Pazar, Kasım 12, 2017

Kasvet dolu bir Kasım.

Güleryüzüme alışkın insanlara karşı asık suratlıyım, ama sanırım anlayışla karşılıyorlar. Belki biraz yadırgıyor olabilirler. Gözlerimi de kaçırıyorum. Ama dün gece değişik bir şey oldu. Ağustos ayından beri olmayan bir şey: kesintisiz 7 saat uyku uyuyabildim. Gece göz açıp kapayınca geçti.

Bugün annemdeydim. Onun da morali bozuktu. Sonra beni gördü. Dediğine göre iyi gelmişim ona. İlaç gibi geldin dedi bana. Ki böyle şey demezdi. Bir de yeğeni saydığı birinden telefon gelince biraz açıldı. Bir şey yapmadık. Klasik müzik koydum. Mozart 40. senfoni. Sonra mandala çizen insanların videolarını da açtım. Bir de boya kutusunu önüme alıp mandala boyadım saatlerce. O da yanımda beni izledi. Az az sohbet edip. Öğle yemeğini ısıttık beraber yedik. Sonra biraz uyukladı koltukta. Ben de. Sonra gün akşam oldu. Mandalaları ve boyaları annemde bıraktım.

Akşam yemeği olarak tost yaptım kendime eve gelince. Ketçap ve dereotu da koydum. Yanında da poşet çay. Vardı evde yemek. Salata için malzeme vardı. Tavuk şnitzel vardı. Makarna yapabilirdim peynir ve mantarlı. Omlet yapabilirdim. Canım istemedi.

Kasım kasvetli geçiyor blog. Yaz bitimindeki o romantik sonbaharı hissedemiyorum. Yağmur ve bulutlu gökyüzü içimi karartıyor. Güneş açınca biraz ferahlıyorum. Bazı şeylere geç kaldım. Ama beni en çok üzen bunlar değil. Mesela o kadar sıkılıyorduk ya adada gençken. Günler boş geçiyor diye. Kimse de bize demedi ki, in Istanbul'a, bul bir staj, yarı zamanlı çalış gönüllü olarak, iş öğrenirsin, zamanını değerlendirirsin, hem de bir işe yararsın. Dil biliyorsun, elin yatkın, kafan çalışıyor, elbet bir işin ucundan tutarsın. Hem değişik bir ortam tanırsın. Değişik insanlar. Hayatına renk gelir. Kimse demedi ben de akıl edemedim. Yazık.

Şu an bir kitabın sözcüklerinin peşine takılıp, hayal alemine savrulmayı ne çok isterdim. Edx'te bir kurs daha buldum. Roman yazmak üstüne. Fakat paralı. Bedava da olsa değişen bir şey yok. Mesele parada değil. Ben ilk önce sürdürülebilir kalkınmayı okumak istiyordum. Kafamı ona bile veremiyorum. Buna da adayacak yerim ve enerjim yok. Şöyle döktüre döktüre yazasım var oysa. Karakterler, olaylar havada uçuşsun, derinlikli olsun, katmanlı olsun, akıcı olsun, heyecanlı ve duygusal olsun, fantastik olsun, içinde ejderha bile olsun. Ve içime sinsin. Göğsümü gere gere okutayım. Ben yazdım diye kibirleneyim. Keşke şöyle güzel bir alıştırma kitabı olsa hikayeyle ilgili. Belki biraz araştırabilirim bunu önümüzdeki günlerde. Koca bir roman yazmaktansa parçaları toparlamak.

Yolladığım kısa öyküylerden tık yok. En son tek bir dergi kaldı olumsuz yanıt yollamayan. O da Kasım ayında yanıtlayacaktı. Kasım'ı neredeyse yarıladık. Onlardan da ses seda çıkmıyor. O kadar mı kötüydü benim öyküler? Hiç sanmıyorum. Kendimi övmek için değil ama kötü değillerdi. Buna inanmam.

