Pazartesi, Temmuz 24, 2017

Görünenin ardı.

Gözümü para hırsı bürüdü. Bir de böyle bir güven geliyor bazen. Okuduklarımın ardındaki fikirleri, ilkeleri sezdiğimi hissettiğimde örneğin. Aynı satranç problemlerinin ardındaki fikirleri anlarken olduğu gibi. Derinlemesine okuyorum. Örneğin diyor ki iş kurmak için insan aklının nasıl karar verdiğini bilmeniz iyi olur. Çünkü hem kendiniz insansınız, hem müşteriniz insan. İnsan aklının nasıl çalıştığını ben bilmez miyim? Psikoloji okumadım mı? Hop o bilgileri elimin altına alıyorum. Gerçi o kadar derin bilgiye gerek yok. Demek istediği insanlar bir ürün satın alırken aslında o ürünün ötesindeki şeyleri satın alırlar: lüks bir saatin getirdiği sosyal statü gibi. Lüks saati pazarlarken bunu aklında tut ve kullan diyor.

 Kahve geçende ideal işin tanımını yapmış. Benim de dizimi kırıp idealimdeki ticaretin çizgilerini belirlemem gerekiyor. Bugün aldığım karar bu. Daha önce de demiş olabilirim. Örneğin Arçelik bayii olmak çok kârlı bir iş bile olsa, benim kurmak isteyeceğim bir işletme türü değil. Bu kitapta dediği şey de başka yerde okuyup özümsediklerimle aynı: bir iş kurarken tek amacınız para kazanmak olmamalı. Yoksa o işi yaparken karşılaşacağınız güçlükleri yenmek için gerekecek motivasyonunuz olmaz. Mantıklı. Buradan başlamam gerek. Ama şu an çok zor geliyor.

Hmmf. "Şu an çok zor geliyor." Okuduğum onca kişisel gelişim blogu, bu zorluğu nasıl aşacağımı bana göstermiş olmalı. Evet. Bu da işin bir parçası. Başlangıcı. Aşmam gereken zorlukların birincisi. Bunu aştığımda hedefime biraz daha yakınlaşmış olacağım.

Alışkanlıklar için Excel çizelgesi işe yaradı. Evin işleri de tamam. Geçen gün iki günlük iş var sandığımı yarım saatte hallettim. Kıyafetleri toparladım. Gerçi elbise dolabı tekrar elden geçmek ister ama şu an kıyafet dağınıklığı yok. Yerleri de temizledim son olarak. Camları silmesi için de bir yardımcıyla anlaştım. Marie Kondo'nun kitabını satın aldım ve okumaya başladım. Evet şu an üç tane kitabı aynı anda okuyorum: personal mba, kendini tanrı sanan otobüs şoförü ve marie kondo. Kendimi salsam dördüncüye de el atacağım ama frenliyorum. Titans' tools diye bir kitap var sırada bekleyen. Ne diyordum? Marie Kondo. Evde atılmak için bekleyen eşyalar var. Fakat başka bir günde el atacağım o işe. Biraz şu halin tadını çıkarayım. Sevdim ama Marie Kondo'yu: diyor ki "eğer düzenli bir evde huzur bulamıyorsanız, sizi huzursuz eden ruhsal bir sıkıntınız olmalı". Derin bakış açılarını seviyorum. Göze hemen görünenin ardını görebilmeyi.

İdeal iş, ideal ticaret demişken bir de ideal yaz buzdolabı listesi çıkardım, ilgini çeker mi? Amaç bir kere pişirip birkaç öğün buzdolabında hazır yemeğin olması:

  • zeytinyağlı fasulye
  • karpuz/kavun (bunları pişirmiyorsun elbet ama dilimleyerek buzdolabına kaldırabilirsin, hazır bulması güzel oluyor)
  • mercimek köftesi
  • patates /pirinç salatası
  • komposto
bunları yanına bir de et çeşidinden bir şeyler olursa yemek hazırlamak daha kolay olur.

