Pazartesi, Nisan 09, 2018

Öyle işte.

Cumartesi gece:

Buna bir ad vermek istiyorum. Adlandırırsam belki kurtulurum. Aslında aklımda bir ismi var bile, ne var ki çok prezantabl değil: yazma kabızlığı. Söyledim gitti. Çünkü yazmak istiyorum. Ama olmuyor. Roman filan değil. Bildiğin blog yayını.

Dün bütün gün işlerimi halledeyim, duşumu kahvemi alayım, koltuğuma kurulayım, blog yazayım derdindeydim. Yazdım da nitekim. Fakat, beğenmedim. Kim ne yapsın bunu deyip sildim hepsini. Neden hayatımı anlatıyorum ki. Hani bazen keyifli hissediyorum, keyfimi paylaşıyorum, hadi o tamam. Bazen hayatla ilgili bir tespitim oluyor, bir şey öğrenmiş oluyorum, onu paylaşıyorum, hadi o da tamam. Ama bazı içerikler hiç tamam değil. Kötü bir alışkanlık gibi, kurtulmam gerek.

-------

Pazartesi sabahı:

Bleh. Bir günde 700 gr aldım. Ve ne pasta, ne şeker, ne kaçamak. Aksine brokoli, kabak, brüksel lahanası, karnabahar...Yalnızca şu oldu. Bir saat yürüyüşümü birkaç gündür aksatıyorum. Bir de bir ufacık kase kuruyemiş: 1 hurma, 1 kuru kayısı, belki 10 yaban mersini, belki 30 kuru dut, belki 30 fındık (tamam iki avuç yedim bu mudur yani?). En son hurmayı yediğimde itiraf ediyorum içimi aldı. Ay ben kaymaklı ekmek kadayıfı yiyordum bundan bir ay önce! Çaya kahveye şeker atıyordum! Meyveli yoğurt yiyordum. Puding yiyordum. İki porsiyon beyaz pirinç pilavını bir oturuşta yiyordum. Belki hepsini bir günde yapmıyordum ama hafta içine bu şekilde yayılıyordu.

Tamam belki her zamanki karbonhidrat kotasını da aşmış olabilirim, ama ne kadar? İki kaşık bulgur yedim öğlen, yanında 3 etli sarma (yoğurtlu), ve işte karnabahar. Akşam da yarım yufkadan yalancı gözleme, ve brokolili yukarıda saydığım sebzeler. Belki gözlemeyi yemeyecektim. Sadece sebze yiyecektim. Ama 700 gr. biraz haksızlık olmuyor mu? Yuh ama ya.

Hmffff. Evet zor verip kolay alıyorum kiloları. İnsülin direncinin semptomlarından biri bu zaten. O yürüyüş aksatılmayacak kardeş diyor bünye. Kilo verirken doğru yaptıklarını değiştirmeyeceksin. Hem öğlen hem akşam karbonhidrat almayacaksın. Hadi aldın. Bir de üstüne kuruyemiş de olsa abartmayacaksın. Yoksa yağları toplarım göbeğine. Böyle oldu. Bünye hala hassas. Demek eski tertip gitsem 80 kilo olacaktım. Sıfır tolerans diyor beden. Sıfır. Şimdi yanlışlarını bir bir düzelt. Sana bir hafta ceza.

Peki. Bir haftalık çabam çöpe gitti.

Bu sonuçtan çıkardığım ders şu: kuruyemiş içinde işlenmiş şeker yok diye masum değil. Yarım yufka yarım olduğu için ve yufka incecik göründüğü için önemsiz ve masum değil. Onu avucunda topladığında yumruk kadar oluyor. Ve beyaz undan yapılıyor. Yürüyüşü aksatırsam bünyeye yağlar daha ertesi gün misliyle geri dönüyor. Yürüyüş çok. Çok. Çok. Önemli! En az 64 kiloyu görene kadar çok-çok-çok dikkat etmem gerekecek. Şakası yok bu işin. Brokoli yiyorsun, buharda kabak haşlıyorsun diye diğer günahların silinmiyor.

Bak şimdi aklıma geldi. Etli yaprak sarmayı ben ne zaman yesem hep ertesi gün kilom artardı. Halbuki ne alakası var değil mi. Yaprak yani ve et. O an çok güzel tok tutuyor, fakat kilo yapıyor.

-------

Bleh (devam). Bugün bir sürü önemli işim vardı. Hepsi kaldı. Yataktan yazıyorum şu an. Ayağa kalktığımda başım fıldır fıldır dönüp midem bulanıyor. Üşüme de var. Yürüyüş yattı en fenası. Virüs mü kaptım ne? Annemi doktora götürmem gerek bu akşam. Belki o saate kadar dinlenirsem geçer.

Ah. Ne oldu! Dün yayıncımdan mesaj geldi videolu. Açtım baktım: Oylum Talu Pazar sabahı "Bu haftasonu"programında çevirisini yaptığım Kaddafi'yi elinde tutmuş tanıtımını yapıyor!!! Çok tuhaf bir his o blog. Sevindim.

Böyle işte.

-------
Pazartesi akşam:

Şu yayını çeşnilendireyim istedim, şöyle anlatacak hoş bir şeyler olsun. Sanki mayasını tutturamadığım bir yoğurda benzedi. Sızlanmalı yayınlarımı sevmiyorum. Boş konuşmuşum hissi yaratanları da. İdare et blog.





