Salı, Nisan 03, 2018

Bahar gibi günler.

Geçen postla apaynı girişi yapabilirim. Bu saatte romanın başına oturmak için başka bir işimi yarına erteledim. Ve şu an blog yayını hazırlıyorum (buraya devrilen göz emojisi eklendiğini düşün). Kısa yazıp gerisini akşam tamamlayacağım diye ayarttım irademi.

Büyüyorum, olgunlaşıyorum, kendimi gittikçe daha çok buluyor ve buldukça daha çok seviyorum. Yazı ile ilişkim tamamen değişti. Eskiden beni frenleyen bir şeyler vardı. Sanırım terapide bunun sebebi açığa çıkınca o frenler kayboldu ortalıktan. Artık iyi bir yazar olma ihtimali beni heyecanlandırıyor. Eskiden böyle değildi. Hiçbir şey yetmiyordu.

Geçen S. ile yolda tekrar karşılaştık. Biraz lafladık. S. beni çocukluğumdan tanır. Birbirimizin en kötü zamanlarına tanık olmuşluğumuz var. Ama uzun yıllardır da görüşmüyorduk. En son bıraktığı yerde ben iyi değildim. O arada ben çok yollardan geçtim, daha blog yazmadan önceki dönem yani milattan önce. Hayatla ilişkim değişti. S. değişimi fark etti. "Her nerede duruyorsan ben de oraya gelmek istiyorum" dedi. "Hadi gel" dedim, gülümseyip kollarımı kocaman açtım. Neler yapıyorsun diye sorunca,"roman yazıyorum" dedim ona. "Sen yaparsın, dedi, kafana koymana bakar". Bence de öyle. Artık kendime inanıyorum. Ve bu herşeyi değiştiriyor.

Romanın tarihiyle uğraşıyorum şu sıralar. Yani roman gelecekte geçen distopik bir dünyanın hikayesi. Ve o noktaya nasıl geldikleri kafamda netleşirse hikayenin tüm kurgusu ve onu anlatışım da rahatlayacak. Bazı unsurlar hala oturmadı, geçiştirmemem lazım. Tastamam yerine oturuncaya kadar sabırla düzeltmem, sorunları çözmem, alternatifler üretmem lazım. Şu an aşmam gereken huyum sabırsızlığım. Sabırsızlığımı yenmenin bir yolunu bulabilirsem, bu roman çok güzel bir yere gelebilir, bunu içimden hissedebiliyorum.

Hadi bakalım oturayım başına. Zor işlerle uğraşacağım. Bana kolaylık dile.

-----------

Şükürler olsun şu saate. Fırında şekersiz unsuz kurabiyelerim pişerken şuraya iki satır döşeyeyim.

Her şey yoluna girdi gibi. Bütün öğleden sonra romana çalışarak geçti. Zaman su gibi akıp geçti. Tarih çalışacaktım ama ana mekân hakkında araştırma yapmak ön plana geçti. Netten haldır haldır araştırdım, tezler, makaleler, yönetmelikler şunlar bunlar. 4 sayfa not çıktı. Bol malzeme. Birden aklıma geldi. Teknik bir konu ve benim hiçbir fikrim yok. Araştırabilir ve öğrenebilirim. O arada tarihçeye ufak eklemeler yaptım. Bir de şahane bir buluş, Scrivener diye yazarlar için geliştirilmiş özel bir yazılım var. Onda belgelere resim eklemeyi becerdim. Bunu mekân tasvirleri ve karakterler için bir casting yaparken kullanması çok zevkli olacak.

Sonra evi aradım. Annemin göz damlası gene alerji yapmış. Yani bunca gündür damlatıyorum diye bizi oyaladığı tasdiklendi. Neyse o konuyu da bir düzene bağlayabildim şükürler olsun. Gerekli her yere telefonlar ettim. Randevular aldım. Sıraya girdi. Bundan başka yapabileceğim bir şey yok.

