Pazartesi, Şubat 05, 2018

İki gün.


Dün:

Geç başlanmış bir güne ne çok iş sığdırdım. Şu an ocakta pilav pişiyor. O pişene kadar şuraya iki satır düşeyim.

Dün gece hiç yatasım yoktu. Sabahın dördüne kadar oturdum. Kendime iki tane rutin belirledim: sabah rutini ve gece rutini. Bir de yabancıların vision board dediklerinden hazırladım: amaçların için görseller saptayıp hepsini bir yerde topluyorsun ve sürekli gözünün önünde duracak bir yere koyuyorsun. Ben bilgisayarın masaüstü yapıyorum onu. Geçen sene de yapmıştım. İşe yarıyor. Yani hiç olmamasına göre.

Sabah rutini sabahleyin tıkır tıkır işledi. Yoga yaptım mesela on dakika. On dakikası bile iyi geldi. Hareket etmek de, etmemek de kısır döngü. Oturdukça oturasın geliyor. Kalktıkça kalkasın. Amaçlarımdan biri fit bir vücut. Şimdilik bir hayal. Yalnız diğer her şeyde olduğu gibi bunun da sürdürülebilir olmasını istiyorum. Yani istesem kendimi kampa sokar günde iki saat spor yaparım. Ama ömrümün geri kalanında her gün iki saatimi spora ayıramayacağımı biliyorum. O yüzden o kasların sonradan yağa dönüşmesini izlemektense, şimdiden uzun vadeli yolla hareketi hayatıma katmayı tercih ediyorum. Bu da şu demek. Bu hafta ve sonraki hafta için toplamda dört saat spor. Bunun üç saatini yürüyüş olarak belirledim, kalanı yoga ve dans. Bir de haftanın bir günü parka gidip ip atlamaya niyetliyim. Ama şu halimle üst üste kaç kere ip atlarım bilmiyorum doğrusu: 3? 4? İlerleyen günlerde amacım bu sayıyı arttırmak olacak. Dans dediğim de kendimce dans. Mesela Pina Bausch videosu açıp oradan doğaçlama hareketler yapmak, yirmi dakika dedim. Bakalım. Tatlıyı da haftada bir gün olarak belirledim. O zamana kadar hurma yemek serbest. Meyve serbest. Sabahları arada bir reçel de serbest. O kadar. Bir de porsiyonları azaltabilsem. Porsiyonlarım büyük.

Bugün:

Bu sabah da zamanım yoktu. Ama beş dakika da olsa yoga yaptım ve inanmazsın, farketti. Farketti dediğim günün geri kalanında hareket kabiliyetim arttı. Daha rahat eğilip kalkabiliyordum mesela. Fakat niyeyse kilo alıyorum. O fena. Vermek istedikçe üstüne ekleniyor.

Dün gece de gece rutini tıkır tıkır işledi. Siddharta'yı bıraktım elimden. Zorla okumak çok saçma. Onun yerine Roald Dahl'ın Cadılar'ına başladım. Çünkü gece rutininde kitap okumak da var. Bir şey diyeyim mi? Roald Dahl işi biliyor. İlk satırlardan belli. Bir insan nasıl bu kadar yetenekli olabilir ki? Tanrım ne olur ona verdiğin yeteneğin birazından bana da vermiş ol. Aslında... İçten içe... Doğru düzgün çözümleme ve çok çok çok çalışma ile o yeteneğin özünü saptayıp kendine mal edebileceğine inanıyorum. Yeteneği değilse de yazmadaki ustalığı, ki o kadarı bile beni fazlasıyla idare eder. Harry Potter'ı çalışır gibi Roald Dahl da çalışmam gerek demek bu. Daha önemli bir işim mi var? Kır dizini çalış. Değil mi. Madem bu kadar önemli. Madem bu kadar hayransın. Sen kendine düşeni yap. Sonra, olmazsa, kader utansın. Zaten nereye kadar olmayacak ki?

Şu an bir karar arefesindeyim. Yemekten sonraki saatleri daha iyi değerlendirmek konulu bir karar. Çalışabilirim mesela yemekten sonra. Çalışmak için birçok avantajı var. Etraf daha sessiz oluyor. Dışarıda yapılmayı bekleyen bir iş olmuyor. Zaten televizyon izlemeyi pek sevmiyorum. Satranç oynuyordum, tok karnıma maç yapıyordum. Gerisi zaman öldürmekti. Arada bir film de izliyordum. Gene bir iki akşamı film izlemeye ayırabilirim. Ama roman fikrini geliştirmek, semirtip serpilmesini görmek daha hoş sanki. E hadi o zaman. Ben kaçtım. Bir sonraki yazıda rutinler üstüne yazıp çizip, sinema mimini yanıtlayacağım. O zamana kadar kendine iyi bak.




4 yorum :

  1. Selam.:)
    Ah o kararlar yok mu? Bizde 15 tatil de netten bulduğumuz bir yoga serisine başlamıştık. Başlamak ve yapmak o kadar keyif veriyordu ki gün içinde...
    Sonra dışarı işleri olunca kaldı, bakalım bizde spora karar kıldık.
    Uzun zamandır şekerli yiyecekleri bırakmak vardı aklımız da. Okuduklarımız, gördüklerimiz ve yaşımız ilerledikçe... sağlıklı yaş almak istiyorum/z karı-koca.
    Ikigai diye bir kitap okudum, bildiğimiz şeylerdi çoğu belki ama tekrar okumak çok iyi geldi ve o kitapta bir egersiz ismi vardı, sürekli yapılması öneriliyordu.
    Belki bi bakmak isterseniz diye site adresini yazıyorum https://www.youtube.com/watch?v=UMkXEcJFE4k Rajio Taiso diye geçiyor. 2 bölümden oluşuyor ve 10 dakika falan.
    Daha başlamadım ama aklıma yer etti.
    Böyle işte, iyi geceler iyi haftalar :)

    YanıtlaSil
  2. Ben de tam tersiyim Joe.
    Hiçbir işimi tamamlayamıyorum bu hafta. Kendime iş planı çizdim, gerisindeyim. Acelesi olmayan işler ya ondan :D Bazen deadline'ı olan işler, teslim bekleyen patronlar olması iyi ya galiba :/

    Spor konusunda çok haklısın. Hırsla başlayıp sonra fıss diye sönmektense gıdım gıdım ama sağlam gitmeli. ben de önce yürü, sonra koş yürü, sonra bölgesel olarak güçlen şeklinde kolaydan zora doğru bir programa başladım. Bak bunu sabahın ilk işi olarak yaptığım için hiç aksamadı. Ama o bitirilmesi gereken yazı? O çamaşırlar? O yemek listesi?

    Pof.

    YanıtlaSil
  3. @ Gulşah: çok teşekkürler, aldım linki baktım fena değilmiş. Yoganın yerini tutmaz ama şimdiden söyleyeyim. :)

    YanıtlaSil
  4. @ kahve: bazen olur öyle, çok kasmak gerekli değilse kasma. benim düzenim de mükemmel değil bakma. Bir gün mükemmel iki gün eh işte, sonra bir bakmışsın bozulmuş bile. Baştan. Ben de böyleyim.

    YanıtlaSil