Cuma, Kasım 03, 2017

Ekim'in ardından.

İyi değildim blog. Sessizliğimden anlamışsındır. Ekim'in sonu üzerimden silindir gibi geçti. O kadar ki buraya yazasım bile yoktu. Hatta artık bir daha hiç yazasım olmayacak sandım. Anla. İki aylık uykusuzluğun üstüne bir de iştahsızlık bindi. Hızla kilo kaybettim. Ve bu hiç hoşuma gitmedi. Kendimi nutellayla kandırdım. Ama sonuçtan son ana kadar emin olamadım. Ona bile hayır diyebilirdi bedenim, ruhum. İşte o zaman ayvayı yerdim. Neyse ki nutella ile bir U dönüşü yaptım hayata. Abartmıyorum. Sebebi ağır konular. Boşver. Şimdi uykularım biraz rahatladı - tek nutellayla değil elbet. İştahım (ve kilolarım) geri döndü. Ve en önemlisi: yazma dürtüm. Yani hayati fonksiyonlarım :). Hayatta dövme yaptırmam derdim. Bir ara bileğimin içine "bu da gelir, bu da geçer" yazdırmak geldi.

Az iyiyken, az yoga yaptım, bir film izledim, ıspanak kavurdum, üstüne yumurta kırdım. Bir de iştahsız günlerimde menemen yaptım. Ulvi bir yemek gibi geldi o an. Hem hazmı kolay, hem yemesi kolay, hem besleyici. Midemin içine kıvrılıp yattı sanki. Beni içimden kucakladı. Sıcacık.

Ekşi mayalı ekmek aldım sonra. Dünyanın en gurme, en sofistike yiyeceklerinden biri benim için. O koca dilimleri elimde tuttuğumda Finlandiya gibi çok medeni bir yerde yaşıyormuş gibi hissediyorum. Okuldan bir arkadaşım kendi yoğuruyor sonra İnstagram'da resimlerini paylaşıyordu. Ecehan da kendi bloguna koymuş. Ecehan'ı yeni keşfettim. Ben yoğurmadım. Bizim köşedeki fırında satılıyor, gittim aldım.

Bir de karavanla gezen bir çift var, onların blogunu çok severek takip ediyorum, onları da yeni keşfettim. Aklıma modifiye konteyner (bkz. resim) fikrini soktular, çıkmıyor.




Bir de tabii karavan. Bir sene boyunca karavanla gezmek isteyebilirim. Ama tabii en sağlamı kiralık bir karavanla on beş gün ya da bir ay gezmek, deneme sürümü. Sonra da işte, duruma göre.

Bu sabah Hikmet bey'den mektup geldi. Onu okudum keyifle. Gönderdiği bağlantılardan birinde gene karşıma modifiye konteyner bir ev çıktı. Ağzımın suları aka aka izledim, ki konu o değildi. Bu arada Körburun romanı ile bu sene Attila İlhan roman ödülünü kazanmış Hikmet bey. Çok tuhaf bir his. Sevincin ötesinde.

Zor günlerde yapabildiğim bir diğer şey ise sesli meditasyon dinlemekti. Telefon için bir uygulama bulmuştum: headspace adı. İyi gelmişti. Ama bugünden itibaren paralı olacak galiba. On günden sonrası paralı. Satın almam herhalde.

Geçenlerde biri bana satrancın gerçek hayatta bir faydası var mı diye sormuştu. Ben de pek yok aslında demiştim. Ama geçen zor günlerimde satranç oynamış olmak bende şöyle bir refleks yarattı: şu an yapabileceğim en doğru hamle ne? Durum fena ama şu an yapabileceğim tek bir şey olsaydı, en doğrusu hangisi olurdu? Hamlenin kendisinden çok bu düşünce biçimi bana çok yardımcı oldu o an.

Son günlerde Enis bey sayesinde Luxus diye bir müzik grubu keşfetmiştim. Hüsnü Arkan'la beraber Cahit Sıtkı Tarancı'nın Abbas şiirini yorumlamışlar. Bin kere döndürüp döndürüp dinledim. Dinlemekle yetinmedim. Tarancı'nın bir şiir kitabını gidip satın aldım. Ve bayıldım. Lakin, kitaptan o kadar heyecanla bahsedince anneme kaptırdım. :) Gidip bir tane daha alacağım.

Bu sabah uyandığımda esin dolu hissettim kendimi. Sanki masanın başına bir otursam en güzel hikayeleri yazabilirmişim gibi. Ancak bu postu yazabildim bunca saattir. Onu da silsem mi acaba diye tereddütteyim. Boya kalemlerimi ve fırçalarımı anneme götürdüm. Pek yüz vermedi. Bir ara geri almam gerek. Keşke kitap okuyabilsem...






12 yorum :

  1. küçük Joe...Sevindirdin beni...iki gündür bloğuma da koyduğum enfes müziklerle dinginleştim... Sen de yazmışsın, sesli meditasyon...Hikmet bey'in mektuplarını merak ettim, kayıt oldum bakalım neler olucek ;-)) Elbette bu da geçer ya Huuu...öpücük gönderdim sana, yakala hadi...

