Pazar, Ocak 14, 2018

Kar beklerken.

Sokak soğuk ve nemli. Kar bekliyoruz Istanbul'lular olarak. Bugün günlerden Pazar. Ben evdeyim, siyah yün çoraplarımı giydim. Pembe pelüş ev pantolonumu. Uzun kollu gri penyemi. Beyaz koltuğa yanlamasına bağdaş kurdum, sırtımı kol koyma yerine dayadım. Kucağımda bilgisayar. Gene içimde karşı koyması güç bir blog yazma arzusu. Neyse ki bekleyen önemli başka bir işim yok. 

Son yazdığım öyküyü bir arkadaşıma okuttum. Bir tek o okudu zaten şu saate kadar. Etkileyici ve güzel demiş mailinde. İki gündür onun sevincini yaşıyorum. Çünkü çok hızlı yazmıştım ve çok kısaydı. Biraz boş olmuş, ya da hızlı yazıldığı belli oluyor, hikayenin biraz semirmesi lazım filan demesini bekliyordum. Benim cesaret edemediğim fakat gerekli değişikliklerin de altını çizmiş. Daha ne isterim. 

Söyleyeyim ne isterim. Çok iyi, ama gerçekten çok sıkı, derinlikli yazabilen bir bilimkurgu yazarı olmayı isterdim. Yani o kadar güzel yazayım ki insanlar okurken o güzellikten ve derinlikten mest olsun, doyamasınlar okumalara isterdim. İşte bunu gerçekten isterdim. Fantastik de olabilir. Mesela hikayenin tamamı hafiften - hatta neden hafiften olsun ki, olmuşken adamakıllı olsun - bir şiir tadı bırakabilsin isterdim. Zor dostum zor. Ama uğraşmaya değer. Ne demiş, yıldızları hedef al, en kötü ihtimalle aya iniş yaparsın. Bazen de ters teper ama hedefi fazla yüksek tutarsan. Ya.

Vermem gereken bir karar var: piyano kursu ya da satranç kulübü. Anneme söyledim, bence satranç kulübüne yazıl dedi. Ama piyano kursunun amacını anlamadığı için. Konservatuar okumuş insandan satranç kulübü cevabı ilginç her halükarda. Neyse ben bu konuyu bir - iki hafta daha düşüneyim. Bakarsın ikisine birden gitmeye karar veririm. 

Bir tane şahane sesli meditasyon buldum, İngilizce anlayabilenler mutlaka denesin. Sadece on beş dakika sürüyor ama etkisi ertesi güne kadar sürdü benim için: beni zor bir gün bekliyordu ama ben günü stressiz ve olumsuz etkilerden arınmış şekilde yaşadım. Uykuma bile olumlu bir etkisi oldu.

Müzik olarak da şuna sardırdım, sabah akşam bunu dinliyorum. Köprünün altı, Sufle diye bir grup Duman'ın parçasına cover yapmış. Çok şahaneler bence.

Yeni yıl kararlarını biraz küçültmem lazım gelecek. Haftada bir öykü fazla. Ayda üç kitap okumak zaten fazla. İki haftada bir öykü daha akla yatkın olabilir. Ha. O arada olur da fazladan bir öykü daha yazabilirim, eh onu da silmem herhalde kayıtlardan. Ayda iki kitap yapalım bakalım şimdilik.

Aaa. Unutuyordum. Paskalyada belki uzun bir yola çıkacağım çocukluk arkadaşlarımla: Kanada ve Amerika. Fakat önce herkesin izin tarihlerinin belli olmasını bekliyoruz. Yani Z. 'nin tarihleri belli de N.'ninkileri bekliyoruz. 

Bir ara şunu çizip, boyamışım. Kimbilir ne zaman. Mandala destesinin içinden çıktı. Gene çizip boyayayım bir tane. Üstünden de öyküye çeki düzen verip, arkadaşıma bir kere daha okutup, dergilere göndermeye başlarım bu hafta.



Not: Anketi yanıtlayan 40 kişiye binlerce teşekkür. Sonuçları sizinle paylaşayım:

Soru: İyi geceler küçük Joe'ya hangi yoldan ulaşıyorsun?

  • bookmarkladım diyenlerin oranı %20
  • arama motorundan aratıyorum %35
  • başka bloglardan tıklayarak geliyorum %27
  • emailime doğrudan geliyor %12
  • içerik takipçisi kullanıyorum (feedly ya da başka) %10
Toplam %100 Den fazla oluyor, bunun sebebi bir kişinin birden fazla yolla bu bloga ulaşabiliyor olmasından.



4 yorum :

  1. Joe'nun en güzel çizimleri bende, şahane renkleri ile tuvalet masamın üstünden her gün bana bakıyor ve seni anmama sebep oluyorlar. Bu vesileyle sevgilerimi yolluyorum :)

    YanıtlaSil
  2. yaaaa çok tatlısın!!!! çok teşekkür ederim <3 <3 <3

    YanıtlaSil
  3. Başka blogdan tıklayarak ulaştım.En güzel yöntem.Takip ettiklerimi hep blog listelerinden bulurum:)

    YanıtlaSil
  4. @mehtap: hoşgeldin diyeyim o zaman :)

    YanıtlaSil