Pazar, Ağustos 13, 2017

Aynen devam.

Bugün çok iş gördüm blog. Sabah dört saate yakın satranç çalıştım: teori öğrendim, maç yaptım, maçı analiz ettirdim. Toz aldım, çamaşır katlayıp kaldırdım, iki posta daha yıkayıp astım, bulaşık makinesini boşalttım, mutfak tezgahını topladım. Makale bile yazdım, dörtte üçü bitti. Evin şu an hiçbir işi kalmadı. Birazdan akşam yemeğini yiyip galiba biraz daha maç yapacağım.

1390 puanlı Olivia'ya karşı oynadım bugün. Yenildim ama büyük bir yanlış yaptım oyunu kazanmak üzereyken. Oyun benimdi. Hissim buydu. Nitekim analizde de öyle çıktı. Benim mükemmel hamle sayım ve en iyi hamle yüzdem daha yüksek. Hata sayım daha az. Yani o öldürücü hataların önüne geçebilsem puanım fırlayacak. Bir geçebilsem... zaten dükkan benim. Ama bunu bilmek iyi geldi. Demek ki benim oyunum 1390'dan daha iyi şu haliyle bile.

Dünya şampiyonu Magnus Carlsen'in biyografisine baktım Wikipedia'dan. Bir senede 900 puan yükseldiğinde günde üç dört saat satranç çalışıyormuş (ben üç gündür günde beş saati aştım sanıyorum). Ama onu bir BüyükUsta çalıştırmış (ben de gidip bulacağım bir BüyükUsta, inan ki yapacağım, biraz pişeyim). 900 puanda gözüm yok. Ama altı ay sonra bu puanda kalacağımı düşünmüyorum. Bu analiz olayına çok daha erken ayacaktım, en büyük pişmanlığım bu. Hepsi pintilikten. Shredderchess'e para vermeyeceğim dedim, PGN'leri alamadım, analiz ettiremedim. Bir de şu satranç yorumcuları var ya internetten yayınlanan büyük turnuvalarda. Allah kahretsin bu adamlar ne kadar donanımlı, allahın televizyon sunucusu diye dövünüyordum, açılışın adını, hangi sene ilk kimin oynadığını filan söyleyebiliyorlar diye. Kız şaşkın, sen ona televizyon sunucusu muamelesi yapıyorsun, adamlar yayın için en bilinmiş BüyükUstaları davet etmiş. İsmini bildiğin Büyükustalar bazıları. Sadece yüzünü tanımadığından onu haber sunucusu sanıp dövünüyorsun boşu boşuna. Ay ne gereksiz dram. Yalnız bugün çok kararlıyım. Yani dünden çok daha hırslıyım. Neyse, dur bakalım. Daha dün bir, bugün iki. Daha haftası dolmadı.

Bir de Magnus'un bir satranç öğrenme uygulaması çıkmış: Magnus Trainer. Koşa koşa gidip indirdim. Peh. Sadece iphone ve ipad içinmiş. Neyse yakında androide de gelecek. Sen o zaman gör beni.

Evet arada makaleyi de epey ilerlettim az önce dediğim gibi. Üstelik aklıma yeni makale konuları geldi. Hepsini not aldım. En çok korktuğum elimde üç makaleyle kalmaktı. Galiba öyle olmayacak. Bir de güzel bir his onunla uğraşmak. Dipten dipten "yapmam gerekeni yapıyorum", "kendim için yapıyorum",  ve "zaman boşuna akmıyor" hissi. Bu his çok ender olur. Anla ne kadar güzel günler olduğunu.

Kutlayasım var. Bir şişe beyaz şarap alasım.

Facebook'u boşalttım. Çok iyi oldu. Tavsiye ederim. Kimseyi takip etmiyorum. Çünkü insanların bildirimlerini koymak yerine, o hangi haberi beğenmiş, kimin çocuğuna yorum yapmış, bana onu gösteriyor. Yok yani. Şimdi giriyorum. Bakıyorum bir şey yok, çıkıyorum. Birden kapatamadım. Olmuyor. Arada bir merak ettiklerimin sayfasına giriyorum öyle bakıyorum. Haberleri de televizyondan izliyorum. İki kere günde ortalama. Sabah ve akşam. Bütün günüm facebook'ta geçiyormuş yahu.

Evet. Nasıl ama? Güzel değil mi? Haydi ben şimdi bir kaç zafer kazanmaya gidiyorum.













2 yorum :