Cumartesi, Aralık 09, 2017

Daha iyi bir hayat.


Sanki daha iyi bir hayat mümkün de ben beceremedim ya da hali hazırda beceremiyorum. Daha iyi bir hayat. Sanki beynim çekirdekken, içindeki ilk DNA bu proteini üretiyordu. Geri kalan herşey bunun çevresinde gelişti. Ve gelişmeye devam ediyor. Fakat artık yaştan mıdır nedir, yoruldum galiba bu uçsuz bucaksız arayıştan. Evet zaman içinde birçok şey gelişti fakat insan bir yerde de düzlüğe varmak istiyor.

*   *   *

İki aydır satranç maçı yapmıyormuşum. Sahalara bu kadar uzun aradan sonra geri dönünce site coşup zaferime her zamanki 3 puan yerine tam 16 puan birden verdi. Bir sonraki oyunu da alınca 15 puan daha. Yani 6 puan alacağıma iki oyundan 31 puan aldım. Sonra 8 puanı maç boyunca ezici bir üstünlüğüm varken tek bir hata ile kaybedip verdim. İçim bile kıyılamadı şoktan. Nasıl yani? Bir kale bir fil artı pozisyon üstünlüğüm vardı? Şahını köşeye sıkıştırmıştım. Bir hamleyi bir hamle sonraya erteledim ve bam! Ne oluyor derken mat olmuşum meğer. Peee... Ama olmaz ki ya...Ders çıkar Joe. Ders. "Zafer sarhoşluğuna kapılmayacağım ne olursa olsun" diye öğren iyice. Ki bu son olsun. Bir daha böyle olmasın. Acı bir ders. Sonradan bunun adı tecrübe olacak. Benimdi o oyun ama...

Ama daha iyi oynuyorum. Üstelik problem puanım ve maç puanımın arası açılmıştı, şimdi yaklaştılar birbirlerine. İkisi de yükselişte. Mesela şu andaki dünya şampiyonu Carlsen'in çocukluğu için yaşının üstündeki legolarla oynardı derler. Ben de alakayı kuramazdım. Lego ne, satranç ne, bize ne legodan. Var ama alakası. Şöyle: her bir şablon farklı bir lego parçası gibi aslında, sonra parçaları birbirine birleştiriyorsun, ve doğru parçaları tanıyıp birleştirebilirsen oyunu kazanıyorsun. Bunu şimdi anlayabiliyorum.

Abime dedim. 1800'lük problemleri çözebiliyorum artık bazen dedim. Yani çok sık değil. Zaten o seviyeyi her zaman sormuyor. Ama mesela 1790 filan sorduğunda çözdüğüm oldu. Ben normal sanıyordum, kendi seviyem için, ama abim önemsedi. Bir de artık dikkatsizlikten filan problem puanım düştüğünde, (dün 150 puan geriye düştüm mesela (sonradan ne yaptım ettim toparladım)), inatla bana 1500'lük 1600'lük problemler soruyor. Bir dur. Yok. Sanki "ben seni tanıyorum, sen başka zaman bunları çözüyordun" diyen iyimser ve yüreklendirici bir öğretmen gibi.

Hamle sırası da önemli. Problem çözerken bazen yanlış sıraladığım için kaybediyorum. Zaten bugünkü maçta da olan buydu. Onu da doğru yaparsam zaten 1700'lere filan varmama bir engel kalmayacak.

*   *   *

Yok işte. Düz ve pürüzsüz bir hayat yok. İlla ki inişli çıkışlı olacak herkese. Aralık ayı biraz da yıl sonu muhasebesi demek benim için. Ve yeni yıl planları. Ama işte acaba çok mu fazla plan yapıyorum? İşlevsiz planlar. Hiç plan yapmasam? Gelişine bıraksam? O da olmaz. Uykusuzluk mesela. Son üç ayımı yedi bitirdi ve hiç planlarımda yoktu, olan planları mahvetti. Ailevi zorunluluklar da aynısı. Bir de planları planlamak var. Sevmiyorum planlara bu kadar zaman harcamayı. Fakat mühendis bir tanıdığım vardı. Plan yaparsan zamandan yüzde en az 70 tasarruf edersin demişti. Hmf. Ben bu konuyu biraz düşüneceğim. Bir de şunu okumak var aklımda. Celes'in yıl sonu muhasebesi hakkında söyledikleri.

