Pazartesi, Ocak 09, 2017

Paylaşmak.

2017 listesi yapıyordum. Güzel bir liste oldu doğrusu. İçime çok sindi. Daha da üstüne çalışırım. Fakat az önce bir aydınlanma yaşadım. Tek başına yetebilmek ve başkalarıyla zaman geçirmek konusunda taşlar tam yerine oturmamış. Tek başıma normal bir insandan daha çok yetebiliyorum her şeye. Mesela tek başıma çok şey öğrenebilirim, nitekim öğrendim. Mesela sifon onarmışlığım var. Mesela çalar saat onarmışlığım var. Mesela satrancı tek başıma götürüyorum. Mesela konserve ve sıkışmış kavanoz kapağı konusunda uzmanım. Ciddi bir haksız avantajım var bu konularda. Fakat bu bazen ayağıma dolanıyor. Bazen değil aslında. Bu dikkatimi çekmediği için ayağıma dolanıp duruyor. Sosyalleşme konusunda ciddi adımlar atmayı düşündüğüm bir sene. Tek başıma yetebildiğim kadar başkalarıyla paylaşımda bulunsam sosyalliğim tavan yapar. Zorlamasız. Oysa kendi haline kaldığında bu tek başıma ben sekiz hayat yaşarım kafası beni bir fildişi kuleye hapsetmiş. Vay anasını. Çok etkileyici bir aydınlanma bu blog.

Musikide bir yakışıklıyla konuşmuştum, başladıktan bir süre sonra, geçen yıl. Hemen kaynaşmamıştım oradaki insanlarla. Şövalye gibisin demişti bana o gün buluştuğumuzda. Cesur ve belki asil bir yalnızlığı anlatmak içindi sanırsam. O kadar doğru ki. Cesurca göğüs geriyorum yalnızlığa, böyle alışmışım sanırım çocukluktan. Oysa artık buna gerek yok. Şartlar değişti. Asalet de cesaretten geliyor olsa gerekti, her neyse. İlk çocuktum. Ağbim vardı ama benden çok büyüktü ve bütün günü okulda geçiriyordu, bana bir hayrı dokunamazdı. Ama artık Kahvecinin deyimiyle bir ev çocuğu değilim. Yetişkin bir insanım. Dışarıda katılabileceğim koca bir dünya var.

Tek başıma bir şövalye gibi göğüslediğim yalnız etkinliklerimi paylaştırsam? Çok zor olmasa gerek. Tek başıma yaptığım her etkinliğe bir partner bulsam. Bulmayı geç, teklif etsem yeter. İsteyen alır, istemeyen gider. Ne var ki? Mesela şarkı sözü yazarken zaten en olabiliri bu. Müziği başkası yazsın sen sadece söz yaz. Müziği de ben yazayım, sözü de ben yazayım, söylemeyi de ben yapayım yerine. Hayır çok istiyorsan öğren gene müziği. Gerekli yerinde müdahaleni et yine. Eksik kalma. Anlatabildim mi şimdi neden çok zor değil dediğimi? İş kurmak istiyorsun, bir ortak bul. Misal. Bunlar aklıma kolaylıkla gelen ilk örnekler. İş kurmak bu seneki etkinliklerde yok. Ama olsa. Bunu görmek, ve kolayca yapabileceğimi bilmek büyük bir dönüşüm.

Şu an zihnim çok duru zaten. Geçen gün kardeşimle yaşadıklarımı da mesela çok güzel incelikli olarak analiz edebiliyorum. Fırladı gitti mesela bana bir şey sormadan. Sonra da ona o gerekli bilgiyi verdiğimde "bilmiyordum" dedi mahcup bir halde. Bilmek zorunda değilsin de ben de burada eşekçi başı değilim.  Belki benim de bir bildiğim vardır. Bana da bir danış öyle firlayıp gitmeden. Ama yapmaz. Çünkü filan falan. Ama içimden onu o fırladığı anda yakasından tutup avazım çıktığı kadar azarlamak da geçse, o tepki de yanlış geliyor şu an. Oysa eskiden default tepki o olurdu. Şu an daha sakin bir yerde duruyorum. Çünkü bütün bunlar birbirine bağlı. Beraber hareket edebilmek- edememek. Kardeşimi bencillikle suçlamalarım. Aile dinamikleri. Hepsi çözüm çözüm çözülüyor. Ama sanma ki bunu tek başıma hallediyorum. I-ıh. Yardım alıyorum. Bunu burada açıklamayı düşünmüyordum, ama sanırım zamanı geldi. Salı günleri karşıya geçmemin sebebi buydu. Terapiye gidiyorum. Ve sonunda benim derdimi duyabilen birini bulabildim. Binlerce şükür. Ne zamandır dersen, yazdan bu yana. Çok aradım ama. Hani demiştim ya, doğru yöne attığın en ufak adım, bazen hayatının en önemli adımı olur diye. İşte buydu. O günlerde Ceren doktorlarla ilgili yazmıştı. Doktorları kötüleyeceğinize araştırıp gidin mealinde yazmıştı özetle. Ben öncekileri yerden yere vuruyordum. İlk defa Ceren'in lafından hareketle araştırıp gittim. Ve giderken bile o gün ilk defa içime sinmişti. İlk randevudan sonra ise böyle bir terapiste denk gelme şansıma inanamamıştım. Ve işte altı ay sonra sonucu. Ve bu daha başlangıç. Mücadeleye devam :).

