Pazar, Ekim 08, 2017

Özgürlük günleri.

Forrest Gump'tan kalma bir sahne var aklımda. Zar zor yürüyen Forrest'in ayağındaki ortopedik demirleri sökerler ve ayakları sakat sandığımız Forrest'in normal insandan bile daha hızlı koştuğu anlaşılır. Belki tam olarak böyle değildi, yanlış hatırlıyorum. Çünkü demin baktım. Filmin üstünden neredeyse 25 yıl geçmiş. Neyse biz öyle diyelim. Belki de doğrudur. O seanstan beri öyle hissediyorum, zaten diyeceğim o. Sanki normal insandan bile ... Geride olduğumu sandığım bir konuda. Mesela spor kararı. Yürüme kararı alacağım. Eksiden olsa...Şundan bir hafta evvel. Başlardım uçuk kaçık olmadık hedefleri kendime bir salisede koymaya. Oysa şimdi..."Önce o karar uygulanabilir bir karar mı ve benim gerçekten bu yolu yürümeye (her anlamda) gönlüm var mı. Kararıma sadık kalabilecek miyim?" Önce bir durmak. Çok acayip blog. Çok acayip. Bu insanın kimyasının değişmesinden de acayip. Tamamen farklı bir işleyiş biçimi. Ve orijinalim böyleymiş. İnanamıyorum.

Olmadık hayaller kurmak ve bunu huyun sanmak. Kendini hayalperest sanmak. Olmadık hayaller kurup hiçbirini - zaten olmadık oldukları için- gerçekleştirememek. Ve bunu da hayatın sanmak. Bunun ilerisine geçememek. Bir türlü geçememek. Hem de aslında çok şeyler başarabileceğini sen ve herkes biliyorken. Birisi sana "ama bunlar çok uçuk kaçık" dediğinde "evet olabilir ama aşağısı kurtarmıyor" demek ve böyle hissetmek.

O seanstan sonra, ilk zamanlar tepkim şu oldu: yapmıyorum! Hiçbir şey yapmıyorum! Çünkü hiçbir şey yapmak zorunda değilim. Oh be! Oh be! Oh! Hiçbir şey ıspatlamak zorunda değilim. Hiçbir şey başarmak zorunda değilim. Gene de değerli bir insan olurum. Şunu alıp şuraya koymadan bütün bir ömür geçiririm ve kimse de karışamaz.

Kendime ne büyük baskı yapıyormuşum bilmeden. Bilemezsin.

O hırs benim değilmiş. O doymazlık da. Hırçınlık da bunlardan kaynaklanıyormuş.

Şimdi bir süre böyle geçer. Yeni işleyiş biçimine alışmaya çalışarak. Tabii ki boş duracağımı sanmıyorum uzun vadede. Çünkü canım sıkılır. Ama gelecek günleri düşündükçe sabırsızlanıyorum. Gelecek hemen başlasın istiyorum. Hemen kendime bir yol çizeyim ve başlayayım o yolda yürümeye. Keşke bir de eskisi gibi kitap okuyabilsem. O zaman tam olacak.

Yenilik olarak da saçlarımı kestirdim. Ve kuaför ayyyynı istediğim gibi kesti. Fazla kat istemiyorum dedim, tam kararında bırakmış katları. Olacak iş değil. Çok memnunum yeni saç modelimden. Bir de ben bu hafta sonu Karadeniz turuna çıkacaktım. Son anda vazgeçtim çok da hevesli değilim diye. Belki iki hafta sonra tekrar düşünürüm. Şu önümüzdeki haftalarda bir yolculuk güzel olabilir. Değişik yerler görmek. Yol gitmek. Bir de dün gece az kalsın N. 'yu arıyordum. Gece yarısı. Bir keresinde o bana yapmıştı. Ama sonra çirkin geldi gece yarısı çoktandır aramadığın birini aramak. Ben onun kadar çirkin olmak zorunda değilim. Bir de denenmişi deneme dedim kendime. Sonunda sinirlendirecek gene seni. Bırak onu. Yenisine yer açılmaz başka türlü. Züğürtlenince eski defterleri açma meselesi senin anlayacağın. Ama direndim. İyi yapmış mıyım?






6 yorum :

  1. Bizim olmayan hırslarımızdan bir sürü kez oyalandık dimi ya? Ne güzel bir yazı bu. Sonbaharın arındırıcı etkisi mi var, ne? Bende de olan, sende de okuduğum şu ki, bireysel özgürleşme yolculuğundayız. Allahtamamınaerdirsinevladım.

    YanıtlaSil
  2. seni nasıl olsa görüyorum diye epeydir buralara uğramamışım. bu ferah haberlere, aydınlık ruh haline çok sevindim arpi'cim :) 'hiçbir şey yapmak zorunda değilim' benim de son dönemdeki mottom oldu. serdikçe seriyorum ve üstelik iyi geliyor! sohbahar bize yaradı bence ;)

    YanıtlaSil
  3. Yapmışsın :) Onun yerine beni arasaydın..
    Fakaaat, asıl bomba ne biliyor musun, Forest gump'ın ünlü kız arkadaşı, House of Cards'ın Claire Underwood'u!!! Evvet, ta kendisi! Çok şaşırmıştım ben.. Kadın iyi yaşlanmış..

    YanıtlaSil
  4. @ Kahve: evet ikimiz de paralel yollardayız, ayrı ayrı seanslarda :))))) sonbahar yaradı galiba Ege'nin dediği gibi. Bizden iyisi yok valla.

    YanıtlaSil
  5. @ Ege: serdikçe sermenin de bir sonu olduğuna inanıyorum, yoksa yok mu? :SSS :)))) Yaşasın sonbahar. <3

    YanıtlaSil
  6. @ Öğrenen anne: yaaaa seni gecenin on ikisinde nasıl ararım? Bebeler yatmış, sen yatmışsın belki, bırak gecenin on ikisini gündüz bile arayamıyorum, ne seni, ne çocuklu kimseyi, ya rahatsız edersem, ya yemek pişiriyorsa, ya çocuk hastaysa, ya dinleniyorsa iki dakika diye diye. Facebook mesajı bile göndermeye çekiniyorum, bazen insanları çok usandırıyormuş hissine kapılıyorum. İstemediğimden değil.
    İyi de ben House of Cards izlemedim ki :DDDD Claire Underwood da kim :)))))) Ben çok entelim şekerim öyle dizi mizi izlemem :D :D :D

    YanıtlaSil