Cuma, Nisan 07, 2017

Mucize, öyküm ve kitaplar.

Dünden bahsetmek istiyorum.

Ortaköy'de Atm'den para çekiyordum. Tam kartı ve paraları Atm'den aldım, cüzdana yerleştiriyorum, kaşla göz arası derler ya, kart kayboldu. Ulan nasıl kaybolur, daha şimdi çektim aldım ya makineden? Sağa baktım. Yok. Sola baktım yok. Makineye baktım yok. Yerlere bakıyorum yok. Cüzdana bakıyorum yok. Çantaya bakıyorum, yok. Yokoğluyok. Hay allah. Kayboldu kartım. Canım nasıl sıkıldı. Herhalde diyorum cüzdanın içine koydum başka yere koymuş olamam, kağıtların arasında görünmüyor. Ya da çantaya attım, çanta da bavul gibi maaşallah. Neyse. Mont elimde, çanta öbür elimde, cüzdanı çantaya attım, otobüse atladım, Bahçeşehir Üniversitesi kütüphanesine çalışmaya gidiyorum, öyküyü bitireceğim. Girişte güvenlikle konuştum, işleri yokuşa sürüyor, üyeliğiniz bitmiş bilmem ne bir sürü gereksiz laf. İçeri girdim yukarı çıkmadan koltuklarda cüzdanın içini boşalttım, çantanın diplerini kontrol ettim, bulamadım, yukarı çıktım. İptal ettirmem gerek kartı ne gereksiz işler diye kendi kendimi yiyorum. Yukarıda tam yerleşmek üzere çantamı sandalyenin sırtına astım, montu da asacağım, montun yakasında elime sert bir şey geldi: aha...inanılmaz...banka kartımın ta kendisi! O kadar inanamadım ki gerçekten benimki mi diye üstünde yazan adımı kontrol ettim. Yol boyunca montun yakasının arasında kalmış, taa Ortaköy'den Beşiktaş'a. Şeytanın aklına gelmez. Ayrıca düşürmek işten değil! Her yerde düşebilirdi: otobüse koşarak bindiğimde, otobüste akbili basarken, kütüphane girişinde güvenlikle konuşurken, koltukların üstüne montu bıraktığımda, yolda, merdivenleri çıkarken, her yerde. Fakat mucize eseri düşmemiş. Mucize! Fransızlar buna ne derler biliyor musun? "Chance de cocu" derler. Çok şanslı insanların aşk hayatının başarısız olduğuna inanıyorlar. Belki "aşkta kaybeden kumarda kazanır"dan türemiştir bilemedim şimdi. Chance de cocu, aldatılan adam/kadın şansı demek tam olarak. Fiyuuuu...

Sonra oturdum çalıştım. Çıktısını almıştım o güne kadarki çalışmanın. Başı çok kuru ve iticiydi. Sırf bir yerden başlamış olayım yazmaya, gerisi gelir diye düşünüp yazmıştım. Gereksiz cümlelerin üstünü çizdim. Şu çok mu anlam katıyor, şu çok mu lâzım, şöyle desem nasıl olur, şöyle de olabilir derken, başı bir temiz toparlandı. Kısaldı biraz ama daha iyi oldu. Erkeklerin ense tıraşı gibi. Kısa fakat net. Bak demek ki insan en başta çok kısa olacak diye bir korkuya kapılıyor. Ya sözcükler kurursa? Ya üç cümleden öteye gidemezsem? Yalnız yıllardır buraya yazmış olmak yazıma çok şey katıyor, özgürlük ve güven hissi veriyor.

Öykü epey bir temizlendi. Ben de rahatladım.

Eve geldim. İnstagram'da birileri Kaddafi ile ilgili paylaşımda bulunmuş, yayınevim repostlamış. Bir sürü güzel sözün arasında: "müthiş edebi bir dil" diye bir söz geçmiş. Amanın. Bir titredim, bir sevindim, bir üstüme alındım...Sanırsın bana Pullitzer vermişler. Tam öyküyü de toparlamışım. O sırada inandım. Olacak bu işler dedim. Belki şu an henüz ham olabilirim ama zamanla daha güzel olacak. Var öyle bir potansiyel. Gerisi bana kalmış. Çalışmama bakar. Daha önce çalışıp başardım. Gene başarırım. Günün en güzel gelişmelerinden biriydi.

Böyle işte. Akşam da o gazla idefixten bir sürü kitap sipariş verdim. Son senelerin merak ettiğim fakat almadığım kitapları. Bir tane Haldun Taner öykü ödülü almış kitap aldım: Murat Özyaşar'ın Ayna Çarpması kitabını. Geçenlerde Kunegond, bu yazarın etkinliğini kaçırdığımıza hayıflanmıştı.

Ve öykünün son düzeltmelerini bitirdim. Bitti yani. Oh. En nihayet.

Aslında dün üç tane kitapçı gezdim. Ursula Le Guin'in Dümeni Yaratıcılığa Kırmak isimli kitabını aradım. Alkım'da yoktu, Alkım'ın karşısında bir kitapçı vardı, orada da yoktu, en son Nişantaşı D&R'a girdim. Orada da yoktu. İdefix'e sırf o yüzden başvurdum. Almışken kargoyu bedavaya getireyim dedim, sonra da biraz abartmış olabilirim. Ama heves vardı içimde. Biraz da ondan bu şımarıklık. Ödül diye. Hem öykü bitirme ödülü, hem de hevesi beslemek için. Keşke okusam o heves devam etse de...

Bir tane yeni defter ve kalem aldım. İçine öykülerden yakaladığım ipuçlarını yazmayı planlıyorum. Galiba bu işin üstüne gideceğim önümüzdeki senelerde. Güzel bir yola girdim. Heyecanlı ve sevinçliyim.

7 yorum :

  1. :) iyi ve olumlu şeyler okumak iyi geldi, geçmiş olsun ve tebrikler

    YanıtlaSil
  2. Enis bey çooook teşekkür ederim! Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. chance de cocu :) yıllaaardır duymamıştım bu kalıbı, bu da benim için bu yazının chance de cocu'sü olabilir. kartını bulmana ve öykünü bitirmene çok sevindim!

    YanıtlaSil
  4. Egecim tam ama yeri değil mi chance de cocu'nün? Neyse tout est bien qui finit bien diyelim :)

    YanıtlaSil
  5. Kazın sırtında seyahat eden Nils misali :D

    YanıtlaSil
  6. ahahaahah Ceren çok komiksin, tam öyle olmuş :D

    YanıtlaSil