o kadar çok "eşya" yer değiştirdi ki, biraz başımı tutuyor bu değişim. Sanki bu kitaptan sonra uzun süre kitap okuyamazmışım gibi. Gerek duymazmışım gibi. Zaten kurgu okuyamıyordum. Hep internet makaleleri. Ama şu an sular seller gibi okuduğum birçok kişisel gelişim makalesi gereksiz geliyor. Hatta Tony Robbins'e bile yüz vermiyorum. O da okusa keşke şema terapiyi. Eminim kendine biraz pay çıkartırdı. Kafedeki garsona, taksideki şoföre tavsiye edesim geliyor ve tabii ki tutuyorum kendimi.

Bunun dışında twitter'ı ekşisözlüğü daha sık okur oldum ve okuduklarım hiç hoşuma gitmedi. Dünya çok acayip bir yer. Günaydın desene, Üsküdar'da sabah oldu. Bilmiyorum blog. Ben her insanın özünde iyi olduğuna inanırım, kimse kötü doğmaz. Ve en kötünün içinde bile iyilik hep vardır. Hep böyle baktım dünyaya. Ama şimdi o en kötünün içindeki iyiliği arayacak enerjim yok. Hep affedici olmaktan da yoruldum. Şu an aklıma Pucca geliyor, Mali'li o genç ve bir de bambaşka bir bağlamda Urfa'da köle olarak satıldığı söylenen Suriye'li kadınlar ve çocuklar. Sonra gene çok alakasız şekilde ekşisözlük'te açılan "erkeklerin araba alma motivasyonu" ile ilgili açılmış başlık ve benim başıma gelmiş birkaç olay. Bunların hepsini ip gibi aynı önem sırasına dizdiğim yok elbette. Hepsini aynı paragrafa yazmak bile kötü. Ama kafamın içinde karamsarlık yağmurları yağdırıyorlar bir araya toplanınca.

Pucca'dan başlayacak olursam, birkaç gün önce eşinden boşanacağını duyurdu sosyal medya hesaplarında. Ve kendisine bu hassas dönemde nazik davranılmasını rica etti. Onun bu duyurusunun altına insanlar destekleyici yazınca biraz rahatladım ama sonra orada burada o kadar sert sözler okudum ki içim acıdı. En kötüsü ise, twitter'da bir tweet atmış bu duyurudan birkaç gün sonra, kendi arkadaşına yaptığı bir düşüncesizliği ile ilgili, altına boşanmasına gönderi yapan çok alaycı ve çok yaralayıcı tweetler atmış insanlar. Ne gerek var bu kadar kötü olmaya? Bu kadarı çok fazla değil mi? Seversin sevmezsin ama ...

Mali'li göçmen gencin videosu ne kadar yayıldı bilmiyorum, en son Cnn ve alman televizyonları o videonun yayın iznini istiyorlardı birkaç gün önce, bence yayılmıştır. Özetle 4. kattaki balkonun dışına tek koluyla asılarak tutunan dört yaşlarında bir çocuğu kurtarmak için (kurtarıyor da) balkon katlarına tırmanan Mali'den kaçan ve Fransa'da yasadışı göçmen statüsündeki bir genç söz konusu olan. Videoyu görünce ben zırıl zırıl ağladım, kendimi tutamayıp. Neyse ki çocuk kurtuluyor sonunda ve Mali'li genci de Fransa Cumhurbaşkanı sarayında kabul edip ona vatandaşlık ve itfaiyenin kurtarma biriminde iş veriyor. Buraya kadar her şey güzel ama ya o videonun altında yazan fransızların yorumları? (benim verdiğim linkin altındakiler değil). Birkaç tane normal yorum var geri kalanların tamamı falsolu. Bazısı açıkça ırkçı, bazısı açıkça salak, bazısı da iyi niyetli olayım derken bile mide bulandıracak kadar küstah. En kötüsü sanırım şuydu benim için:" bu genç Fransız Vatandaşı olmayı Hak ettiğini kanıtladı." Çünkü fransız vatandaşlığı hak edilerek elde edilen bir şey. Çünkü fransız vatandaşı olmanın şartı zor durumda olanı kurtarmak. Değil kendi hayatını tehlikeye atmak, adamı sokağın ortasında öylece bırakırlar tek yapacağı ambülans çağırmakken, bırakıp gitmemeleri için caydırıcı yasa çıkarılmış bir ülkeden bahsediyoruz.

