Perşembe, Kasım 23, 2017

Umutlu günler.

Kahvaltımı ettim. Cazımı ve kombimi açtım. Koltuğuma kuruldum. Kahvaltıdan kalma son çay yanımda. Canım deli gibi bloguma gömülmek istiyor. Dünyanın şu an daha zevkli bir işi yok. Bir de tığ. Onu da anlatırım.

Ruh halim feci halde inişli çıkışlı. Bir diplerde sürünüyor, bir yüzeye çıkıp umutlanıyor. Şu an umutlu  halde.  Terapistimin önerisiyle, dün gece internette katılabileceğim sivil toplum kuruluşlarını araştırdım. Tabii ki önce bu girişimin içimde biraz demlenmesi gerek. İki gün gidip, üçüncü gün "hadi bana eyvallah" demek kesinlikle istemem. Uzun vadeli olmalı. Gerçekten gönülden gitmeliyim her seferinde. Kendimi zorunlu hissettiğim için değil. O kadar çok seçenek buldum ki, bunlardan en az birine katılmazsam kasten gitmek istemiyor olmam gerek. Bu beni heyecanlandırdı işte. Bu hafta bir iki tanesiyle ayrıntılı görüşüp, kararımı verip, haftaya terapistime güzel haberler vermek istiyorum.

Bir de yarı zamanlı bir iş bul diyor bana. Yarı zamanlı bir iş bulmak tam zamanlı iş bulmaktan da zor. Ama haklı. Bunu biliyorum. Ruhuma iyi geleceğini biliyorum. Sadece ne tür bir işte çalışırım hiçbir fikrim yok. Galiba girişimciliğimden umudu kesti. Haksız sayılmaz. Yazarlığımdan da kesmiş aslında umudu, şimdi anlıyorum. Onda da haksız sayılmaz. Aslında ben de kestim ya. Sürdürülebilir kalkınmada kalmıştım en son. Onun da derslerine ilk haftada devamsızlık yaptım. Fakat suç bende değildi bu sefer, ne de istikrarsızlığımda. Yine de bu iş arama fikri bile şu an - üstüne bir kere daha bastırayım: şu an - için bana güzel bir heyecan veriyor. Sonra ne olur bilemiyorum. Biliyorum bin kere filan reddedileceğim. Neyse ki buna dayanıklıyım. Ne de olsa Lyon gibi memlekette psikoloji stajı bulabilmiş bir insanım geçmişimde bir yabancı öğrenci olarak. Bin kere reddedilmek bana koymaz. Ben yolumda yürümeye devam ederim. Bakalım neler olacak. Olacak mı? Yoksa ben "ay iş bulmak mı, bu saatten sonra mı, benim neyime" deyip, malak gibi koltuğuma devrilerek mi geçireceğim kalan ömrümü. Hmmmfff. Bir kolay yol var, bir de zor. Kolay yolun ucunda bir nane yok, zor yolun ucunda yenilikler, etkinlikler, yepisyeni bir hayat.

Bu arada seramik çamurundan satranç takımını -nihayet- tamamladım! Of. Son piyonu, ve dört atı bitirdim. Sanki çok zor işmiş. Neden bu kadar süründürdüm diye kızıyorum kendime. Şimdi yüzümü karartıp, seramik fırınına götürmem gerekiyor, "merhaba beni hatırladınız mı" demesi en zoru. "Hayır hatırlamadık" derlerse ben de geri döner pişirmeden kullanırım. Nasılsa sert. Önceden telefon açmak en garantili yöntem sanırım.

Tığa gelirsek. Geçen gün Ö.'le buluştuk. Almanya'dan blogumu yıllardır takip eder kendisi. Onunla güzel bir öğleden sonra geçirdik. Bir ara Mephisto'ya girdik Kadıköy'de ve bana raflarda duran oyuncak bir zürafa gösterdi tığla örülmüş. Amanın. Bu benim kaç sene önce yeğene ördüğüm zürafanın tıpkısının aynısı sadece ipleri daha uyumlu olduğu için bir tık daha profesyonel duruyor. Etiket fiyatını gösterdi Ö.. Yuh! Hakikaten satılır mı bu fiyattan? Onu bilmiyorum. Ama yapasım geldi işte. Sanki ben yaparsam o fiyattan satacak sonra da parasını cüzdanıma koyacakmışım gibi bir heves geldi. O ipler aklıma dolandı işte. Rengârenk. Şimdi çok yapasım var elimde kalan iplerle değil de aklıma dolanan özel alınmış olanlarla. Bak site burada, zürafanın yapım tarifi de burada.



I love buttons sitesinden alınmıştır.

Çayım bitti. Şimdi çalışma vakti! Haydin.

6 yorum :

  1. Zürafaya bayıldım, amanin pek bi şekerli. Senin yapacağını da merakla bekliyor olacağım.

    YanıtlaSil
  2. @ Ecehan: bitirince koyarım resmini. Az kaldı: bir bacak, iki boynuz, bir kulak bir de montaj.

    YanıtlaSil
  3. Benimde gidebileceğim terapistim olsaydı diye iç geçirerek okudum, yarı zamanlı iş, sivil toplum örgütü ne güzel öneriler, hepsi zaten aklımda ama bir türlü var olamıyorlar ve o yazabilme cesareti hiç uğramıyor kapıma , kapım hiç çalınmıyor, ( altın gününe davet edenlerden hiç ses çıkmadı yine :) senin için mahsuru yoksa terapist tecrübeni ayrıntılı okumak isterim...çorumda da bu zürafanın aynısını gördüm ve satın almak istedim, uçmuş fiyatını görünce ben de yapabilir miyim diye düşündüm ama elime tığ almış değilim...bu tecrübeni de merakla bekliyorum...sevgilerimle

    YanıtlaSil
  4. Ayşe'cim: sana özelden yazıyorum.

    YanıtlaSil
  5. çocuklar için organik çorap yapıp satsan bile servet para talep edebiliyorsun. korkutulmuş ebeveynler ve piyasa!

    joe, caz dedin- kombi dedin, beni mest ettin. kışın evi dolduran güzel müzik ve şansıma bir de yağmur varsa <3 <3 <3

    YanıtlaSil
  6. çocuklar için organik çorap ne ola ki diye düşünürken dalga geçtiğini cümlenin sonunda anladım :))))))))

    YanıtlaSil