Pazar, Şubat 25, 2018

Öfkemi nasıl evcilleştirdim?

Dünden beri bu yazıyı yazmaya, yaşadıklarımı söze döküp formülünü bulmaya çalışıyorum.

Bu hafta büyüdüm ben blog. Olgunlaştım. Zorlayıcı deneyimlerden büyüyerek geçtim.

Hani şarkıda diyor ya, bu dünyadaki en güçlü kişi güçlükten gelendir. Bu dünyadaki sevilen kişi sevmeyi bilendir. Bilir misin o şarkıyı? Güçlü hissediyorum kendimi, dahası sevilmiş hissediyorum.

Benim öfkeyle ciddi bir meselem var. Üstümden hiç belli olmaz ama içimde öfke fırtınaları ile sürekli  oradan oraya sürüklenen bir insanım. Kolay öfkelenirim. Başkalarına ve kendime. Bu çok yıpratıcı bir duygu, yaşayan bilir. Ve hiç ekonomik değil. Bütün enerjisini yer bitirir adamın. Nasıl olduğunu, nasıl yaptığımı hala tam çözebilmiş değilim. Burada bunu bulmayı deneyeceğim. Yazarak çözümleme. Favori yöntemim.

Öfkemi evcilleştirebildim çünkü ben dün. Onun ötesine geçebildim. Öfkenin ötesi cennetmiş blog. Yemin ederim. Sanırım bu bir milat kişisel tarihimde.

Formül arıyorum ya. En başa dönüyorum anlamak için. Nasıl başladı. Başlangıç noktasında bir kaç unsur görüyorum. Biri Louise Hay'in sesli meditasyonları. Biri onaylanma ihtiyacımda ne kadar dışa bağımlı olduğumu fark ettiğim an. Çünkü öfkemin de onaylanmasını bekliyormuşum ben bunca zamandır, diğer onaylanma bekleyen kalemler arasında. Ne gerek var? Haklıyım öfkelenmekte dediğim an, öfke zaten artık kabarmayı durduruyor. Kaybolmuyor ama daha fazla da yükselmiyor. Ve ikinci aşamaya nihayet geçebiliyorum. Evet haklıyım öfkelenmekte ama haklı olmak kendi başına çözümü getirmiyor yanında. Hatta haklı olmanın çözüme hiçbir hayrı yok. Hop. Tepkisel duygu selinden, çözüm arayışına geçiş. Büyümek işte bu.

Fakat nasıl bir çözüm? Beni öfkelendiren kişinin böyle davranmakta kendince bir sebebi var, bu davranışının altında yatan karşılanmamış hangi temel ihtiyacı olabilir? Sevgi, ilgi, şefkat? Seni bilmiyorum ama beni en çok öfkelendiren insanın özünde sevgiye en çok ihtiyaç duyan varlık olduğunu düşünmek benim bütün öfkemi alıyor. Aldı. Onunla ilişkimi öfkeliyken kızarak değiştirmeye çalışmaktansa, ona yakınken sevgiyle değiştirmek ise bir devrim oldu. Ama gerçek bir yakınlık sağlandığında. Fakat tek taraflı olarak değil. Karşı taraftan da bir yakınlık çabası olduğunda. Beni öfkeden köpürten insanın sevgisine, sevgi gösterdiği zaman öfke yerine sevgiyle karşılık vererek. Sonrası süt liman. Sonrası yumuşamış kalpler. Sonrası daha önce hiç duymadığım güzel sözler. Sonrası huzur. Sonrası büyük bir zafer kazanma duygusu. Haklı olmaktan kesinlikle daha tatmin edici. Şimdi gene haklıyım. Artı huzurluyum. Öfkenin karşısında aciz değilim. Galiba insan ilişkilerinde bir seviye atladım.

Ve eve geldim. Evin işleri olduğu gibi kalmıştı elbet. Fakat öfkelenmedim kendime. Neden kaldı bu işler dedim, anlamaya çalışarak? Çünkü çok daha önemli işler hallettim. Genele baktım. Ve kendimi onayladım. Bu tezgahlar iki gün geç toplanabilir. Sonuçta evi böcekler basmadı. İşte bu kadar. İngilizce derler ya "what goes around comes around." Başkasına yaptığın gider gelir seni bulur. Bu da böyle. İyisiyle ve kötüsüyle.

