Pazar, Ocak 07, 2018

Ne inkar ne itiraf, bu yalnızca sitem.*

Yazmıyım yazmıyım dedim ama dayanamayacağım. Bu geceyi hayatım boyunca unutamam ben herhalde. Hayat gerçekten çok acayip blog. Bu gece sinemaya gittim. On senedir sinemaya hep aynı avm de gidiyorum. Çünkü orada M. 'a rastlama ihtimalim var. Artık M. ı düşünmüyorum ve sevmiyorum ama yine de o avm ye gidiyorum çünkü bir sefer Cuma akşamları bazen sinemaya oraya gittiğini söylemişti (M. ı kim hatırlar acaba, ta eski blogdan okuyanlar ancak, en en en büyük aşkım diyeyim yenilere, elbette imkânsız).

Böyle salakça bir umut, salak ötesi gereksiz bir saplantı. Yoksa eskiden ne güzel Beyoğlu'na giderdim film izlemeye. Ama zaten Beyoğlu da eskisi gibi değil filan falan. Neyse geç şimdi bunları.

Artık otomatiğe bağladım orayı. Filmi de kafama koymuştum, hadi dedim sosyal faaliyet olur, sinemada izleyeyim hem daha taze çıkmış. Ne sosyal faaliyeti olacaksa. Ne zaman gitsem, in cin top oynuyor sinemalarda. Neyse, seansına da baktım netten, taksiye binsem yetişirim.

Bindim. On beş dakika kala vardım. Tam beş salonda aynı anda oynuyor. Yaklaştım gişeye. Söyledim. Ekranı bir açtı kız, koskoca salon tıklım tıkış dolu. Bir üst sıralarda iki boş yer var, biri solda biri sağda. Bir de en ön sıralar. En ön sıralara oturmam, bana ne. Yukarıdan sol tarafı beğendim. Sonra gittim, kapının önünde beklemeye başladım. Kapılar daha açılmamıştı. Ama ortalık mahşer günü gibi, yok böyle kalabalık. Bir süre bekledim.

Aaa, o da ne. X. de orda. Çok eski sevgilim. Peh. Şu işe bak. İsteksizce konuştuğunu görünce benimle, kısa kestim. Hadi dedim. Kendine iyi bak. Hiç uğraşamam. O gitti. Zaten olay o değilmiş. Hah.

Orada beklemeye devam ettim. Çok sağıma soluma bile bakmıyorum. Sadece canım frigo çekiyordu ama sıra vardı ona canım sıkılmıştı. Derken, X. e rastladıktan iki dakika filan sonra, kafamı kaldırdım ve tam dibimde kimi görsem beğenirsin? M. Yok artık. Benzetiyorum herhalde dedim çünkü hep benzetirim, herkesi o sanırım. Baktım gerçekten o. Seslenemedim. Ama omuzunu dürttüm. Döndü. Şaşırdı ama çok şaşırmadı. O bana dönüp resmi ve mesafeli bir şekilde konuşmaya başlayınca onunla geldiği belli olan gençten bir kadın, biraz da canı sıkılmış şekilde "ben su almaya gidiyorum" dedi. Onu öyle resmi ve mesafeli görünce ben yine lafı uzatmadım, ve "hadi görüşürüz" deyip salondan içeri girdim. Hangi filme girdiğini de sormadım. Ne yapıp ettiğini de.

Geçip yerime oturduğumda, herkes yerleşmiş sadece o hala kapıdan içeri bakınıyordu. Bir süre sonra, o kadınla içeri girdiler. Hayır olamaz dedim. Aynı salonda aynı filmi izleyeceğiz. M. la yılların yılların hayali. Fakat daha büyük bir şey oldu. Merdivenlerden çıktılar, ve gelip tam yanıma oturdular. İki koltuk öteye ya da aynı sıraya değil. Dibime. Beş salonda birden oynayan, onlarca seansı olan tıklım tıkış salonda. Sanırsın bileti beraber almışız. Kadını benim yanıma oturttu. Ve kendi otururken, "tanıştırayım, dedi, kızım".

Kızından bana bahsetmişti. Hatta kızının bir kedisi olduğunu, kedisinin adını bile biliyorum.