Haydin bu günlük bu kadar. Kal sağlıcakla.






Pazar, Temmuz 23, 2017

Küçükten başlamak

Personal MBA kitabında birtakım sorularla karşılaştım. Hoşuma gitti. Bazılarını defterime not aldım ve daha önce hazırladığım yaz programıyla beraber bugün itibariyle kıpraşmaya karar verdim. Kendime bir olumlu alışkanlıklar excel çizelgesi hazırladım mesela. İşin içine yazma, çizme, iz kalma girince hemen hizzaya giriyor davranışlarım. En son ne zaman yürüyüşe çıkmıştım ben sahi?
Sporu tekrar hayatıma sokmak niyetindeyim. Ve edebi kitap okumayı da. Şu ikisini hayatıma kattığımı hayal etmek bile bana iyi gelince işte, heyecanlandım gelecek konusunda. Geleceğe heyecanlanmak çok güzel bir his.

Gene de çok sıkıştırmadım kendimi. Dinlenme ihtiyacımı, boşa akan zaman hissinden ayırabildim bir de. Belki bugünün en önemli farkındalığı buydu. "Dinleniyorum" diyebilmek kendime, buna hakkım var, yoruldum. Kendimi bunaltmadan, yapılmamışlara değil, yapılmış işlere odaklandım. Evet bitmedi işler, ama olsun. En azından dünle aynı noktada durmuyorum. Elbise dolabını sıraya sokmam gerekiyordu ve çok büyük kalem bir işti. Kısmen hallettim. Yarın ve muhtemelen öbür gün de uğraştıracak beni belli.

Netflixe dadandım sonra. Hemen ilk izlediğim Tony Robbins'in belgeseli oldu dün. Tony Robbins'in kitabı benim başucu kitabımdır yıllardır. Tony Robbins de sanki çok eski bir dost. Belgeselde hoşuma gitmeyen şeyler de oldu elbet ama yine de izlemem gerekliymiş. Hizzaya girmemde etkisi olmuş olabilir.

Eskiden küçükten başlamak bana sıkıcı, eksik ve doyumsuz gelirdi alışkanlıklar söz konusu olduğunda. "Sanki ne fark etti şimdi" diye düşünür ve küçümserdim. Oysa şimdi çok farklı düşünüyorum. Küçükten başlamanın amacı, sadece ama sadece o eylemi günlük eylemlerin içine dahil etmek: o işe bir "yer oymak" hayatında. Yoksa ondan elde edeceğin bir sonuç için değil. Bunun için de bir dakikalık bir yer bile açsan kâr. Meselâ yürüyüş ya da spor. Önemli olan, evden spor için dışarı çıkabilmek. O yüzden kaç dakika yürüdüğün hiç önemli değil. O günkü yürüyüşünden kaybedeceğin kiloları düşünmeyeceksin. İlk adımda maksat kilo kaybetmek değil, alışkanlık kazanmak. Böyle düşününce her şey farklı oluyor. Her istediğin alışkanlığı edinebiliyorsun. Yıllardır kişisel gelişim kitapları okuyan biri olarak sonunda bu gerçeğe aydım. Eh, ne diyelim, buna da şükür. Her istediğin alışkanlığı edinebilmek çok güçlü bir araç yalnız. Bununla elde edemeyeceğin şey yok gibi bir şey. Hayatını baştan başa şekillendirebilirsin istediğin gibi.

Bazen diyorum ayrı bir blog mu açsam kişisel gelişim üstüne? Sonra makaleleri bir kitapta toplarım piyasadaki bir sürü kitaptan daha bile iyi bir sonuç çıkar ortaya. Sonra yediremiyorum onca yıllık klinik eğitimime. Aslında klinisyenliği bir artı olarak bile taşıyabilirim ama heyecanlandırmıyor beni bu alan. Tuhaf aslında. Bu kadar kişisel gelişim makalesi okuyup, kendin yazmak istememek. Belki doğru zaman şimdi değildir. Bilemiyorum.



