Salı, Mart 28, 2017

Yazmak.

Yazı masasından kalkıp blog başına oturmak. Gene aynı ekran, aynı bilgisayar. Koltuk farklı, amaç farklı, tavır farklı.

Öyküde beşinci sayfaya geldim. Kitap sayfası olarak hesaplarsan üçle çarpacaksın: on beş, ama başı: on üç. Bugüne kadar yazdıklarım hep kısacıktı. Bu desen uzadıkça uzuyor. Yalnız bir yerde bir yanlış yaptım. Anlatımda. Geri dönüp sakin kafayla düzeltmem gerek. Yani bu - korkarım - henüz ikinci taslak. Daha - fransızların deyimiyle - tezgâhta ekmek var. Yani çok iş.

Ama uzamasına içten içe seviniyorum galiba. İş çıktıkça çıkmasına değil, ama etli butlu olmasına. Kuru kuru anlatımlarım hoşuma gitmiyordu. Bir de yazdıkça aklıma gelebilen ayrıntılar hoşuma gidiyor. İlkokulda yazardım ben böyle, ödevlere, ve keşke daha çok zamanım olsa, neler neler yazardım diye düşünürdüm. Gene de zamanım varken masa başına oturup o yazıyı çalışmak aklıma gelmezdi.

Bugün mesela, oturdum başına. Tıkandım kaldım. İki saat boyunca tek bir cümle yazamadım. Sonra dedim, kalk. Kalk, kalk. Üstünü giy, dışarı çık, çay kurabiyesi neyin al. Aynen öyle yaptım. Üstümü giydim. Saçlarımı taradım. Gittim para çektim, ilaç aldım, meyve aldım, markete uğradım. Geri geldim. Çay koydum. Sonra kurabiyelerle ve çayla masa başına oturdum. Baktım az az yazıyorum. Sonra açıldı işte. Nasıl hoşuma gitti. Hem yazı ilerledi hem de kendi yarama merhem olabildim, tıkanıklığı açabildim diye sevindim.

Dün de yemekten sonra biraz zorladım kendimi. Normalde yemekten sonra dişe dokunur bir iş yapamıyorum. Her zamankinden biraz daha fazla yazabildim. Sabah uyanınca, gece yazabildiğimi hatırladığımda sevindim.

Bazen aşırı heyecanlanıyorum. Bazen aşırı sabırsızlanıyorum. Hadi bitsin de okutayım, göndereyim istiyorum. Zorlanıyorum öyle olunca...

Dün Borges'ten bir öykü daha okudum: alef. Şimdi şöyle. Öyküye bayılmadım fakat bunca zamandır kafamda öykü kurgusu düşünmekten midir nedir, yazarın bir fikri alıp nasıl öyküleştirdiğini görmek acayip hoşuma gitti. Görebildim yani onu. Net. Biraz Borges'ten özel ders almak gibi bir his. Evet o kadar ayrıcalıklı hissettim kendimi. Bir de tekrar edebi metinlerle haşır neşir olabilmek beni umutlandırdı. Belki gene kitap okuma iştahım geri gelir. Ah! Ne kadar isterim, şöyle bir kitabı elimde evirmek çevirmek, sonra ilk sözcüklerinden yavaş yavaş içine girmek ve oradan yeni insanlarla tanışmak ve tanıdık olana denk gelmenin hazzıyla kendimi öyküye iyice kaptırmak ve bittiğinde bir yazarı kalbime almak.

Yazmak da zevkli be blog. Yani kurgu yazmak. Başta aşırı zor. İmkânsız gibi. Asla olmayacak gibi. Safi eziyet. Ama asılırsan, uğraşırsan, çok istersen, bir daha, bir daha denersen, kendinden nefret etmemeyi öğrenirsen kötü fikirler için, hatta onlara izin verirsen, sana yeteneksiz diyen herkese, hatta en çok kendine kulaklarını tıkamayı becerebilirsen, birazcık ilerlediğinde, birazcık yolunu yordamını bulduğunda...O dünyayı oluşturuyorsun ya. Güzel oluyor işte. Sanki hep heves ettiğin bir oyuncakla ilk defa nasıl oynanacağını çözmek gibi. Bir de mesela beni ne heyecanlandırıyor biliyor musun: yazdığımı ilk okuyan olmak. Sanırsın Harry Potter'ın sekizinci kitabını yazdım, fanlarım kitapçının önünde sabahlamış, kuyruk oluşturmuş da, ilk ben okumuşum, aman ne güzel. Ama öyle bir his. Çok mu kibirliyim sence? Değilim ya. Değilim. Kime ne zararı var hem öyle hissetmenin.

Her şeye baştan başlayacak olsam, neyi farklı yapardım biliyor musun? Sıfırdan başlayacağıma, sıfırdan bir kurgu oluşturmaya uğraşacağıma, beğendiğim bir yazarın bir öyküsünü alıp, değiştirerek yazmaya çalışırdım alıştırma olarak. Belki her öykü değiştirilmeye uygun değildir. Ama ona göre bir tane seçerdim.