Az önce canım beş kahvesinin yanına bir tatlı çekti. En mütevazısından bir ay çöreğine razıydım ne var ki ay çöreği uğruna bacağımı kırma riskini göze alamadım. Onun yerine kendim bir tatlı yapacaktım ama işler rayından çıktı. Orijinal tarif şu ama ben başka bir şey yaptım. Tarçın filan ekledim. Ölçüleri değiştirdim. Tek aynı kalan altta kalan elmaların karamelize olması.


Unutmadan kendime not alayım:
Elmalı tatlı, bir kişilik:

Malzemeler: Bir elma, dört tepeleme çorba kaşığı un, iki çorba kaşığı süt, iki çorba k. ayçiçek yağı, dört çorba kaşığı toz şeker, bir çorba kaşığı tereyağ, bir yumurta, yarım paket kabartma tozu, toz tarçın.

Önce elmaları soyup ince ince dilimleyip çiçek gibi yapışmayan tavanın içine diziyorsun. Sonra üstüne tereyağını oraya buraya serpiştiriyorsun aralardan. Sonra tavanın altını yak. Ve iki kaşık kadar toz şekeri o aralara at. Elmalar suyunu salıp aralardan renksiz fokurdamalar başladığında hamuru hazırla, ben ara ara tavanın kapağını kapattım. Önce bir yumurtayı kır küçük bir kaseye. Sonra üstüne unu ve kabartma tozunu ekle ve güzelce çırp, hamur toplayacak kendini. Sonra az akışkan hale getirmek için yağ ve sütü ekle ve gene çırp. Kalın kıvamlı bir hamur elde edeceksin. Azıcık toz şeker ekleyebilirsin kalan iki kaşığı. Elmaların üstüne tarçın serp. Hamuru elmaların üstüne dök ve tavayı eğerek eşit yaymaya çalış. Tavanın kapağını kapat ve on dakika kadar hafif ateşte pişir. O esnada elmalar karamelleşecek. Orijinal tarifte üstüne tabak kapatıp ters çevir ama zor iş dikkat et diyordu. Ben iki spatula yardımıyla alttan ters çevirmeye çalıştım, bazı elmalar altta kaldı. İki üç dakika kadar hamurun altı da pişince tavanın altını kapat ve ılık olarak servis yap.

Afiyet olsun şeker olsun bal olsun.

7 yorum :

  1. 2017'de aldığın bütün kararları umarım takır takır gerçekleştirirsin küçük joe xoxoxox bolca şans xoxoxox

    YanıtlaSil
  2. ahahhahaha tam da senin sayfandayken, karşılıklı ziyaret halindeymişiz :D Umarım olur Anıl'cım, ben de senin gibi yapılabilir hedefler belirledim kendime. Çok uçuk ya da zorlama şeyler yok bu yıl, ama güzel gene de.

    YanıtlaSil
  3. vay be demek buydu o olay?
    tahmin edememiştim hiç.
    bu süreç sende daha neleri neleri aydınlatacak merak içindeyim.

    tarifini okumak için çok haksız bir saat. korkunç canım çekti!

    YanıtlaSil
  4. @ Kahve: yaaaa!!!! böyle işte...her şey ufaktan çözülmeye başladı. kesinlikle çok payı olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  5. @ Elif Sarı: sanırım yanlış bir şey yaptım ve bana gönderdiğiniz yorum silindi. Yani metin hala bende duruyor fakat yayınlamaya basınca silindi diyor. Muhtemelen ben telefondan sil'e bastım ufacık ya harfler, kör gözümle :(((( Ah buraya kopyalayayım:

    ELİF sarı "Paylaşmak." kaydınıza yeni bir yorum yaptı:

    ''doğru yöne attığın en ufak adım, bazen hayatının en önemli adımı olur '' müthiş bir cümle..O adım için bir ömür verdiğimi düşünüyorum bazen..

    -------
    Evet yalnız o söz bana ait değil ben eski bir tarihte onu alıntılamıştım ona atfen yazdım sanki ben yazmışım gibi anlaşılmasın. aynen benim de on altı senemi aldı doğru adımı atmak hem de yine tesadüf eseri, denk geldi Ceren'İn düşünceleri ile diye yoksa gene eski hamam eski tas gidecektim, hayatımdan bezecektim filan :(((( Ama müthiş bir cümle, hemfikiriz.

    YanıtlaSil
  6. Yüzümü güldürdün, mutlu yıllar! <3

    YanıtlaSil
  7. @ Ceren: you are my hero :))) <3<3<3

    YanıtlaSil