Cuma, Mart 30, 2018

Zor günler.

Şu saatte blog yazacağıma dizimi kırıp romana çalışmam gerekiyor fakat başına bir türlü oturamıyorum. Hep canım başka işler yapmak istiyor. Belki bir meta-roman yazmanın vaktidir. Meta-roman dediğim de, "romanın başına neden oturamıyorum" konulu yazılı düşünme işi. Sorunların yüzde 99'unu bu yöntemle çözerim. Fakat buraya kendime şunu söylemeye geldim. Sabah yedi olmamıştı uyandığımda, ve şu an saat 11:00, ki dört saat ediyor, kahvaltı dışında dişe dokunur bir iş yapmadım. Ve zamanı böyle çarçur etmeye devam edersem bana çok yazık olur. Çünkü çok güzel ve büyük hedeflerim var. Tamam robot gibi yaşamak ve tıkış tıkış bir program istemiyorum. Aralarda nefes alabileyim. Ama dört saat çok büyük ziyan. Bu konuyu enine boyuna düşünüp tartmam gerekiyor hatta öncelikli konu yapsam ve ne kadar erken kafamda oturtsam kâr. Mesela önümüzdeki yarım saati bu konuya ayırsam. Sonra da hazır masa başına oturmuşken meta-roman yazsam. Öğle yemeğine kadar en azından bir şeyleri çözmeye çalışmış olurum. Evet kaçtım ben şimdi. Akşam görüşürüz. Çüs.

*****
Saat akşam 19:00 oldu. Bir saat boyunca romanı çalıştım. Bir saat daha çalışsam kaymaklar gibi olacaktı fakat acıktım. Yemek yedim. Sonra hemen işin başına dönemedim. Biraz satranç çalıştım. Sonra uykum geldi. Yattım uyudum. Uyandığımda saat 16:00'ya geliyordu. Keyifsizdim. Hiçbir işin ucundan tutmadım. Bir ara duşa girdim. Üstümü giyindim. Ve dışarı çıktım yürüyüşe. Günün en önemli işlerinden biriydi romanla beraber. Şu anda hayatımda düzgün giden bir roman var bir de beslenmeme ve sporuma dikkat edebildiğimden beri istikrarlı şekilde azalan kilolar. Tekrar geriledi. Hafta başından bu yana 1 kilo. İnanamıyorum. Ve çok seviniyorum. Artık gitmeyeceklerine, sürekli artacaklarına ve yollarda yuvarlana yuvarlana ilerleyeceğimden emindim. Geçen seneki kilomun 3 kilo üstündeyim. Ki geçen sene de vermeye çalışıyordum. Neyse. Bir haftada 1 kilo gidebiliyor. Bunun artık formülünü yakaladım. Bu akşam kinoalı salata yapacağım. Şu an nar ekşisi sosunu tartıyorum kafamda. Onda eklenmiş şeker var mıdır diye. Etiketi okumam gerek. Ben vardır diyorum. Dut pestilinde varsa nar ekşisi sosunda da vardır. Belki has nar ekşisi olsaymış. Onun yerine nar var onu eklerim. Mayıs sonunda 64 kilo olsam büyük zafer. Çok büyük zafer. Haziran sonu 62 desek. Temmuz sonu 60 olur kötümser tahminle. Ağustos'a artık şişman olmayan bir vücutla girmiş olurum. Sonra da yavaş yavaş ideal kiloma yaklaşırım. Ya. Düşünüyorum da. Ben bundan üç hafta önce kaymaklı ekmek kadayıfı yiyordum. Ama arada sırada yiyorum diye onu kilo yapan kategorisine sokmuyordum. Şimdi iki kaşık nar ekşisindeki şekeri hesaplıyorum. 60 kilo olmak!!!! Çok senedir ulaşamadığım bir kilo. En son 2010'da sanırım 56 kiloyu görmüştüm. Üstünden sekiz sene ve nice olaylar geçmiş. Olacak olacak. Hadi bakalım. Şimdi kinoayı hazırlamaya gidiyorum.

