Perşembe, Ocak 04, 2018

Planlar, programlar.

Tertemiz yıkanmış koltuk kılıflarının üstündeyim şu an. Mutfağı da hallettim gelmeden. Çamaşır makinesine de birkaç parça çamaşır attım az önce. Daha da yerler filan süpürülecek. Fakat ben şu an blog yazmak için dayanılmaz bir istek duymaktayım.

Yeni yılda kendime program yapmıştım. Dün süper uygulayabildim. Sabah sekiz buçukta yürüyüş vardı. Sarktı biraz. Dokuza geliyordu evden dışarı çıktığımda ama gene de bir saat yürüyüşle başladım güne. Ardından öğleye kadar satranç teorisi. İki maç. Birini aldım birini verdim. Sonra da işte karşıya geçtim. Terapiye. Dönüş yolunda tavuk aldım kasaptan. Biraz da manavdan sebze. Bir de ayıptır söylemesi kaymaklı ekmek kadayıfı. Oturdum dört öğünlük sebzeli tavuk pişirdim. Üstünden de tatlıyı yiyince bir rehavet çöktü. Saat onda attım kendimi yatağa.

Fakat bölük pörçük bir uyku ve gene öğlendi kalktığımda bugün. Benim yeni yıl programı yalan oldu. Böyle günler için ayrı program gerek. İstesem kendimi zorlar ve kalkardım. Ama dinlenmek istiyordum. Bir tane ted konuşması izledim uykuya dair. Uykuda beyin bütün çöplerini boşaltıyormuş. Lenfatik sistem olmadığı için beyinde, uyku sırasında damarlar sanırım farklı şekilde bir düzene girip atıkları topluyormuş. Alzheimer da bu atıkların birikmesinden oluşuyormuş diyemeyeceğim, o kadar kesin bir bulgu yok fakat bir bağlantı kurmuşlardı yine de.

Yeni yıl programı dahilinde, bu ay okumak için üç tane kitap belirledim kitaplığımdan: biri daha önceden başladığım ve Anıl'ın bana önceden önerdiği Siddharta, biri Tesla'nın biyografisi, biri de Murathan Mungan'ın Yüksek topuklar'ı. Bunları yılbaşı olmadan belirlemiştim. Evvelsi gün, yani okuma listemi belirledikten birkaç gün sonra, şu yeni yılın günlük akış programını yapmak için oturduğum kafeden kalkarken, tesadüf, Murathan Mungan'ı gördüm, ilerki masalardan birinde oturuyordu.

Bugün ayın 4'ü. Ayda dört kurgu hedefi belirledim kendime. Belki ilerde onun sayfa sayısına göre bir kota da belirleyebilirim. Ya da sözcük sayısı. Çünkü bazı öyküler bir haftadan uzun sürede yazılıyor. Fakat kurgu bu senenin öncelikleri arasında. Önceliklerimi satranç teorisi ve kurguya indirgedim. Bir de düzenli bir ev. Bir de asıl öncelik daha zengin bir sosyal hayat. Bunlar. Şimdi aklımda bir de piyano kursu var fakat tereddütteyim. Çok fazla dağılmak istemiyorum. Diğer yandan solfejde öğrendiklerimi de unutmak istemiyorum. Yogayı da acaba bir stüdyoda mı yapsam diyorum. Evde yapmak her türlü çok işime geliyordu ama bilen bir yoga eğitmeni ile çalışmak farklı olur mu? Ya piyano kursu, ya yoga. Ya da hiçbiri biraz odaklanmak adına.

Programı yeniden düzenlemek gerek. Hiç ev temizliğini hesaba katmamışım. Bir de işte öğlende kalktığım günler için ayrı program lazım. Böyle "aaaa öğlen olmuş yandı gülüm keten helva" diye yaşamak istemiyorum bu günleri.

Bugün kurguya çalışayım ben. İçimde hazır heves de var biraz.

Şuraya bu sabah hazırladığım krepe kattığım tatları bırakıp kaçayım: krep hamuruna azıcık zencefil tozu ve tarçın attım, (ayrıca azıcık tuz, azıcık pudra şeker). İçini doldurduğum kayısı reçelinin altına da evde ne zamandır duran hindistan cevizi yağıyla sıvadım, incecik tereyağ gibi, krep daha sıcacıkken eridi üstünde. Kayısıya nasıl yakıştı anlatamam...Ölürsün. Vişne reçeli ile de denedim, aynısı olmadı. Hindistan cevizi yağı yoksa tozundan da katabilirsin bence (elini korkak alıştırma bu durumda bol bol serp). İdare eder, tastamam aynısı olmasa bile. Ama zencefil tozu ve tarçını mutlaka katmayı dene, beni dinle sen. Bambaşka bir şey oluyor krep. Böyle yurtdışında, değme bir restoranda, işi bilen bir aşçının elinden çıkmış bir krep gibi oluyor. Ama ölçüyü kaçırma. Baharatlar geri planda kalmalı, baskın olmamalı. Farklı bir aroma vermeli ama "aaa bunda tarçın var" diyen tarçını çok iyi tanıyan biri olmalı. Bir kişilik krep için, bir-iki çimdik her birinden. Krepçi dükkanı mı açsam ne...

4 yorum :

  1. :)) Piyano benim de aklımda vardı. Epeyi piyano reklamı taradım. Aklım Roland'da kalsa da Casio CDP -120 de neredeyse karar kılmıştım. Çok güzel online kurslar bulmuştum. Bir arkadaşım Yousician ile bass öğrendi, piyanosu da güzek. Udemy de fena değil. Youtube da bile bir çok kaynak var. Ne mi yaptım? Sağlığa yoğunlaşmak için erteledim :)

    YanıtlaSil
  2. Piyanoyu ben sosyal bir faaliyet kapsamında düşünüyorum. Eğer tek başıma öğreneceksem hiç ilgimi çekmiyor. Yoksa yousician şahane. Gitarımı yousician ile biraz ilerletmiştim. Yani ona ilerletmek denmez tabii de. Biraz çalışmıştım.
    Taksim civarında bir piyano kursu buldum. Belki diyorum ona giderim. Ama çok dağılacağım biliyorum. Bence sağlığa yoğunlaşmak önemli. Çok da iyi yapmışsınız.

    YanıtlaSil
  3. Kitabı umarım seversin,bana ilham verici gelmişti...Bence yoga stüdyosuna yazılmak iyi fikir.Sosyalleşme işine de katkı sağlar.Stüdyoların diğer yoga gruplarıyla düzenlediği etkinlikler vs. olabilir.

    Kolay gelsin!!!

    YanıtlaSil
  4. Kitabı önceden başlamıştım, ortalara geldim aslında. Kendini aradığı kısmına, şimdi oradan devam edeceğim. Ama yine de zor gidiyor. Yapacak bir şey yok.
    Evet yogayı sosyal etkinlik olsun diye stüdyoda istemiştim, hala kararsızım. Dur bakalım.

    YanıtlaSil