Urfa'da eşya gibi satılan kadınlar ve çocuklar için ise diyecek sözüm bile yok. Gaziantep'te de yaygınmış, Suriye'li kuma. Hani öyle bir haber ki bu, o kadar ağır ki, neredeyse kadınlar hadi satılsın diye bir cümle kurası geliyor insanın çünkü çocuklar!!!!! Bilmiyorum blog. Elimden hiçbir şey gelmiyor. Ne yapayım? Çekip gideyim mi bu dünyadan? Ben çekip gittim diyelim. Ne değişti? Hiç. Böyle bir dünyada yaşamak zorundayız. Devletin müdahale etmesi gerek. Birey olarak ne yapabiliriz ki? Ama hükümet kendi derdinde. Ve demokratik dediğimiz gelişmiş ülkeler de silah satma derdinde. Hadi bakalım geliştir şimdi kendini. Kitap oku. Sinemaya git. Restoranda iki lokma yemek ye. Boş boş konuşuyorum işte.

Erkeklerin araba alma motivasyonu alma konusunda yazmayacağım. Boşver. Gerek yok.

Böyle bir dünya burası. Kötülüklerin ortasında kendimize yaşanabilir bir alan yaratmaya çalışıyoruz. O yüzden çocukları ne kadar sevsem ve şirin bulsam da bazen çocuk yapmadığıma seviniyorum.




6 yorum :

  1. Twitter'da çok aktifim ve genellikle moralimi bozuyor.O kadar leş haberler var ki dünyada,yaşadığımız ülkede...bir söz okumuştum ''bu dünya iyi insanlarla dolu,bir tanesini göremiyorsan bir tanesi ol'' gibi bir şeydi;yaşama bu şekilde bakabilse keşke herkes,birbirini ezerek rahata ermek yerine pencerelerini en genişinden açabilse...

    bütün dünya buna inansa,bir insansa... :')

    YanıtlaSil
  2. Siz bazen çocuk yapmadığınız için ben yaptığıma üzülüyorum çünkü gerçekten dünya bote bir yer kocaman kocaman ateşler içindeyiz aa görmüyoruz hiç birini ta ki bir kör ayak ucumuza düşene dek sonra yine normal hayata devam çünkü dünya böyle bir yer ve kaçamıyorsun ve çıkamıyorsun çünkü bu dünya bir imtihan yeri kaçış ve çıkış toprak ondan başka çıkış kapısı yok haliyle her insan duruşuna ve ektiklerine bakarak yaşamalı sorumluluğunu üstlenip elinden gelen en iyisini gerçekten yapmalı.
    Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı içindeyiz bu yanlış herkesi kendi bacağından asılır da deriz peki o keçi kapında asılsa ne olur demiyoruz biliriz ki kapımıza asılsa kokar her yer.
    En iyisini yapmaya devam bu yüzden çünkü aslolan bizim amel defterimiz kayıtlar melekelrin elinde bunda şüphe yoktur.
    Uzun oldu kusura bakmayın ben de dolmuşum.

