Cumartesi, Mayıs 06, 2017

Sevdaluk eyi şeydur.*

Dışarısı yağmurlu. Ben kahvemi yanıma aldım. Bir de cici bebe bisküvilerini. Dün Barselona seçmeleri için çalışmaya başlamıştım. İyi de gidiyordu fakat sonra bunun bu sene için fazla stresli olacağını düşündüm. Evet Çanakkale seçmeleri yeni bitmişti ki, şimdi de Barselona seçmeleri açıldı. Eylül'de seçmesiz bir Prag festivali varmış zaten. Ona giderim diyorum. Ekim'de Barselona artık sanki fazla olacak. Hem de yarışma. Hem de hoca altın derecesini hedefliyor.

Bugün kıyafet bakacaktım ama hiç hevesim yok diye yarına erteledim. Hava da dışarı çıkmalık değil. Şu an sen duyamıyorsun fakat playlistimde çok sıkı parçalar çalıyor peşpeşe. Ruhumun aynası playlist. Ne çaldığını söyleyeyim mi? Tamam ama aramızda kalacak, söz mü? Bak şimdi, hem de bu sırayla:

- Resmen aşığım- Nil Karaibrahimgil.
-Hadi İnşallah- Hadi İnşallah film müziği- Nil Karaibrahimgil.
-Tencere kapak- Kenan Doğulu.
-Olmazsan olmaz- Güliz Ayla.
-Bağdatı iki gözüm kapalı bulabilirim.
-Sil baştan- Şebnem Ferah.

Şu altı parçanın sözleri sekiz postluk şey anlatıyor bana sorarsan. Ben neden doğrudan anlatamıyorum şu an onu çözmeye çalışıyorum. Neden çekiniyorum? Kimden? Bilmiyorum. Biliyorum da onu da söyleyemiyorum. Yok bilmiyorum. Karışık yani. Dün gece, uzun zamandan beri ilk defa birini düşündüğüm için uykusuz kaldım mesela. Bak bunu yazabilirim buraya. "seni sevmekten başka hiçbir şey yapmadım bugün" diyor ya şarkıda, ben de aynı o şekil, yedi yirmi dört onu düşünebilirim, kendimi bıraksam. Hatta sekiz otuz dokuz. On doksan beş. Yüz beş bin. Bak gün akşam oldu. Ben ne yaptım? Müzik koyup onu düşündüm. Ve bol bol kendi kendime sırıttım. Koskoca bir Cumartesi gününün icraatı bu. Neyse ki dün epey iş görmüştüm. Bütün yapılacaklar listesini bitirmiştim ve önemli maddeler vardı içinde. Neyse ki.

Ne istiyorum biliyor musun? Mesela şu bir türlü ne olduğunu göremediğim, anlayamadığım engelleri aşmışız, bir şekilde, misal, beraberliğimiz başlamış, ilk günleri filan, ve bana gelmiş film izleyeceğiz, misal, sonra beraber Hadi İnşallah'ı izliyoruz koltuğuma kurulup, böyle hem gülüyoruz hem romantiğiz, misal. Sonra ben ona Pucca'yı filan anlatıyorum, blogları anlatıyorum, blog arkadaşlarımı anlatıyorum. O da hiç sıkılmadan dinliyor, misal. Bunu çok istiyorum blog. Ama öyle dümdüz sopa gibi izlemeyecek, çok eğlenecek, rahat olacak yanımda, ben de rahat olacağım.

O günkü bakışı o kadar güzeldi ki, bin kere filan gözümün önüne getirebilirim. Bundan epey önce. Henüz ben ona bir şeyler hissettiğimi bilmiyordum.  Ama gözüm "gereksiz" gözlerine takılıyordu. Yani göz göze geldiğimizde araba farına takılmış tavşan gibi dona kalıyordum ama tam olarak bir flört bakışması değildi bu. Bence o da anlamlandıramıyordu. Normal. Neyse. Sonra bir gün, kalabalığın içinde onun beni izlediğini fark ettim birden, ve buna bir anda sevindim, ve sevincimi gizleyemedim. O da salisesinde sevincimi gördü, ve "şimdi yakaladım seni" dercesine baktı ama gözleri de parladı aynı anda, ve tatlı tatlı gülümsüyordu tüm bu bakış alışverişi sırasında. Of. Offf. Offffffff. İşte bin kere zihnimde tekrar tekrar görebileceğim bakış o. O benim artık inkâr edemeyeceğim an, onun buna gözlerinin parlaması, benim kendimi artık battı balık yan gider deyip, koyverip kendi halime gülmem, onun tüm bunları keyifle uzaktan izlemesi...Hepsi toplam kaç saniyede gelişti?

"Gücün var mı sevgilim, derin sularda inci tanesi aramaya?" diyor şarkı tam şu anda.

Aslında o bakışta hoşuma giden şey, o bakışın görsel ve duygusal güzelliği kadar onun bir ilişki "problemini" çözme becerisindeki kıvraklık. Böyle adamdan şa-ha-ne sevgili olur işte. Sevgilinin kralı olur. Ve sanki benden de ona şahane sevgili olur işin güzel tarafı.

"Olacak olacak olacak, mucize olacak, hadi inşallah, olacak olacak olacak, o benim olacak bak gör!".

Şu son günlerde tekrar ümitlendim. Aslında bu kadar uzun sürmemesi gerekiyordu. Çoktan olması gerekiyordu. Ben biraz sebebini çözebildim. Benim de hatam olmuş. Ona rağmen şu son günlerde tekrar bir hareketlenme var. Kesin var diyorum bak. Ben bu kadar net konuşmam aşk meşk mevzularında.

İçimde iki ters inanç yan yana duruyor. Bir tanesi "hayatta olmayacak" diyor, "nerdeeee". Öbürü "neden olmasın ki, hem şu başından beri olan gidişata bak" diyor, "şu son olanlara da bak bakmışken" diyor. O karamsar olanın defterini dürmem lazım. Yoksa kritik anlarda, sırf haklı çıkmak için bir çuval inciri kolaylıkla berbat edecek. Kesin eminim yapacak bunu. Sırf haklı çıkmak için. Defterini dürmenin en sağlam yolu da ne biliyorum. Kulak vermek. Ama sonuna kadar. Belki ondan öğreneceklerim vardır.

*Hayde şarkısından bir dize: playliste bu yazıyı yazarken eklendi.






4 yorum :

  1. Olacak,olacak,olacak diyorum bende istediğin olacak😘

    YanıtlaSil
  2. Olacak inanciyla devam edersen, olur. Yuzden binbesyuz.
    <3
    Hepimiz asik olsak, sevgi dolsak keske.
    Dunya ne bicim bir yer olur o vakit!

    YanıtlaSil
  3. Harika haberler Joe'cum, olayların devamını merakla bekliyoruz, güzel şeyler olacağına inanıyorum, sevgiler:)

    YanıtlaSil
  4. kızlar çok tatlısınız, çok teşekkür ederim desteğinize! öptüm sizleri.

    YanıtlaSil