Cumartesi, Ocak 07, 2017

Istanbul karlar altında, ben evdeyim.



Bakma az dışarı çıktım, önemli ihtiyaçlarımı karşıladım da- düşmeden kırılmadan- biraz kendime geldim. En azından içecek suyum var, ilaçlarım tamam. Patates ve pırasa aldım, Hayal Kahvem'in bir tarifi vardı, ondan yemek istiyorum akşama. Kar sabahtan beri hiç durmadan yağıyor. Evin çevresi Uludağ gibi. Belediye'nin adamları kaldırımların karını kürüyor. Biriyle göz göze geldik yolda. Gülümsedim. Kolay gelsin dedim. O da gülümsedi. Teşekkür etti. Elim sargıda. İlaçlarla beraber onu da aldım. Sargı bezini. Çünkü fransızlar "jamais deux sans trois" derler bu durumlarda. Felaketler asla iki tane olmaz hep bir üçüncü gelip dizilir sıralamaya ve herşeyin üstüne tuz biber eker. Elime yüz derece kaynayan su döküldü dün gece foşurt diye. Öleceğimi sandım. Neyse ki musluk yakındı. Saniyesinde suyun altına tuttum. Sonra akşam yedi buçuktan sabahın ikisine kadar leğendeki suda durdu elim. Sonra uykuya dalmışım, dalabildim yani şükürler olsun. Bir elim leğendeki suda. Çıkardığım anda cayyyır cayyyır o ilk kaynar su acısı, gittikçe artan. Az önce ezcacım iyi ki o kadar saat suyun altında durmuş, o kurtarmış dedi. Canım eczacım. Ve canım yardımcısı. Uyandığımda elim yan taraftaydı açıkta. Ve hiç ağrım yoktu. Çok dua ettim ama. Bu ağrı haftalarca sürer sandım dün gece. Leğensiz tuvalete bile gidemezdim. Nasıl yapardım? Şükürler olsun şu an ağrım yok. Sadece iki elli kuruşluk yan yana dursa ne kadar alan kaplarsa o kadar su topladı baş parmağımın orası. Ve elimin kasları kabardı, şişti ve kızardı. Neyse şu an sargıda işte. Göz görmeyince gönül katlanıyor. Neyse yani geçecek.

Dün iyi ki ki yerleri silmiş süpürmüştüm önce. Bir parti de çamaşır yıkamıştım. Şimdi son bir tane daha yıkasam iyi olur. Kirliler biter. Şimdi bir çay mı koysam. Bir de müzik açsam. Yok çay değil pratik olsun: kahve. Çikolata da aldım. Zaruri ihtiyaç. Gençler şimdi zaruriyi bilmez :D Zorunlu demek. Vazgeçilmez, çok gerekli filan gibi. Eski türkçe.

Yavaştan tadım tuzum yerine geliyor galiba. Şükürler binlerce, onbinlerce.

Kaç gündür dilimde: insan en önemli kararları bazen düşünmeden sezgileriyle alıyor. Çünkü enine boyuna düşünecek vaktin olmuyor her zaman. Şişli Etfal mi Amerikan mı? Bir saniye bile süren yok. Trafik akıyor. Gibi. Hepsi sorumluluk. Hepsinin sonuçları farklı. Yol ayırımındasın. Ve en sonunda, doğru karar verebilmişim diyebilmek. Tüm olasılıkların en iyisini yaşamak o kararın bir sonucu olarak. En büyük şükür.


12 yorum :

  1. Geçmiş olsun. Acil şifalar dilerim.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Jardzy ...

    YanıtlaSil
  3. Aa o annem de ona benzer patatesli kaşarlı bir yemek yapıyor fırında.Gece gece canım çekti o.O

    Bu sözü asla unutmam çünkü doğruluk payı fazla.Gerçekten de hep o ''son darbe,siniri son taşıran şey.'' gelir.

    Geçmiş olsun,kendine dikkat et xoxo

    YanıtlaSil
  4. Evet Anıl'cım patates graten gibi biraz sadece peynir ve krema yerine pırasa var ve hiç aratmıyor peyniri, gayet lezzetli ve doyurucu bir yemek.

    Çok teşekkür ederim geçmiş olsun dileklerine sen de lütfen kendine dikkat et. Sağlılığın kıymetini bil. Ve onu korumak için hiçbir önlemi atlama. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. Çok teşekkürler Elif hanım :)

    YanıtlaSil
  6. Çok geçmiş olsun,çok şükür atlatmışsın bile, hayat böyle işte her şey üst üste gelebiliyor, bundan sonrası hep güzel günler olsun inşallah..:)

    YanıtlaSil
  7. @ Eren: evet şükürler olsun geride kaldı bile. Ve evet gelecek günler güzel olsun...

    YanıtlaSil
  8. 3 olmuş tamam geçti bitti :(((( Nazarlara mı geldin kuzum ya, içim daraldı..

    YanıtlaSil
  9. :) sorma Ceren'cim, evet artık bu son diye umuyorum...

    YanıtlaSil