Pazar, Nisan 09, 2017

Küçük sevinçler ve eskiz.

Hiç Pazar gibi değil bugün. Hava da tatsız, bulutlu ve yağacağım deyip sözünde durmuyor. Ama keyifliyim. Bir kaç ufacıcınık olumlu gelişme var ki söylesem aman bu muydu dersin. Ama diyeceğim yine de.

Bir kere evi topladım, uzun süredir dağınık duran birçok yeri topladım ve iki gündür üstüne bakıp bakıp rahatlıyorum. Dağınıklık sessiz bir gürültü gibi, toplayınca sanki sakinleşiyor. Koltuk kılıfının ikinci ve son yıkaması/kurutmasını da yaptım, minderler kısmını. Salon ütü masası dışında cırlop gibi. Mutfak da öyle. Yatak odası da idare eder. Şöyle mutfaktan bakınca her yer süt liman gözüküyor yatak odasına kadar.

Sonracıma internetten yaptığım alışverişlerden ikisi ilçenin postanesine kadar gelmiş: yoga pantolonlarından biri ve galiba cüzdan. Tahminimce yarın postacı getirir. Yarın değilse öbür gün. İki ay sonraya kendini hazırlayıp da siparişler ikinci haftada bu aşamaya gelince seviniyor insan.

Bunların dışında sevindiğim bir konu da müzik teorisi dersinde artık ileri seviyeye geçmişiz. Hoca bugün söyledi. İlerlemek kadar sevdiğim az şey var şu dünyada.

Bir de öykümü bir dergiye gönderdim Cumartesi günü. İlk defa bir öykümü tanıdık olmayan birilerine, dahası basılsın diye gönderiyorum. Aslında denize atılan bir şişe gibi biraz, pek beklenti yüklemedim. Sadece bir ihtimal, beğenilirse, Çarşamba gününe kadar dönüş alma ihtimalim var eğer internette yazanlar doğruysa ve hala geçerliyse o da. Bu aşamaya gelmek benim için önemli ve sevindirici.

Yeni bir öyküye yelken açtım. Bu sefer aklımda hiçbir şey yok. O yüzden kendime yeni bir yöntem belirledim. Resim çizerken adına araştırma çizgisi denen bir çeşit eskiz tekniği vardır. Böyle kendini sıkmadan ve kalemi bastırmadan şeklin etrafına bir çok oval çizgi atarsın, birbirine yakın çizgilerdir bunlar ve sonra gözünle karar verip doğru çizgilerin üstünden geçip gereksiz olanları silersin. Onun yazı konusu için olanını yapıyorum şimdilerde. Son öyküden, sözcük listesi yapmanın hem zevkli ve kolay, hem de yaratıcılığımı desteklediğini fark ettim. Ben de böyle listeler yapıyorum bir iki gündür ve çok hoşuma gidiyor. Meselâ Orhan Pamuk'un Beyaz Kale kitabını elime alıyorum rastgele bir sayfasını açıyor ve hoşuma giden, bana hayâl kurduran, ilham veren sözcükleri listeliyorum alt alta: tılsım, yitik, lânetli, yıldız ilmi gibi... Sonra bir de şehir haritalarını inceliyorum: İskoçya hakkında bir şey bilmediğimi farkettim ve aradım onu haritada, karşıma Glasgow şehri çıktı. Google maps'ten inceledim yakınlaştırdım ve kamusal binaların listesini çıkardım: gözlemevi, katedral, stadyum, müze ve sanat galerisi, hastane, ilkokul, mezarlık, kış bahçesi, höyük gibi hoşuma giden sözcükleri listeledim (evet höyük varmış Glasgow'un kenarında, sanki Anadolu). Mesela Ursula Le Guin'in kitabını sipariş verdim, onun için sabırsızlanıyorum diye yazarın biyografisini okudum onu beklerken ve onun hâlen Portland'da yaşadığını öğrendim. Açtım Portland nerdeymiş, nasıl bir yermiş diye inceledim, ve gene kamusal binalara ve sokak görünümlerine baktım. Aslında boya kalemlerimi de alıp bir hayâli şehir yaratmak istiyordum ve sonra da o şehirde yaşayan insanları hayâl etmek. Ve oradan bir yerden bir hikâye yakalamak. Ama kısa bir öykü için belki biraz fazla olabilir.

