Cumartesi, Mart 18, 2017

Hafta sonu böyle geçiyor.

Hastalık bünyemi ağır ağır terk ediyor. Bu sabah gücümün yerine geldiğini, çok da ağır olmayan ev işlerini yapabilecek gibi hissedince anladım bunu...Fakat, diğer hedeflerim de önemliydiler ve özellikle öykü yazma konusunda hiç bir teşebbüste bulunmamıştım aybaşından bu yana. Ev işlerine girişsem öyküye enerji kalmayacaktı. Emindim bundan. O yüzden onu öne aldım. Ve bu saate kadar üstüne düşündüm. Sonunu bağlamak istiyorum. Ama yapamıyorum. Bugün de yapamadım. Ve en sonunda bu kadar uğraşmak yeterli diye düşünüp dışarı çıkıp biraz mutfak için alışveriş yaptım. Bir tane hazır vişneli kakaolu kek aldım pastaneden ve kendime bir kupa neskafe doldurdum. Şimdi bütün evin işleri gözümün içine bakıyor. Üstelik akşam yemeği için bir posta daha çıkmam lazım alışverişe.

Rüyamda M.B.'ı gördüm. M.B. kim dersen, hayır eski sevgilim değil maalesef. Yani keşke olsaydı. Çok eskiden, ben lise öğrencisiyken çok yakışıklı olmasa da çok karizmatik bir matematik hocasıydı öbür fransız okullarında. Yani çok karizmatik derken, karizmasıyla nam salmıştı, bizim okulda hiç ders vermemesine rağmen onu tanırdık ve bilirdik ve ağzımızın suları akardı, ve sanırım diğer fransız okullarında da durum aynıydı. Bir sefer konsoloslukta dersimiz varken, teneffüste konsolosluktan içeri girmişti: kapıdan içeri Tom Cruise girse ancak o kadar heyecan yaratabilirdi. Neyse işte. Liseden mezun olduğum yazın başında, Fransa'ya tek başıma bir geziye katılmak üzere havaalanında beklerken, bir baktım check-in sırasında önümde bu. İnanamadım. Aynı uçağa bineceğimiz o zaman bile kafama dank etmedi. Adam Pekin'e uçacak değil elbet, Fransa'ya dönüyor. Sadece onu gitmeden son kere görüyorum diye düşündüm. Ve sonrası tam bir mucize. Ya da ona bakışlarımı ve heyecanımı fark eden check-in kontuarındaki kızın bana yaptığı bir güzellik. Uçakta benim tarafa geldi, geldi ve ben "allah'ım M.B. geliyor karşıdan! yine onu görebildim" diye sevinirken geçti tam yanımdaki koltuğa oturdu! Sonuç olarak yol boyunca tanışıp muhabbet ettik. Üç saate yakın. Ben ve efsanevi M.B.. Rüya gibi bir şeydi. Sonra ben ona telefonumu verdim, ve Fransa'dan döndüğünde beni aradı ve bir kere buluştuk. Bu tesadüf daha da pekişebilirdi elbet, sanki bana biraz meyili de vardı, ne var ki, adam nişanlıydı. Yaa... yaaa... Dün akşam rüyamda, sevgilimdi işte o otuz seneye yakın bir süre önce tanıştığım ve sonra görüşmediğim adam. Elimden tutuyordu. Mutluydum. Sarılıyordum ona. Ben biliyorum bu rüyanın dayandığı yeri. Dün çok ufak, olumlu sürpriz bir gelişme oldu sevdicekle ilgili, fakat ben o an aşırı sevindim, havalara filan zıpladım. Sonra düşününce, bu kadar sevinilecek bir konu olmadığını anladım ama işte, sevinmiştim bir kere... Beynim olayı M.B. 'ye bağlamış, yanıma oturuyor (büyük sevinç) ama nişanlı olduğunu biliyorum (bir sonuca bağlanmayacak).  Çünkü M. B. diyince aklıma o uçak yolculuğu geliyor en çok.

Bu akşamın menüsünü değiştirdim. Tekrar dışarı çıkıp alışveriş yapmak istemiyorum. Belki sinemaya giderim. İstanbul Kırmızı'sını merak ediyorum. Belki yarım saatlik evişi de yapar biraz vicdanımı ve evi hafifletirim.

Umarım yarın şu öykünün sonunu bağlayabilirim...

4 yorum :

  1. gelişme neymiş çok merak ettim ama sormıycam. büyüsü bozulmasın :D check-in yaparken kızın farketmesi ve jest yapmasına nasıl bayıldım anlatamam :D

    Çok hoş bir hafta sonu yazısıydı.
    ben de cevizli kekimle selamlarım.

    YanıtlaSil
  2. Ne Tom Cruise mi dedin? :)) olacak olacak sevidicekle olacak.

    YanıtlaSil
  3. @ Kahve: yazılarımı beğenmen beni nasıl gururlandırıyor bilemezsin... sen ve birkaç kişi daha, böyle sevinç doluyor içime :)

    YanıtlaSil
  4. @ Sibel : sen öyle diyorsan olur belki, bir ümit :)))))))) yok yok olmayacak. anladım ben artık kesin olarak. peh.

    YanıtlaSil