*****

Kinoa nefis oldu. Nar çok yakıştı. Balsamik sirkeyle beraber hiç nar ekşisi sosunu aratmadı.

Ama moralim düştü. Bir sürü maç kaybettim üstelik. Hadi o neyse. Asıl çok büyük bir kavga ettim dün. Aklıma geldikçe sinirden başıma ağrılar giriyor. Yaptıkları yanına kar kalıyor şimdilik çünkü bazı şeyleri vicdanım kabul etmiyor ve o da bunu tahmin edebiliyor ve ona güveniyor. Ama çok beddualar ettim blog. Bir gün ahım tutacak. Çünkü hayat zaten böyle bir şey. O gün işte vicdanıma güvenmesin. Aheste aheste çıksın o gün tüm yaptıklarının acısı. Misliyle çeksin. Budur en içten temennim bu Paskalya haftasında.





5 yorum :

  1. Merhaba. Yazılarınızın birçoğu bana günlük hayat için ilham verdi. Kimi zaman plan yapıp uygulamayı, kimi zaman da halihazırda ne yapıyorsam ona daha iyi odaklanmayı hatırlattılar... Şimdi de 'yazılı düşünme'yi düşünüyorum... Yani belki belirsiz hedefler için de iyi gelir :) Zor günler için kolaylık, roman için başarılar diliyorum. Sevgiler.
    Işıl

    YanıtlaSil
  2. @ Seaviews: merhaba Işıl hanım. Yorumunuzu sabah okudum. Birilerinin hayatına ilham vermek o kadar hoş bir duygu ki. Böyle dar zamanımda ruhuma merhem olan sözleriniz için binlerce teşekkür.

    Yazarak düşünme benim çok eskiden beri uyguladığım bir teknik. Hatta o kadar doğal geliyor ki herkes zaten öyle yapıyordur hissi var. Belirsiz hedeflere de iyi gelir, o sırada aklınızı kurcalayan herhangi bir soruna da çözüm olur. Bir çeşit external hard drive gibi türkçesi tam aklıma gelmedi, hah, geldi şimdi, harici dış bellek. Düşüncelerinizi kim ne der diye düşünmeden dökebileceğiniz bir mecra. Ve sonra soruna biraz daha mesafeli bakabilmeyi de sağlıyor. Çoğu zaman çözümü bulabiliriz ama o kadar içindeyiz ki göremiyoruz. Başkasının sorunu olsa şıp diye çözebileceğimiz konular içinde debelenip durduğumuz için gözümüze görünmez oluyor. Yazarak düşünme bu yönden çok faydalı. Başarılar dilerim. Benden de sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Küçük Joe, ah'ların o kadar ağır geldi ki, yazını okudukça okudukça, Allah saklasın okuyan herkes o ah'lardan etkilenecek sandım. Korktum biliyor musun:)
    Sonra... Didem Madak'ın Ah'lar Ağacı şiiri geldi aklıma...
    "Bir ilaç içsem bari diye düşündüm,
    Biraz kolonya sürünsem,
    Ferahlasam, pencereyi açsam." diye başladım okumaya... Bak devamı burada:

    https://www.antoloji.com/ah-lar-agaci-siiri/

    YanıtlaSil
  4. @ Hayal Kahvem: çok öfkeliydim o gün hayal kahvem, hani nerdeyse nefesimle dağları yıkabilecek kadar. şimdi biraz toparlandım. şükürler olsun. ahlar ağacını okumaya başladım. bilmiyordum bu şiiri ama uzunmuş. daha geniş zamanımda baştan sona okumak istiyorum.

    YanıtlaSil
  5. Seviyorum senin yazdıklarını Küçük Joe. Samimi ve etkileyici yazıyorsun. Sakın bırakma... Takipteyim. Devam:)

    YanıtlaSil