Haydi kal sağlıcakla.




7 yorum :

  1. Benim için de yeniyıl planları ve dilekleri vardı. İşlevsiz ve başlayamadığım planlar... 20 kilo vermek,yogaya başlamak,İngilizceyi ilerletmek gibi. Bir sene geçti hala aynı niyetlerdeyim. Tembellik mi başka bir şey mi bilemiyorum. Şimdi ise basit ve hayatımız azcık iyileştirecek liste yapasım var. Bulaşık biriktiren üşengeç biri olarak 5 parça bulaşık yıkamdan uyuma gibi,ya da saat 22:00 de telefon ve bilgisayarı kapat uyuyana kadar ne istersen yap gibi. İnternet bağımlısı olmuşum farkında olmadan. Beslenme alışkanlığı değişmek üzere. Kolay olmuyor şekerden ve buğday ürünlerinden vazgeçmek,et yemekten uzaklaşmak. Geçen seneki listeye bakamadım,yüzleşemedim daha. Daha iyi bir hayat mümkün tabii ki de alışkanlıklardan vazgeçmez ve alıştığımız konfordan bir süre uzaklaşmak gerekiyor onu da bir yerimiz yemiyor. O rutinleri kırmak için yaşlandık mı yoksa bahanemiz mi? 70 yaşında bile zincirleri kıran ihtiyarlar varken bizimki bahane olabilir mi?

    YanıtlaSil
  2. ''Daha iyi bir hayat. Sanki beynim çekirdekken, içindeki ilk DNA bu proteini üretiyordu.'' Bu cümlene bayıldım, ancak bu kadar anlatılabilirdi, benim de gündemimde bu konu, yazmalıyım yıl bitmeden..

    YanıtlaSil
  3. @ Euphony:günlük sorunlarımız ve yapmamız gerekenler çok benzeşiyormuş. Beslenme alışkanlığı dışında hepsi bana da lazım o alışkanlıkların. Ne güzel benim için hazırlanmış bir yeni alışkanlıklar lisesi bulmuş gibi hissettim. Saat 22:00'de ekranları kapatmak. Kitap okumak onun yerine mesela ne süper olurdu. Ama yapacak mıyım? Buradan hiç öyle durmuyor.

    YanıtlaSil
  4. @ Elif: senin listelerine bayılıyorum. Son listen de süper ve çok içaçıcı.

    YanıtlaSil
  5. Daha iyi bir hayat, hayata belli nitelikler katmak galiba. Kimi elimizde kimi değil. Daha sağlıklı hayat daha iyi bir hayat mesela, kısmen elimizde. Daha çok insan, daha çok gezmek de öyle. Bana kalırsa bunlardan en kolayı daha neşeli olanı. Neşenin sevinçle bir ilgisi olmalı ve mutluluğun bir yanı huzursa diğer yanı da neşe galiba. Akşama Tosun Paşa'yı mı izlesem? :))

    YanıtlaSil
  6. Şu an 2018 için temel ilkelerimi belirlemeye ve düzenlemeye çalışıyorum. Daha çok insan, daha çok gezmek benim de listemde çıktı.
    Tosun Paşa'yı küçükken filan izlemiş olmalıyım. Kemal Sunal'ı bir film miydi? Sanki öyle kalmış aklımda, Şener Şen Adile Naşit ...
    2018'de daha sık iletişim halinde olalım bence.

    YanıtlaSil
  7. Evet o film. Bazen tv da çıkınca seyrediyorum. Garibi hâlâ aynı şeylere gülüyorum. Katılıyorum, 2018 de irtibatı koparmayalım :)

    YanıtlaSil