Perşembe, Ocak 11, 2018

Kum gibi.

Her ne kadar yeni yıla hızlı bir başlangıç yaptımsa da bazı günler de ellerimin arasından kum gibi akıp gidiyor, engel olamıyorum. Özellikle gece uykusu bölünüp günün geç saatlerine sarkınca ipin ucu da fena halde kaçıyor. Ne yaptın dersen bütün gün, kahvaltı ettim bir tane de maç oynadım ve aldım. Hem de sağlam aldım. Yoldum yani rakibimi.

Evimin yakınlarında bir satranç kulübü varmış. Hem de başkanı lisede benden bir sınıf küçük okumuş biri. Belki oraya üye olurum. Hem sosyal faaliyet. Hem satranç. Ama önce gururumu yenmem gerek. Hala bir insana karşı yenilmek o kadar ağırıma gidiyor ki o riske giremiyorum. Kaybetmeyi öğrenmem lazım. Bunu bana hiçbir bilgisayar uygulaması, hiçbir hoca öğretemez. Tıpkı suya atlamadan yüzme öğrenemeyeceğin gibi. Yenilginin acı tuzu ciğerlerine dolmadan yenilip, yola yine de devam etmeyi öğrenemezsin. Fakat. Bu arada öğrendiğim önemli bir bilgi var. Bu yenilme zorluğu bana has değil. Ben belki işin çok başındayım ama yenilmeden herkes etkileniyor. Herkesin morali bozuluyor. Amatör olduğum için değil. İzlediğim onca satranç belgeselinde gözlemlediğim de demeyeyim çünkü, ince bir gözlem gerekmiyor bu tespiti yapmak için, heyecan ve moral o kadar önemli ki satrançta, turnuvalarda aynı moral düzeyinde insanlar karşılaşıyor: şöyle ki, bir önceki maçı yenenler birbirleriyle, yenilenler de yine birbirleriyle karşılaşıyor. Ruhsal dayanıklılık bence teknik kadar önemli. Çabuk toparlanmak bir yenilgiden.

Dışarıda inceden bir yağmur var. Şu ana bir çay yakışırdı. Ne var ki kahvaltı edeli iki saat olmadı. Galiba onun yerine çamaşır makinesine birkaç penye atacağım. Çamaşır makinesini çalıştırmak, tıpkı fırını yakmak gibi, bulaşık makinesini kurmak gibi, yağmur yağarken bir fincan çay içiyormuşum benzeri bir his yaratıyor bende: evim güzel evim hissi sanırım.

*    *    *    *

Akşam oldu. Dışarı çıkıp loto oynadım. İki tane iki bilmişim. Bir de bir sürü 1. Peh. Gittim bir sürü gereksiz alışveriş de yaptım: yani yarı gerekli. Pek adetim değildir ama iyi geldi: mutfak önlüğü, termometre, gider tıkacı, duş jeli. Akşam yemeği olarak da yalancı mantı yaptım kıymalı makarna ile.      Çok nefis oldu.

Şimdi gidip bir el daha yenmek istiyorum Nina'yı.

Sana iyi geceler dilemeden önce, yandaki anketin son günü olduğunu hatırlatmak istedim. İki saniyeni alacak, eğer şimdiye kadar doldurmadıysan rica edeceğim...Sadece bir soru var.(anket kapandı, tüm katılımcılara çok teşekkür ederim) Haydin kaçtım.


2 yorum :

  1. Tat kaçıran bu günler için ne güzel bir benzetme yapmışsın,artık ben de onlara ''kum gibi aktı'' diyeceğim :') Yenilmeyi kimse sevmez aslında,ben de hiç sevmem ve hazmedemem.İnsanlarla oynadıkça hem yenip hem de yenileceksin ve bu tekrarlandıkça kaybetmeyi de öğrenebilirsin.Bu açıdan fırsat olur.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Bir öğrenebilsem yenilgiyi hazmetmeyi zaten üç sıfır öndeyim. Zaten kazanırım.
    Bazı günler böyle, evet tutamıyoruz.

    Benden de sevgiler Anıl.

    YanıtlaSil