Sonra hormonlarım gene eski güzel düzenlerine döndüler. Buna da ayrıca sevindim. Kilom da kontrol altında. Sadece bel çevrem astronomik hızda inceliyor. Herhalde ben yanlış ölçüyorum. İlk ölçtüğümün üstünden ne kadar geçti tam bilemiyorum, notlarım yanımda değil, fakat bir ay olmamıştır, ve 12 cm daha ince. Kesin en başta yanlış ölçtüm. Bu haftanın sonunda eksi 2 kiloyu görmüş olurum diye tahmin ediyorum.

Tüm bunların dışında anlaşılmaz şekilde satrançta yenilmeye başladım. Magnus trainer'dan beri böyle. İlk başta art arda yeniyordum. Sonra ne olduysa feci şekilde üst üste yenilmeye başladım. Halbuki kolay kısmını geçtim. Orta zorluğun ortalarına vardım. İki hafta sonra zor kısmını çalışacağım. Hatta dün kastırıp çok büyük taş avantajı sağladım ve en sonunda işin kolayına kaçmayayım zarif şekilde yeneyim derken pat olduk, yani berabere. Pisi pisine. Dur bakalım elbet onu da çözeceğim.

Kurabiyeler pişti. Ben ekstradan içine keçiboynuzu unu kattım tatlandırsın diye. Ama yine de çok tatlandırmamış. Biraz soğusun daha iyi anlaşılır.

Gidip bir el daha satranç oynayayım bakalım yenilecek miyim yine.


12 yorum :

  1. Romanınız için kolay gelsin.Siz başarırsınız. Kilo olayı da öyle. Kurabiye hakkında bilgi vermemişsiniz. Ben de en son yaptığım kurabiyeye keçiboynuzu unu koydum. Sevgiler romanınızı dört gözle bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  2. @ Parıldayan çiçek: teşekkürler. Kurabiye için bir bağlantı var aslında ama sarı olduğu için belki gözden kaçtı. Tam kurabiye sözcüğünü tıklarsanız. Ahhh ben de dört gözle bekliyorum ama işte yavaş gitsem daha sağlam olacak :) Benden de sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Aklınız romanda olduğundan yenilmişsinizdir. Romanınızı şimdiden merak ettim :)

    YanıtlaSil
  4. @ Enis bey: yok yok ondan değil. Magnus'tan beri taktik çözmeyi bıraktım. İki senedir her gün çözdüğüm problemler yani. Dün denedim, çözemedim her zaman çözdüğüm puanları. Demek ki gerilemiş. İkisini bir götürmek gerek.

    Ahh roman...Bir an evvel her şeyi oturtup gürül gürül yazmaya başlamak istiyorum. Ama daha var.

    YanıtlaSil
  5. süpersin valla Joe'cum:)

    YanıtlaSil
  6. Şahanesin, bu yazının tam tersi bir yazı yazmıştın ve satrançtaki başarılarınla bitiyordu! Resmen tersine dönmüş her şey, acaba satrançta daha damı yenilsen??? :) Bol şans.. Günün birinde yaa işte Joe, ünlü yazar, biz onun yazarlık adımlarını okuduk beeeh diyeceğiz gururla :)

    YanıtlaSil
  7. Romanınızı ben de merak etmeye başladım.

    YanıtlaSil
  8. @ Öğrenen anne: ahahahha satranç başarısı genel hayat memnuniyeti ile ters orantılı :D
    Ayyyyyyy innnnnşalllah!
    Öptüm şeker.

    YanıtlaSil
  9. @ Profösör: bir an evvel herkes okusun istiyorum ama işte bu huydan vazgeçmem lazım. Böyle beklenmesi beni motive ediyor çokça. :) Sevgiler.

    YanıtlaSil
  10. merhaba küçük joe,

    nedendir bilmem ama kelimelerini sindirmeye çalışırken kendimi gülümsemekten alıkoyamadım. bu çok tuhaf. artık buranın yerlisiyim ben de. tıpkı sen gibi. hoşgeldin varsa alırım bi' dal.

    :")

    YanıtlaSil
  11. @ don quijote: hoşgeldin don quijote :)

    YanıtlaSil