Cuma, Eylül 29, 2017

Yeni bir mevsim.

Saat benim için sabahın bir körü. Dışarısı çok bulutlu. Yağmıyor ama belli ki gün içinde yağacak. Sırtıma bir hırka ayağıma da çorap geçirdim. Bir de sandal ağacı tütsümü yaktım. Küçük ışıklar yanıyor salonda. Tam sonbahar. Üstelik nefis bir kitabım var. Dün gece okumaya başladım. Sylvain Tesson: dans les forêts de Sibérie. (Sibirya ormanlarında). Tam benlik. Altı ay Sibirya ormanlarında bir kulübede tek başına yaşamış bir maceraperestin nefis bir anlatımla kaleme aldığı bir kitap. Tam da alternatif hayat diye kendimi paralarken. Tam da buralardan gitmek istiyorken.

Dün gece papatya, melis, kakule, karanfil ve rezeneden bir bitki çayı hazırladım kendime. Böylece kesintisiz yedi buçuk saat uyuyabildim. Bu sabah enerjim daha yüksek. Birazdan kalan ev işlerini halledeceğim fırsat bu fırsat. Dün yerleri süpürdüm ve sildim. Büyük işti. Bir de bulaşık makinesini doldurup çalıştırıp boşaltmıştım. Ve tezgahlardan birini sıfırlamıştım. İnsanın enerjisi çok kapitalist bir sistemde çalışıyor. Enerjin varken işin daha da kolayını buluyorsun. Mesela o tuzluk doldurma işi. Eski tuzluğumun ağzı genişti, huni ile dolduruyordum rahatça. Fakat o kırıldı ve yeni tuzluğun ağzına huni sığmıyor. Geçen sefer alüminyum folyoyla zorlama bir huni denemesine girişmiştim ama zahmetli ve işlevsiz olmuştu. Bu sabah ne yaptım? Bir kase aldım, içine tuzluğu koydum ve tuzu boca ettim dolana kadar. Kenarlardan taşanlar kaseye döküldü, oradan kaseye dökülenleri de tuzun bulunduğu geniş ağızlı kavanoza bir saniyede aktardım. Bitti gitti. Toplam otuz saniyede zahmetsiz tuzluk doldurdum.

Bu sabah bir aydınlanma ile uyandım. "İnsanlar benim olmalarını istediğim gibi olmak zorunda değil." Günaydın. Sözün her anlamıyla. "İnsanlar kendi olmak istedikleri gibi". Bırak olsunlar. Ne zorluyorsun? Zorlamakla nereye varacağını umuyorsun? Ne boş işlerle uğraşıyorsun, farkında mısın? Sana V. 'den bahsetmedim değil mi. Bahsetmedim. Bollywood film yapımcısı. Hintli. Çok alakasız bir yerden tanışıp yazışmaya başladık. Sık sık Istanbul'a geliyormuş ve Bodrum'da ve galiba Istanbul'da filan yakında bir film çekecek. Bana çok ilgili bir mail attı, tanışma maili. Ben de ayrıntılı yazdım. Profesyonel bir yazışma değil. Kişisel. Flört düzeyinde de değil. Belki de yanılıyorum. Belki de fazla iyi niyetliyim. Neyse. Ben ayrıntılı yazdıktan sonra bundan bir süre cevap gelmedi. Ben de üstüne düşmedim. Dedim herhalde umduğu her ne idiyse, bulamadı. Ya da her neyse. Sonra İnstagram'ımdan takip isteği atmış geçen gün. Ben de buna mailimi aldın mı, aldınsa neden yanıtlamadın dedim. (Hayır yanıtlama istemiyorsan da o zaman İnstagram'ımı niye takip ediyorsun?) Aldım fakat seyahatteydim dedi. Ertesi gün de bir cevap atmış ilk attığım mailime. Gülsem mi ağlasam mı. Cümle cümle cevaplamış, fakat şöyle: bende bir paragraf yazının altına verdiği cevap: OK. Bende bir paragraf daha var, cevap: gene tek kelimelik. Kendisinden de hiç bahsetmemiş. Böyle abuk subuk bir yazışma. Sinirlendim tabii ilk önce. Sonra da işte bu sabah böyle düşündüm. Ben adamı dost canlısı, renkli, konuşkan bir insan sandım. Belki angutun teki? Belki iletişim özürlü? Bırak olsun. Pas geçersin biter gider. Yok. İlla oldurucam bazı şeyleri. Çok sakat bir huy. Çok. Ve çok gereksiz.

Şimdi kafamı kurcalayan başka bir konu var. Enerjim de geri geldi sayılır ya. İki saate bütün ev işlerini havada karada bitiririm. Zaten en büyük kalem işi dün hallettim. Şimdi. Diyelim, bütün haftanın ev işlerini bitirdim. Diyelim. Yemekleri filan da bir şekilde hallettim. Sonra? Ya işte bu büyük bir soru benim için. Ev işleri günümü o kadar kaplıyor ki. Hele yapamadıkça. Önüme yığılıyor dağ gibi. Gidince boşlukta kalıyorum.

Evin içinde çok fazla vakit geçiriyorum. Bu sene Çanakkale dışında bir yere de gitmedim. En fazla adaya gittim denize girdim ki o bile ne kadar iyi gelmişti. Gezesim var. Ama onun dışında, esaslı bir iş yapasım var. Yazmak çizmek bir yere kadar. Ben bir işe yaramak istiyorum. Bir sorun çözmek. Zekamı, donanımımı bir işe koşmak. Mesela Elif'ten öğrendim: insanlar başka bir okul mümkün derneğini kurmuşlar. Elif'in dediğine göre bu sene Bodrum'daki kapanmış. Fakat denemişler. Koltuklarına kurulup hayal kurmakla ya da dövünmekle kalmamışlar. Uğraşmışlar.

Sanırım bugün bol bol hayal kuracağım, listeler çıkartacağım, araştıracağım, ölçüp biçeceğim.



2 yorum :

  1. Yıllardır Bodrum'da yaşıyorum bu dernekten haberim hiç olmadı, şaşırdım doğrusu.
    Size bol mutluluklu hayaller diliyorum...

    YanıtlaSil
  2. @Ecehan: çok teşekkür ederim. Demek ki tanıtımını güzel yapamamışlar, ne yazık...

    YanıtlaSil