    YanıtlaSil
  3. Kisa gececegim ne yapilabilir kismina gelecegim cunku onemli olan o kisim. Dunyada cok fazla esitsizlik var ve bardagin o kimina takilirsan nefes bile alamazsin ama kendi kucuk cevrene odaklanabilirsin, senden geride kalacaklara, mesela cevrene biraktigin intiba nasil, ya da yetistirdigin cocuklar, ya da isini layikiyla yapiyor musun, ya da kendin icin dusundugunu komsuna da dileyebiliyor musun, ya da urettiklerini gercekten kendini ve sevgini katarak uretebiliyor musun.. Bence bunlar onemli olan. Yoldan cikmis insanlari ve dunyayi degistiremezsin ama kucuk capta kendi hayatini guzellestirirsen cevreni de etkilersin, hersey sende basliyor.. Diyenlerdenim Joe'm. Her gunum guzel gecmiyor, verimli gecmiyor, hele simdi cocugum oldugundan beri devamli bir ay yine yanlis yaptim mictim batirdim hali var ustumde ;) ama genele odaklaniyorum ve her hatada ya da olmasi umulan sekilde olmayan olayda tamam diyorum bu maci kaybettin ama bir dahakine nerede yanlis yaptigini bilerek gir ve daha iyisine odaklan, aynen senin satranctaki gibi.. bazen beceriyorum bir sayi aliyorum, bazen bes sayi kaybediyorum, bazen bir atak yapiyor on sayi aliyor ertesi gun besini geri kaybediyorum, hayat bu.. genel toplamda mutlu olabilmek ve mutlu edebilmek onemli.. sen digerlerinin yaptiklarindan ve soylediklerinden ve yazdiklarinsan sorumlu degilsin ama kendi yasamindan sorumlusun. Bir de ben haber kanallarinin sadece basliklarini, birkac kose yazarini takip ediyorum, magazin bilgim sifir sosyal medya sadece sevgidim bloglar ve facebooka gunde 10dk ;) acaip hafifledim.. Cok tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  4. @ Anıl: evet o sözü bilirim, hayatımın merkezine aldım ve zaten ona tutuna tutuna geldim ve diğer insanları da bulabildim bu sayede.
    Twitter çok korkunç, ekşi de, ve de YouTube yorumları. Offff.
    Twitter ve ekşiye de girmesem iyice kopucam ama dünyadan. O yüzden az az. Pöf.

    YanıtlaSil
  5. @ Kiremithanem: uzun olsun ziyanı yok, ben severim uzun yorum. Bu yorumu okuduğumdan beri "çıkış toprak" diye düşünüp duruyorum. Yani şu anlamda, bir çıkış kapısı var ama içeri açılıyor sanki toprağın altı dünyanın içi gibi. Yani öyle deyince gözümde böyle bir şey canlandı ve ironik geldi.

    Evet en iyisini yapmayı deneyelim. Hep. Başka da yolu yok.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. @ Öğrenen Anne: ah be Cerenikom, doğru diyorsun işte her zamanki gibi. Daha küçük ölçeğe odaklanmak gerek, ama bazen çok zor geliyor bana. Yoldan çıkmış insanların ve bütün kötülüklerin sorumlusu da değilim ve yetişemem de hepsine.
    Ben de doğru düzgün haber takip etmiyorum, olabilecek en asgari seviyede, magazin zaten takip etmem, bir Pucca var magazinsel dersen :), o da eski blogger diye, hiçbir köşe yazarı takip etmiyorum. Eskiden kabloda euronews vardı oradan her gün haber dinliyordum, bir de Ntv açıyordum daha yerel haberler için. O kıyıya vuran talihsiz çocuk resminden çok önce Euronews her gün Akdeniz'de boğularak hayatlarını kaybeden insanların haberlerini verip duruyordu, belki bir buçuk sene öncesinde filan. Yani bana göre esaslı kanaldı. Gitti. Ntv ye bile katlanamıyorum ne zaman açsam zaman kaybı.
    Yine de bir gün bir şeyleri değiştirebilmek üzerine çalışmak gibi bir fikrim var. Bir alan seçip ona odaklanıp. Belki hep bir hayal olarak kalacak ama umarım gerçekleştiririm.

    YanıtlaSil