14 yorum :

  1. Yaz Küçük Joe. İçinden geleni yaz. Hayata iz bırakmak, ses bırakmak, yazı bırakmak şahane:)

    YanıtlaSil
  2. bir dönem, hayatımdan işlenmiş gıdaları çıkardığım uzun bir dönem; her akşam eve gelir, çay demler, tepsinin içine çeşitli işlenmemiş kuru yemişler ve hurmalar koyar, sevinçle orta sehpaya çağırırdım milleti. zevk içinde sefa içinde yerdim. yemelere doyamazdım. ne de olsa bisküvi, cips yemiyorum. hurma yesem nolmuş, diyip zevkten zevke koşardım.

    baktım kötü beslenmeye bağlı şikayetlerim azalmadığı gibi, evin diğer şahısları da kilo alıyor.

    :D

    o zaman ters bir şeyler olduğunu fark ettim.

    sen mırıldansan bile okumayı seviyorum. yorum bırakamıyorum belki ama hep burlardayım.

    YanıtlaSil
  3. "Her ne olursa olsun yaz" demek istiyorum... Hep hem de...

    YanıtlaSil
  4. Ne sarmanın ne de kuruyemişin günahı yok, hareket az hareket...diyor ve kaçıyorum :)

    YanıtlaSil
  5. Brokoli, brüksel lahanası, karnıbahar inanılmaz gaz yapar canım o 700gr puf puf havadır, endişelenme :D Bunu yayınlayana dek çıkmıştır bile :D O yazdıklarını toz değil de tel tel kimyonla harmanlarsan gaz derdi ortadan kalkıyor ;)

    YanıtlaSil
  6. "Yazdım da nitekim. Fakat, beğenmedim. Kim ne yapsın bunu deyip sildim hepsini. Neden hayatımı anlatıyorum ki." ... Bir süre öncesine kadar kime, nerede, ne kadar yazacağım konusunda bayağı dertliydim. Hala da öyle ama bir şeyler netleşiyor gibi. Özellikle 'hayatı anlatma'nın nedenlerinden biri (bence) onu biraz yoğurma isteği. Bir yorum getirme, bir bakış geliştirme. Belki çok gerekli değil bunlar ama en azından bende var öyle bir eğilim. Bir de işte demişsin ya: "Çünkü yazmak istiyorum." :) Ve birkaç yazı önce bana söylemiştin: 'harici dış bellek'.

    Burası benim için bir sesli düşünme paragrafı olacak galiba: Günlükler istenmeyen kişiler tarafından okunabiliyor, mektup arkadaşlığı güzel ama (bla bla), 'forum'lar da iyi olabiliyor ama (bla bla)... Blogda ben/başkası dengesi biraz daha kolay kurulabiliyor sanırım. Velhasılı kelam, ben burayı seviyorum :)

    YanıtlaSil
  7. @ Hayal Kahvem: :) deniyorum :) sevgiler.

    YanıtlaSil
  8. @ Kahve: peki kuruyemiş masum olmasın ama bunun böyle olması ciddi şekilde canımı sıkıyor. İşlenmiş gıda ile arasında çok önemli bir besin kalitesi farkı var. Bünyeye kilo şeklinde dönmemeliydi. İtirazım, isyanım var. Fakat ne var ki son söz tartının. Az yiyorum şimdi. Çok az. Fındıkları sayarak mesela. Ve maksimum iki çeşit. Hani sen demiştin ya, hurmanın ikincisinden sonrası gene şeker diye. O sırada anlamamıştım, kabul etmek istememiştim. Haklıymışsın.

    Ya... o son satır beni nasıl mutlu ediyor anlatamam. Ayıla bayıla okuduğum insanların bunu bana demesi hep mucize gibi geliyor.

    YanıtlaSil
  9. @ Ecehan: :) <3 Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  10. @ Lovehouse: yok yok onlar da günahsız değil...

    YanıtlaSil
  11. @ Öğrenen Anne: nasıl güldüm bu yoruma...üstelik senin teorini destekleyecek şekilde ertesi gün puf diye gitti o kilo nitekim, göbeğimdeki yağ kütlesi artıp azalmasaydı diyecektim vallahi gazmış ama değil. Kefirden önce bu üçünü aynı gün yemeyi bırak tekini yediğimde balon gibi uçardım. Üçünü aynı gün yedim ve şişkinlik pek olmadı.
    Tane kimyon da deneyeyim bakayım.

    YanıtlaSil
  12. Okuyorum ben yaaa! Birakma lutfen.

    YanıtlaSil
  13. @ Jardzy: yok be güzelim bırakacak falan değilim. İstesem de bırakamam artık bu saatten sonra. Geçici bir tıkanma...Belki biraz dönüşüm habercisi, en fazla.

    YanıtlaSil
  14. @ Sea views: aaa ben yorumunu yanıtladım sanıyordum! atlamışım.
    "Ben burayı seviyorum" : teşekkür ederim.
    Ne kadar şansılıyım...
    Evet hayatı yoğuruyoruz, yorumluyoruz, düşünüyoruz, orası tamam, ama bazı içerikleri gerçekten filtrelemenin vakti geldi diye düşünüyorum.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil