Cumartesi, Ocak 21, 2017

Cumartesi günlüğü.

Mola verdim. Çayımı kekimi aldım yanıma. Dışarısı hala aydınlık. Üst komşumun zili çalıyor. Dışarıda bir arabanın alarmı çalıyor zangır zangır. Fonda üflemeli çalgılar, yani korna. Bütün gün böyleydi burası. Kargaşa, patırtı. Aslında her gün böyle. O yüzden taşınmak istiyorum ya.
Bugün öykünün başına oturdum, çalışmaya çalıştım.

Dur önce dünü söyleyeyim. Dün berbat bir gündü. Ne yapsam tadım tuzum yoktu. Finali de, sağolsun, işini savsaklayan biri yaptı. Şunu bir kenara not al okurum: dürtmeden çalışmayan insan, bir süre sonra dürtsen de çalışmayacak. Tembelliğe doğru bir meyil varsa, o sistem er ya da geç mutlak hareketsizliğe ulaşır. Biraz dürttüm. Yani sekiz kere üst üste aradım açmadığı telefonunu. Bilsin yani. Yakasını bırakmayacağım. Sonunda açtı. Sonra, ben ona bağırırken telefonu yüzüme kapattı. İnanamadım. Kapattı resmen suratıma. Ben kendi kendime bağırınır oldum. Ama bu böyle mi bitecek? Böylece bitecek mi? Bu kadar kolay mı?  Sence? Yağız atın çiftesi pek olur derler. Neyse. Baktım dişlerimi sıkıyorum. Daha beteri, bu kadar gündür gık demeyen yanık yaram ben sinirlenince sızlamaya başladı. Haaa dedim. Dur. Şu an o terbiyesiz, pişkin pişkin bulmacasını çözmeye devam ediyor. Sen burada kendi kendini yiyorsun. Sinirlenmeyeceksin. Sen sakin olacaksın. Derhal.

Hemen yumuşak bir müzik, küçük ışıklar. Ve sinir yumuşatmakta bildiğim en keskin araç: duş. Saçlarımı o güzelim zeytinyağlı şampuanla yıkadım. Şu an misler gibi kokuyor ve yumuşacık.

Sonra bu sabah o ruh halinin hormonal boyutları da ortaya çıktı. Bugün biraz daha iyiyim. Ve beynim bir başka berrak çalışıyor. Mesela o patırtının beni hangi ruhsal mekanizmalardan geçerek sinirlendirdiğini de çözdüm, harita gibi çizebilirim sana, ekonomik bir boyutu var: dikkatini toplarken, dış uyaranları (ses, gürültü) saf dışı bırakmak için zihinsel bir enerji harcıyorsun, sonra anlaması zor ya da incelikli bir konu ile ilgilendiğinde beyninin daha fazla enerjiye ihtiyacı oluyor ve o dış uyaranı saf dışı bırakmak için kullandığın enerjin yetmiyor ve dikkatin dağılıyor bu yüzden de sinirleniyorsun.

Öykünün neden bunca uğraştan sonra bir türlü istediğim gibi olmadığını da çözdüm. Şu an çok aşırı net. Billûr gibi. Önce tespih çektim. Yani japa-mala meditasyonu. Ne dersen de, tespih çekmek sözünden gocunuyorsan, seni farklı bir aidiyete fırlatıyorsa meditasyon de, bana fark etmez. Her bir tanede çok iyi bir yazar olduğumu düşündüklerini hayal ettim. Tespihten sonra aslında konuyu fena işlemediğimi, fena bir iş çıkarmadığımı, sadece öykünün sonunun istediğim etkiyi yaratmadığını ve zaten öyle bir kapasitesi olmadığını anladım. Hikayenin fikrini söylesem hoşuna gider gitmesine, bir kaç sürprizi de var içinde, bunlar gözünü alıyor ama etki dediğim şeyi barındırmıyor finalde. Hikayenin fikrinin hoş karşılanmasına kapılıp etkiyi hiç hesaplamamışım. O da ahşap yerine suntadan yapılmış hissi veriyor. Amatörlük tam orada ve sadece orada. Onu düzeltsem, punduna getirsem amatör olmayacak. Güzel olacak. Güzel yazıyorsun diyecekler. Baştan tasarlamam lâzım. Ve tabii yazmam. Evet iş biraz uzadı. Ama yaptıklarım bence boşa gitmedi.  Eskiden olsa kahrolurdum boşa çalıştım onca gün, tam da on dört bin karakter yazmıştım diye, ve bitirmiştim hemen hemen. Oysa tüm bu süreç tecrübe ve ustalık kazandırdı bana diye düşünüyorum şu an. Hem şimdi daha güzelini yazabileceğim.

Bir de bugün düne göre bir kilo eksik çıktım tartıdan. Önceki gün de yaklaşık 700 gram eksiktim. O da güne iyi başlamamı sağladı.

Mesela bu burçlar var ya. Hah onu da çözdüm. Kesin kadınların ay durumundan türemiş. Henüz insanlık takvim diye bir şey icat etmemişken adam bir bakmış, bu ay her hilal olduğunda bu kadına bir haller oluyor. Lan demiş ben bunu diğer gezegenlere de genişletemez miyim. Biraz dallandırıp budaklandırmış, süslemiş püslemiş, adamın hayali de genişmiş. Bence yani. Gene de İkizler diye bir burç var. Bir de Aslan. Bir de Kova. Yengeç de olabilir. Diğerleri atmasyon bence. Hah bir de Başak, pardon.

Yarın müzik teorisine gidiyorum. Biraz nota okuyabiliyorum. Do mesela. İnce do ama. O ilk do değil. Herkesin öğrendiği. Kuyruğu aşağı bakan do. Esleri öğrenmedim ama. Telefon uygulamasından öğrendim notaları. Haydin bu günlük bu kadar. Gidip biraz iş göreyim.


4 yorum :

  1. Tüm öyküyü baştan mi yazacaksın? Süpersin, sırf bunu göze alabilmen bile son derece profesyonelce.. okumak için sabırsızlanıyorum:)

    YanıtlaSil
  2. Hem baştan tasarlayacağım, hem de baştan yazacağım. Belki bazı yerlerini, belki çoğu yerlerini, kurtarabilirsem iyi olur, ama hepsini silmeyi bile göze aldım. Sadece başlangıç fikrini tekrar geliştirmeye çalışacağım. Ama işçiliğinde bir kusur yokmuş ona sevindim, hatta fena işlememişim. İki gün önce neden olmadığını anlayamıyordum, bende iş yok sanıyordum ve korkuyordum. Tasarım hatalı çıktı.

    Evet on beş sayfalık neredeyse bitmiş bir öykü var... :S
    :)

    Sen gene de çok sabırsızlanma, iki haftadan önce çıkmayabilir.

    YanıtlaSil
  3. Merhaba hangi uygulama acaba? Bir ara ben de merak sarmıştım ama beceremedim, sonra unuttum gitti

    YanıtlaSil
  4. @ Enis: baktım telefonuma ismi Music Theory'ymiş. Kırmızı bir logosu var.

    YanıtlaSil