Cumartesi, Temmuz 01, 2017

Çanakkale'ye iki kala.

Çanakkale'ye iki gün kaldı. Bütün hafta yoğun olarak hazırlık yaparak geçti. Olsun provalar, olsun üst baş alışverişi, olsun diğer yaşamsal işler, bankaydı şuydu buydu. Buraya gelip yazmayı çok istedim fakat zaman bulamadım. Blog yazmaya vakit bulamayacak kadar yoğun olmayı bazen seviyorum. Şu an yapmam gereken en önemli iş çamaşır yıkamak. Fakat sular kesildi. Neyse ki sular kesildi demem gerek. Çünkü şöyle. Sular daha kesilmeden, makineye attığım çamaşırlara makine, su kesik sinyali veriyordu. Diiip diiip diiip. Gidip musluğu açtığımda sular akıyordu. Biraz basınçsız akıyordu ama akıyordu. İçime bir pis kurt düştü. Yoksa makine mi bozuldu? Hiiii. Hem yolculuk öncesi işin yoksa tamirci ile uğraş hem de çamaşırsız kal. İski'nin sitesine girdim. Bizde kesinti gözükmüyor. Meh. Neyse gittim makineyi tekrar kurdum. Uzun lafın kısası, sular bir süre sonra kökten gitti. Ben de rahatladım, makineden değilmiş sorun diye. Şu an yerleri filan biraz süpürge geçmem gerekiyor yalnız hava nasıl leş bir sıcak anlatamam. Şu an oturulabilecek gibi ama bir kaç saat önce nefes bile aldırmıyordu. Her iki taraf açık ve içerisi fırın ağzı gibiydi.

Bir iş yapmaya kalksam tamamen pert olabilirim. Dedim kır dizini azıcık otur, ziyanı yok. Azıcık da tembellik et. Ayrıca buna tembellik denmez. Dense dense kaynakları verimli kullanmak denir. Evet. Tabii.

O yüzden satranç problemi çözdüm. Puanlarımda gözle görülür bir değişim yok. Fakat Susan Polgar'dan "pattern" denen anahtar kavramı kaptım bir süre önce. Kadın öyle öğrenmiş. Şimdi bunu burdan hiç satranç bilmeyen birine anlatmam zor, ama şöyle diyeyim problemi çözerken, problemin ardındaki "motif"i görüp anlamaya ve öğrenmeye çalışıyorum artık. Yani problemi çözüp geçerken eskiden, bir süredir problemin öğrettiği dersi de kavramaya odaklanıyorum. Ve az önce en kontrollü oyunumu oynadım. Çok tuhaf bir duyguydu. Neredeyse araba sürmek gibi bir şey. Açılıştan az sonra oyunun kontrolünü tamamen ele geçirdim ve tıkır tıkır, evden markete gider gibi, mata gittim. Tabii 90 saatten fazla ve 6600'e yakın problem çözdükten sonra oldu bu. Dün akşam yenilmiştim mesela. Çok da pis yenilmiştim. Ama bugün. Çok farklıydı. Sanki oyunun tamamı bir problemdi ve ben onu çözebilmiştim. Bu oyun için derinleştikçe güzelleşir derler. Şu an o yüzden puanımda kayda değer bir değişiklik gözlenmese bile başka bir seviyeye geçtiğimi hissedebiliyorum. Üstelik artık farklı problemler soruyor. Bazen puanımın çok üstünde problemler de sorabiliyor ve artık eskisi gibi affallamıyorum hatta bazılarını ya çözebiliyorum ya çözmeye çok yakın oluyorum. Heyecan verici.

Şimdilik bu kadar canımın içi. Sular geldi. Ve bir parti çamaşır yıkandı. Şimdi ikinci partiyi yıkayacağım.

Belki akşam gene yazarım. Çüs.