Şimdi bana roman parçaları koleksiyonu yaptıracak mucizevi bir kitabı aramaya çıkıyorum.


8 yorum :

  1. ''Bazı şeylere geç kaldım. Ama beni en çok üzen bunlar değil. Mesela o kadar sıkılıyorduk ya adada gençken. Günler boş geçiyor diye. Kimse de bize demedi ki, in Istanbul'a, bul bir staj, yarı zamanlı çalış gönüllü olarak, iş öğrenirsin, zamanını değerlendirirsin, hem de bir işe yararsın. Dil biliyorsun, elin yatkın, kafan çalışıyor, elbet bir işin ucundan tutarsın. Hem değişik bir ortam tanırsın. Değişik insanlar. Hayatına renk gelir. Kimse demedi ben de akıl edemedim. Yazık.''

    Bu kadar mı aynı olur hissiyat? Çok iyi anlıyorum seni.

    YanıtlaSil
  2. ben de en çok gençliğimde yapmadıklarım için hayıflanıyorum, ne çok zamanım ne çok imkanım vardı oysa... yine de böylesinin daha hayırlı olduğunu düşünüp avunuyorum:)) annenle ne keyifli bir gün geçirmişsiniz, ne güzel... öykülerin çok başarılı bence, belki de bu konuda yetkin birinden bir iki ufak tüyo olsan daha hızlı sonuca ulaşabilirsin? sevgiler:)

    YanıtlaSil
  3. @ Elif: yalnız olmadığımı bilmek iyi geliyor, hem de ta nerelerde beni anlayan birileri var diye düşünmek.

    YanıtlaSil
  4. @ eren : iyi ki sizin gibi insanlara okuttum da beğendiler, yoksa yapamıyorum diye üzülecektim.

    YanıtlaSil
  5. Bence insan gençliğini nasıl geçirirse geçirsin illa büyüdüğünde geçmişe dair küçük büyük keşkeleri oluyor.Bunlar aslında o günün aklıyla geçmişe alternatif üretmemiz.Oysa zaten bugün bizi biz yapan geçmişteki aklımız...umarım istediğimi açıklayabildim :'D
    Tabi ki de öykülerin kötü değil.Kötü olduğunu savunan birine ne kadar başarılı ve güzel olduğunu saatlerce diretebilirim.Bir tanesini okuyup mest olmuştum.
    Hani hayatta her işi yap bir şeyde başarılı ol derler ya aklıma bu yazıyı okurken o söz geldi.Sen çoğu konuda yapmanın yanında iyisin,başarılısın da.Sadece bugün için kendine uygun olanı ya da ruhunu daha da tatmin edecek şeyi istiyorsun,öyle hissettim.Yine de samimi söylüyorum,el attığın her işin altından kalkabilirsin!
    Kış kış kasvetli Kasım,sevgiler küçük joe'm <3

    P.S İçime sinmeyip yayınlamadığım bir yazının başlığı da ''Kasvetli Kasım''dı :')

    YanıtlaSil
  6. @ Anıl'cık: çok güzel anladım demek istediğini. Evet alternatif üretiyoruz bugünkü bilgimizle. Geçmişteki yanlışları görüyoruz, görmekten öte yanlışlar etimize batıyor.
    Dağılmaya çok meyilliyim...Hop diye.
    Demek sana da kasvetli geldi bu Kasım Anıl'cım...
    Güzel sözlerine yorumlarına çoooook teşekkürler.
    Sevgiler. <3

    YanıtlaSil
  7. Ben hep çok erken kalkarım. Yani erkenciyim baya. :)
    Ben de bekliyorum sizi bloguma! :)

    YanıtlaSil
  8. @ Kafa dergi: evet size gelmişliğim var önceden hatırlıyorum.
    Uykunuzu alabiliyorsanız erkenci olmak şahane olmalı.

    YanıtlaSil