Bugün işte böyle geçti. Çok hızlı akşam oldu.


14 yorum :

  1. Mutlaka başaracaksın sevgili Joe, bu azmin bu isteğin bu çalışmaların oldukça...bana da bulaşır diye okuyorum seni ama senin yaptığın hiç bir şeyi yapmıyorum...Öykü kitabını dört gözle bekleyenlerin içindeyim..

    YanıtlaSil
  2. Ay bayıldım bu yazına, tam bir motivasyon yazısı, bence bir de motivasyon kitabı yazmayı düşünmelisin, harika anlatmışsın, her gün yazsan bloguna, her sabah yeni yazı var mı diye bakıyorum:)

    YanıtlaSil
  3. Öykün için çok uğraşıyorsun ya olmadı diyorsun ya belkide olmuştur. Sen beğenmiyorsun ya belkide okuyanlar çok beğenecek. Ben çok seveceğim. Eminim.

    Sevgiler....

    YanıtlaSil
  4. yazarken başa dönüp okumayın.nacizane bir fikir benden.yoksa sonu gelmez .hep beğenmediğiniz şeyler olur.

    YanıtlaSil
  5. Küçük Joe Fan Club başkanı benim !!! ^^

    Seni böyle ince eleyip sık dokuyup yazarken hayal edince kendi yazdığım,hani şu sana attığım,hikayenin uğraşılmamış olduğunu hissettim :'D Galiba senden motivasyon kapıp ben de bu hafta sonu şöyle alıcı gözüyle baştan okuyup değiştirmeyi planladığım kısımları elden geçireceğim :)

    Bol ilhamlı günler ♥

    YanıtlaSil
  6. @ Ayşeeeee: ben de senin kitabın çıksa ilk alanlardan olurum inan ki. Çok teşekkür ederim yüreklendirici sözlerin için. Sevgiler gönderiyorum kocaman.

    YanıtlaSil
  7. @Eren!!!! <3 <3 <3 çok teşekkür ederim. Hep böyle sözler sayesinde işte bu öyküleri yazacak günleri gördüm. Sevgiler!!!!

    YanıtlaSil
  8. @ Sibel: yok bu sefer olacak gibi. İçime sinmeyince yola devam etmeyi de bu son öykü sayesinde öğrendim. Aslında çok eskiden bir arkadaşım beni yüreklendirmek isterken söylemişti: beğenmediğin yerlerini düzeltirsin. İşte bu kadar basit. Ama o basitliğe ulaşabilmekte bütün mesele. Galiba bu son yazdığımı beğeneceksin Sibel. İçime öyle doğuyor.

    YanıtlaSil
  9. @ Aysan: merhabalar hoşgeldiniz bloguma. Size pek katılamıyorum. Ben defalarca dönüp baştan okurum, ve defalarca düzeltirim. Ama bir yerde durmam gerek, onu bilmek gerekiyor. Bir yerde "yeterince iyi olmuş" dediğimde artık küçük kusurların peşinden koşmam. Benim formül bu. :) Sevgiler.

    YanıtlaSil
  10. Şu pasajı derste öğrencilerime okutmak istedim: "Ama asılırsan, uğraşırsan, çok istersen, bir daha, bir daha denersen, kendinden nefret etmemeyi öğrenirsen kötü fikirler için, hatta onlara izin verirsen, sana yeteneksiz diyen herkese, hatta en çok kendine kulaklarını tıkamayı becerebilirsen, birazcık ilerlediğinde, birazcık yolunu yordamını bulduğunda...O dünyayı oluşturuyorsun ya. Güzel oluyor işte."

    YanıtlaSil
  11. @ Anıl: dünyanın en tatlı fan club başkanı! :)))) gülümsettin beni, şımarttın. Sana da bol ilhamlı günler dileyeyim o zaman. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  12. @ Hikmet Hükümenoğlu: sizin buralara uğramanız bile beni aşırı gururlandırırken böyle bir yorum alınca nasıl mutlu oldum anlatamam...Sizin yazılarınızdan o kadar faydalandıktan sonra özellikle. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  13. Bloğun ismi çok hoşuma gitti bir bakayım dedim, yazılar da hoşuma gitti. Ben de hikâye yazmak istiyorum ama başından kalkmamam lâzım sanki, ruhunu yakalayınca harika gidiyor sonra ara vermek zorunda kalınca hadiii o ruha bir daha bürün bürünebilirsen :)

    YanıtlaSil
  14. @ Handan: hoşgeldiniz o zaman bloğuma. Umarım uzun zamanlar buralara gelip gidersiniz. Ne kadar şanslısınız, hikâye yazma süreciniz çok daha rahat. Benimki çok daha farklı. Ruha bürünmek: değişik bir yazma şekli ve çok ilginç. Sevgilerimi yolluyorum ve kolaylıklar diliyorum.

    YanıtlaSil