Listeleri böyle çoğaltmayı düşünüyorum. Meselâ beş sayfa liste yapabilirim. Ya da on. Nasılsa çok eğlenceli ve kolay. Sonra aralarından "çınlayan" sözcükleri işaretleyip, onları yan yana dizip, bana bir hikâye anlatıp anlatmadıklarına bakabilirim.

Bu şekilde çalışmak çok zevkli. Genelde yaratıcı yazarlık kitaplarında, ya da ünlü yazarların tavsiyelerinden birinde, yazmak için "alnından kan damlayana kadar" düşünmek eylemi olarak tanımlarlardı yazarlığı. Ve şimdiye kadar yaptığım buna çok yakındı. Sıfırdan üretmeye çalışmak çok yorucu ve zevksiz. Oysa bugün listelerimle çalışacağım diye eve koşa koşa geldim. İnsan sırf buna bile sevinebilir.

Böyle işte. Bir de şu internetten alışveriş işi fena oldu. Aldıkça alasım geliyor. Türkiye'dekinin yarı fiyatına Lamy dolmakalem buldum. Var bende bir tane ama ucu fazla kalın. İncesini istiyorum. Ve su hazneli suluboya fırçası. Ve suluboya takımı da. Aklım çıktı.



6 yorum :

  1. yaratıcı yazarlık açısından kesinlikle çok ilham verici bir yöntem gibi duruyor bu bahsettiğin. bence bir şeyler çıkacak ;)
    bu arada su hazneli suluboya fırçasının nasıl bir şey olduğunu ben de epeydir merak ediyorum. listemde bir de masking fluid var. ama tercihim internetten ziyade kadıköy'e uğamak ve güven sanat'ta avarelik etmek. her şey elinin altında ya, daha bile tehlikeli gerçi!

    YanıtlaSil
  2. evet değil mi? nihayet yıllar, yıllar sonra yöntemimi bulmuş olabilirim, pöf.

    masking fluid i bir kere kulllanmışlığım var. sulu boya ile gerçekten güzel şeyler yapılabilir ama benim pek gözümde değil.

    Kadıköy'de Güven Sanat mı? Hmfff orada varsa su hazneli fırça ve fiyatı da aynıysa o zaman kesin tercih edilir. Dediğin gibi çok tehlikeli. :))))

    YanıtlaSil
  3. Süper bir yöntemmiş gerçekten, kısıtlamalar/sınırlamalar yaratıcılığı azaltmıyor bilakis arttırıyor. Bu arada aman diyeyim yurtdışı alışveriş sınırı 35$ dolara indi, çok fena:) bak burda şöyle bir imza kampanyası var ayrıca;

    https://www.change.org/p/g%C3%BCmr%C3%BCk-muafiyeti-75-ya-geri-%C3%A7ekilsin/sign

    Öykün için umarım olumlu cevap alırsın, iyi şanslar, biz de heyecanla bekliyoruz, sevgiler:)

    YanıtlaSil
  4. siteniz çok güzel paylaşım için teşekkürler, bende beklerim :)

    bu arada sitenizi takipteyim iyi bloglamalar

    YanıtlaSil
  5. @ Eren: senin beğeneceğini düşünmüştüm :) Aslında kısıtlamadan çok bir dayanak gibi benim için.

    Yurtdışı alışverişinin bir sınırı olduğunu bilmiyordum. 35 dolar ne kadar az, aylıktır umarım, bunu nasıl denetliyorlar ki?

    YanıtlaSil
  6. :) maalesef yıllık :( ben de emin değilim ama isim ve adres kaydıyla herhalde, her gelen ürünü listeye ekleyip filan.. :)

    YanıtlaSil