Sonra ne mi oldu. Film boyunca konuşmadık. Arada ben kalktım tuvalete gittim. Sonra döndüğümde aynı şekilde hiçbir konuşma olmadı.

Yani canımcım, aklıma gelmeyen başıma geldi. Yani en çılgın hayalimde onunla orada karşılaşmak ve büyük bir tesadüf eseri aynı salonda aynı filmi izlemek vardı. Fakat yan yana oturmak hayal bile edemeyeceğim bir tesadüftü, saçma olurdu, olamazdı, o kadar abartmaya lüzum yoktu. Anlatabildim mi? Bilmiyorum.

Film bitti. İyi akşamlar dedik birbirimize kibarca. Eve geldim. Ve Sezen'i açtım.

                             Zannetme bir gün geri dönmek değil niyetim,
                             Hasrete teslim oldum asla dönmeyeceğim,
                             Bu yangın benle ölünceye dek yaşasın varsın,
                             Dünyanın o son günü sen beni arayacaksın.*


*sezen aksu: sitem.

14 yorum :

  1. Merhaba Beyda, sanırım bloguma ilk yorumunuz, hoşgeldiniz. Evet film gibi. Hatta filmde görsen, ne vasat senaryo dersin. Ama kötü olmadı kesinlikle. İyi oldu bence. Gerekliydi. Bir çeşit final gibi.

    YanıtlaSil
  2. büyük büyük aşklarda o kurulan hayaller gerçek olur. kötü kısım bu gerçeklik sadece bir günlüktür :( insan sevinsin mi sonrasında üzülsün mü karar veremiyor.

    YanıtlaSil
  3. vay be joe!
    ben olsam film boyunca aşklı tüm sahnelerde eskiden yaşadığımız ilişkimizden parçalar bulur, bize yakın mevzularda deli gibi heyecanlanırdım. yani benzerlik olmasa bile bana varmış gibi gelirdi :D

    YanıtlaSil
  4. Aslında bloğunuzu takipteyim ama yorum yapıp yapmadığımı hatırlamıyorum. O kadar çok blog takip ediyorum ki; aklımda kalmıyor maalesef. Çalışınca birde malum her bloğa yorum bırakma şansı da azalıyor :)

    YanıtlaSil
  5. @ bay günlük: aşkın büyüklüğüne oranla en olmadık hayaller gerçek oluyor değil mi, var yani böyle bir şey, bilimsel olarak kanıtlanmamışsa da. Hayatın cilvesi işte buna denir. Daha önce de başka şekilde başıma geldi. Nereden olsun dediğim. Ama dediğin gibi sevinci uzun sürmüyor, ya da tam olarak sevindirmiyor nedense...

    YanıtlaSil
  6. @ Kahve: vay be değil mi :) dediğin gibi, aşklı sahne olsaydı o dediğin olurdu ne var ki komedi filmindeydik :D ne diyelim, kader utansın. :D :D :D

    YanıtlaSil
  7. @ Beyda: çok teşekkür ederim ilginize, sevgiler.

    YanıtlaSil
  8. gerçekten inanılmaz bir rastlantı, yani yan koltuk!!! bazen hayat böyle sürprizler yapıyor bizlere...

    YanıtlaSil
  9. öyle değil mi celibon? hayat işte... sağı solu hiç belli olmuyor, bir an sonra neler olacağını bilemiyoruz, kiminle tanışacağız, neler olacak.

    YanıtlaSil
  10. tesadüfün bu kadarı olur, kurgu gibi :-D

    YanıtlaSil
  11. Galiba bundan bir kurgu yazmayı deneyeceğim ama gerçeği kadar çarpıcı olmayacak.

    YanıtlaSil
  12. i-nan-mı-yo-ruuum, tam bir rüya yani ancak rüyalarda olur, nasıl bir günmüş bu? hem X hem M, çok ilginç, arada bir böyle heyecanlar lazım Joe'cum, Sezen tam uymuş ama:)- çook sevgiler:)

    YanıtlaSil
  13. @ Eren vallahi rüya gibi, hatta rüyanda görsen inanmazsın bu ne ya diye ama basbaya gerçekti.

    YanıtlaSil