İnsanların temel ihtiyaçları var. Bir de korkuları. Davranışlarının yüzde doksanının sebebi bu ikisi. Amaçları nadiren seni sinirlendirmek ya da üzmek ya da kırmak. Bu ikisini anlamaya çalışmak bile doğrudan tepki vermekten daha verimli sonuçlar veriyor. Sırada kangren olmuş fakat ne atabildiğim ne satabildiğim başka bir ilişkimi bu yeni bakış açısıyla mercek altına almakta. Belki bir günde tersine dönmez ama eminim çok daha az sancılı olur. Her iki taraf için.



10 yorum :

  1. Öfkeli bir gün geçirirken bu yazı geldi,şaşırdım ve sevindim.Çok doğru.Hisleri kabullendikten sonra her şey daha berrak oluyor aslında,insan kendine haksızlık yapmamalı.

    YanıtlaSil
  2. @ Anıl: cuk oturmuş desene :) Benim günlerimin çoğunda varmış öfke yeni anlıyorum. İnsan kendine haksızlık yapmamalı dediğin gibi.

    YanıtlaSil
  3. @ N. Narda: anger'ın suratına mı güldün ? :)))

    YanıtlaSil
  4. Öfkenin altında yatan duygu sevgi ihtiyacıymış derler. Aslında bunu bilsek dahi o an, sakin kalabilmek ve karşımızdakinin duygularını rasyonalize edebilmek çok zor. Bunu başarabildiysen bravo sana. Başarması hiç kolay bir şey değil çünkü

    YanıtlaSil
  5. Bir de öfkeye öfkelenme durumu var. Asıl öfkelenmesi gereken kişi benim ve ben haklıyım duygusu. Ben de yavaş yavaş büyüyorum. Birileri bana ters davrandığında, sinirlenmek yerine şahsıma gösterilmiş bir tepki olmadığının farkına varmaya başladım. Benim yerime başkası olsa yine aynısı olacak dedim. Dışarıda hissettim kendimi. Oyuncu değil de seyirci gibi. Bazen öfkeli rolünden çıkıp izleyici olmak lazım. Hala öfkeleniyorum ama ilerleme var. Bazen ne kadar öfkelensen de çözüm bulamıyorsun. Bir bankanın çağrı merkezini ararken,ya da muhatabını bulamadığın bir konuda çözüm ararken. Bu durumlarda öfkem beni hasta ederken,karşımdaki insan 10 dk sonra seni unutup iş arkadaşıyla ya da sevglisiyle muhabbet edebiliyor. Benim öfkemin veya tansiyonumun çıkması karşımdakine zarer vermiyoorken,umurumda değilken öfke duygusunu devam ettirmek anlamsız oluyor. Az kaldı biraz daha büyümeme :D

    YanıtlaSil
  6. tim ferriss, gabor mate ile bir podcast yapmış, orda tam senlik bir bölüm var. yazını okuyunca aklıma ilk o geldi, hemen link'ini ekliyorum: https://tim.blog/2018/02/20/gabor-mate/
    sanırım 2. saatin oralarda bir yerlerde öfkeyle ilgili kısım başlıyor. fırsatın olursa mutlaka dinle ;)

    YanıtlaSil
  7. @ Sybelinka: hiç kolay değil elbet. Öfkeli ve kin dolu olan bendim. Ama sonra aramızda gerçek bir diyalog kurulunca karşımdakinin gerçek ihtiyaçlarını da aklıma getirince biraz yumuşadım. O yumuşamış toprakta da sevgi filizlendi. Sonrasının garantisi yok ama diye düşünüyorum şimdi.

    YanıtlaSil
  8. @ Euphony: söylediklerinin hepsine imzamı atarım. Bir de bizi hep bizi benzer durumlar öfkelendiriyor, muhatabını bulamamak benim için de bir numara. İki numara ya da eş sırada engellenmek geliyor benim için. Hangi durumların bizi çileden çıkardığını bilmek de öfkeyi kontrol altında tutmaya yardımcı oluyor. Ben de hala öfkelenebilirim. O yüzden öfkeyi yenmek değil de evcilleştirmek olarak atmıştım başlığı. Yenmek diye bir şey var mı emin değilim.

    YanıtlaSil
  9. @ Egemmmm: çok teşekkürler, uygun bir zamanda mutlaka dinleyeceğim

    YanıtlaSil