    YanıtlaSil
  2. Ben de Sezen'in ''Geçer, geçer daha öncekiler gibi..'' şarkısını mırıldanmaya çalışıyorum öyle zamanlarda, bir de okuduğum romanlardaki kahramanların dibe vurduktan sonra tekrar yukarılara çıktıklarını hatırlamaya..Ne yaparsan yap zor, bezen sadece nefes almak en büyük başarı..Yalnız değilsin.

    YanıtlaSil
  3. Joe yazmadığın zamanlar uzadıkça sürekli blog listesini kontrol edip yeni bir şey yazmış mısın diye kontrol ediyorum.Yazmayı bıraksan çok üzülürdüm herhalde,senden bir şeyler duymaya fena halde alıştım :')
    Galiba bu sefer öyle normal bir mutsuzluk yaşamamışsın.Yine de ne olursa olsun kendine iyi davran.Bedenin ve ruh sağlığın hem kendin için hem seni seven insanlar için önemli.
    Ben de bu aralar tenefüslerde satranç oynamaya başladım.Kazandıkça zevk veren,düşündükçe heyecanlandıran bir oyunmuş gerçekten.Senin doğru hamleler yapacağına güvenim tam.Oyun bitene kadar umut hep var,o halde ilerlemeye devam :)

    Bollcaaa sevgiiiiiii! ♥

    YanıtlaSil
  4. Kısacık konuştuk geçen gün, ara ara düşünüyorum seni.. Boş zamanın varsa "Grand Designs" diye bir dizi var sanırım 20 senelik, son sezonun birinde şahane bir konteyner ev yaptı adamın biri, bu eve çok benziyor iki konteyner üst üste, teknik falan çok ilgiyle izledim. Bir bak istersen, link şu ama açılır mı bilmem, en azından bu şekilde aratırsın (https://www.youtube.com/watch?v=VSwPZsK0Lyo). Benim en sevdiğim kafa boşaltma dizilerinden bu..
    Satrançın gerçek hayatta baya ciddi yararı var gibi geliyor bana, özellikle sosyal ilişkilerde 2-3 adım ötesini görebilmek ona göre gardını almak falan gibi ama bilemem, ben çok fazla zamanımı veremedim satranca..
    Tam 6 ay sonra ilk yogamı salı sabahın köründe saat 07.00'da yapacağım, kendimi kursa yazdırdım :D 6'da kalkıp evden çıkmam gerekiyor ama olsun.. Değer..

    YanıtlaSil
  5. Çok teşekkür ederim :)

    Headspace'den çok memnundum, bedava kısmını tamamlayınca para verip devamını satın aldım ama sonra adamın sesinden o kadar sıkıldım ki aylardır elimi sürmedim.

    Sevgiler, selamlar.

    YanıtlaSil
  6. Hergün blogunuza girip yeni bir yazı yazmış mısınız diye bakan biri var,bilin istedim ...En kısa zamanda keyifle geri dönmeniz dileğiyle,sevgiler....

    YanıtlaSil
  7. @ Ecehan: havada yakaladım :))))
    Sevinmen beni de sevindirdi.
    Hikmet bey'in mektuplarını seversin bence, çok uzun değil zaten. Ama en çok blogunu tavsiye ederim. Tadından yenmez metinleri var.

    YanıtlaSil
  8. @ Elif: bazen nefes alabilmek en büyük başarı...O kadar doğru bir cümle. Bazen durup sadece nefes almaya devam etmek gerekiyor, bütün varlığınla buna odaklanmak.
    Geçer geçer benim aşk avunma şarkım, hayatın akışındakiler için değil :)

    YanıtlaSil
  9. @ Anıl kuzusu: düşünceli sözlerine çoooook teşekkürler, çok iyi geldi.
    Oooo demek satranç seni de sardı. :)))))))) Bunu duyduğuma çok sevindim. Neden bilmiyorum. Ama tıpkı anlattığın gibi. Kazandıkça zevk veren bir oyun.
    Birkaç doğru hamle biriktirdim şimdiye kadar. Belki devamı gelir.

    YanıtlaSil
  10. @ Öğrenen anne: attığın linke baktım, modifiye konteyner ev örnekleri ama dizi filan değil. Olsun bulurum ben grand designs diye aratırım en kötü.
    Ne kadar yüreklisin, sabahın altısında sırf yoga için kalkamazdım sanırsam. Nasıl geçti acaba? Güzel geçti mi? Öpüyorum çok.

    YanıtlaSil
  11. @ Hikmet bey: rica ederim. Hem ödül törenine hem de yarınki söyleşiye gelmek istiyordum. Maalesef mümkün olamayacak. :((((( Seneye yeni bir ödül almanız gerekiyor artık, başka yolu kalmadı.

    Benden de sevgiler, selamlar.

    YanıtlaSil
  12. @ annelik oyunları: hiç tanımadığım birinden böyle iyi niyetli sıcacık bir yorum almak o sabah bana çok iyi gelmişti. Çok teşekkür ederim...Gerçekten.

    YanıtlaSil