Cuma, Mart 10, 2017

Yorgun.

Işıklar küçük küçük yanıyor, müzik tamam, ayaklar koltuğa uzandı, laptop kucakta, karnım tok, sırtım pek. Spotify'da "your favorite coffeehouse" radyosu dinliyorum sakin sakin.

Bu hafta çok yoruldum, neden bilemiyorum. Ekstradan yaptığım, bir 70'ler pop atölyesinde şarkı söylemek bir de onun hemen ardından darbuka atölyesine girip conga çalmak var. Hepi topu bu kadar. Aaaa... Değil...Değil ki. Koskoca kaç bin karakterlik çeviriyi unutmuşum. Bir de tabii güneşin altında durdum. Güneş enerji emer. O kadar ki, yarışmaya hazırlanan üst seviye yüzücü tanıdığım yarışmadan birkaç gün önce güneşte durmazdı, gölgeye çekilirdi havuzda. Cuma günü de kostümlü 70'ler pop konserindeydim, atölyeden farklı bu. Şaka maka yoğun bir haftaymış. Bir de neden bu kadar yorgunum diye şaşırıyorum. Artı, artı...sabahları bir haftadır erken uyanmak. Artı Istanbul trafiğine girmek ve çıkamamak. Pazar günü de 4 Vokal'in albüm tanıtım konseri var. Ona da gitmek istiyorum.

Birçok yere yetişebilmek için taksiye binmek durumunda kaldım. Değişik taksi şoförleriyle muhabbetler. Bir tanesi tanker gemilerde çalışıyormuş normalde taksici değilmiş, zaten sakinliğinden belliydi bir tuhaflık olduğu, kimseye kızmıyordu yollarda, Brezilya'yı, Teksas'ı, Kanada'yı görmüş fakat yalnızlıktan şikayetçi, evlenmek istiyormuş ama uzun yol çalışanı olduğunu duyanlar hemen cayıyormuş, sormadı ama sormuş kadar oldu, biraz daha yolumuz olsa bastırarak teklif edecekti evlenmeyi. Zor kurtardım yakamı. Evlenmekten zaten umudunu kesmiş gibi bir hali vardı bari whatsapp tan mesajlaşabileceği biri olsaymış. Hiç sesimi çıkarmadım. Sadece inerken allah gönlünüze göre versin dedim. Sen sağ ben selamet.

Bu haftada iz bırakan bir diğer konu Leylak Dalı'nın sayfasında gördüğüm ve bu hafta yaptığım brüksel lahanası yemeğiydi. Mmmm...Çok nefisti. Hazırlaması çok kolay, çok kısa zamanda pişiyor ve çok güzel değişik bir yemek oluyor. Bu akşam mesela dondurulmuş pane balığın yanına garnitür olarak yaptım. İkisinin pişme süresi hemen hemen aynı, on beş yirmi dakikada yemek hazırdı ve pilavdan, makarnadan, hatta püreden bile bıkmış bünyeme iyi geldi.

Offf pilim bitti. Bitmeseydi de sana başka şeylerden de bahsetseydim. Şarkı sözü yazmak mesela. Sonra Ralf. Sonra nasıl hayatımda farketmeye çalıştığım olumlu şeylerin son tahlilde günü kurtardığına.

Ve Mart'ın 10'u olmuşuz. Kim yuttu gıpgıcır 2017'nin Ocak ve Şubat'ını ve Mart'ın ilk günlerini? Dertler tasalar bizi oyalarken akıp gitmiş zaman kimseye ses etmeden.




Konga: işte bundan çaldım: düm sa tek tek!

4 yorum :

  1. Size bravo ;müzik aleti,şarkı sözü çeviri...Kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  2. taksici :/
    hem gıcık olunası bir durum hem de anlıyorum ya adamı. yine de anlamamazlıktan gelmek en iyisi olmuş. kendisini reddedilmiş hissetmemiştir :D

    brüksel lahanasını bir şekilde ben de hayatıma dahil etmek istiyorum ama doğru tarifi bulamıyorum. leylak Dalı'nın tarifi bana uymadı. kesin lezizdir ama işin içine kremalar girince, hiç elim gitmiyor. nedense kremalı tariflerde ya kötüyüm ya da tadını sevemiyorum.

    bence müzik varsa her şey var.

    YanıtlaSil
  3. @Parıldayan çiçek: aslında bravoluk bir durum yok, darbuka atölyesi vardı, katıldım, şarkı sözü yazmak şiir yazmaktan bin kat daha kolaymış, çeviri ise pek marifet sayılmaz :)

    YanıtlaSil
  4. @ Kahve: Taksiciye hem üzüldüm, hem de sinirlendim. Ayıp denen bir şey var. Bir de ırkçıydı alenen. Benim şansıma zenci çıkacak dedi. Kim olursa olsun yeter ki evleneyim tavrı da pek davetkâr değildi ayrıca. Neyse gitti zaten. İnsanları düzeltmek sanki benim işimmiş gibi kızıyorum.

    YanıtlaSil