Pazar, Ocak 15, 2017

Fa diyez.

Dün gece rüyamda kimi gördüm biliyor musun? JP'yi. JP de kim dersen, en büyük aşkım derim. Aslında öyle değil. Aslında en büyük aşkım kim diye düşünürken, ta baştan herkesten ayrı tuttuğum, dünya bir yana o bir yana dediğim. Rüyamda onunla beraberdim sadece gerçekte yaşadığımdan daha iyiydi durum. Vücudu daha da süper seksiydi ve gerçekte olduğu kadar arızalı değildi. Müthişti yani. Bu değişik anlamlara geliyor olabilir. Ama bu anlamlardan biri, şu an içinde bulunduğum ruh halinin, en güzel zamanlarımın bile üstüne limon sıktığı. Hiç bu kadar yolumu bulmuş hissetmemiştim. Yolumu bulmuş olmak hiç bu kadar keyifli ve memnuniyet verici olmamıştı. Yirmi sene önce bile. Google play'den bir müzik teorisi uygulaması indirdim. Bir alıştırmasını yaptım. İçimde havai fişekler patladı sevinçten. Nedir dersen fa diyezi öğrendim. Aslında mesele fa diyez değil. Mesele bunun ucunun açık olması. Nereye varacağını bilmiyorum ama çok güzel şimdilik.

Bazen kendimi, seneye, Edith Piaf'larla, Sezen'lerle, Mozart'larla aynı okulda okuyacak bir çocuk gibi hissediyorum.

A. 'nın bahsettiği biri vardı. Bir nevi patronu. Ünlü filmler için film müzikleri yapan bir kadın. Muhteşem güzel müstakil beyaz bir evde oturuyordu, böyle bahçeli filan. Çok imrenmiştim. En çok da sanatıyla dikiş tutturabilmiş olmasına. Tabii ki öyle bir hayatım olacak diye beklentilere girmiyorum. Kadın belki bütün hayatını ta baştan ona adamış, belki çevresi silme müzisyen, sanatçı filan, hatta belki o ev ona babasından kalmış bile olabilir, dikiş tutturabilmişliğinden değil. Bilemezsin başkasının şartlarını.

Bu sabah müzik teorisi dersinin başlamasına yarım saat kala açtım gözümü. Gene de yetişebildim. Bu yüzden kendimi kutlamam gerek. Ama tabii kahvaltıyı atladım. Sonra eve gelince, yolda alışveriş yaptım. Fırında brokoli yapacaktım ama çok uzun sürecekti. Bana hızlı ve pratik bir yemek gerekiyordu. Hemen kapuskadan arta kalan lahanadan coleslaw yaptım, iki de salçalı kaşarlı tost yanında da taze demli çay. Çok mutlu edici bir menü oldu. Mayonez yerine yoğurtlu bir sos yaptım çok başarılıydı: iki koca çorba kaşığı yoğurt, bir tatlı kaşığı hardal, bir tatlı kaşığı sirke, az süt ve sıvı yağ yoğurdu inceltmek için, dibine de bir çorba kaşığı toz şeker. Hepsini bir kaseye doldur ve çırp. Hiç mayonezi aratmadı ne kıvam ne lezzet olarak.

Evin işlerini gene boşverdim. O hoş olmadı işte ama içimden gelmedi mi gelmiyor. Yerde duran alışveriş torbalarının büyük kısmını yerleştirdim işte o yeter. Bir de yemek yediğim tezgahı yarıdan fazla topladım. Buzdolabının aylık temizliği var. Yerler. Diğer tezgahın üstünde kirli tencereler.

Yarın hastaneye gidiyorum elimin kontrolü var. Salı, terapiye gidiyorum karşıya. Çarşamba koro var. Perşembe ve Cuma şimdilik boş.

Şimdi de akşam yemeğine girişmem gerekiyor...


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder