Cumartesi, Ocak 14, 2017

3. şık.

Derin düşüncelerdeyim blog. Dolayısı ile, yeni bir davranış biçimine gebeyim. Bilmiyorum yani, umuyorum.

Şimdiye kadar iki seçenekle sınırlı bir davranış biçimi sergilemekteydim:

a) rahatsız edici bir durumu içimden söylene söylene sineye çekmek.
b) rahatsız edici bir durumu bağıra çağıra, estirip gürleyerek ve belki de kıra döke... sineye çekmek...

Bu her iki zıt sandığım davranışın hep aynı kapıya çıkması ise ayrı bir trajedi. Çözümsüz kalıp tekrarlanması. Üstelik b şıkkında bir de ortamın asabi ve kötü kişisi olmak, hatta haklıyken haksız duruma düşmek var. Rahatsız olduğumu bu şekilde dışarı yansıtmam konuya çözüm olmuyor.

Şimdi önümde henüz biraz silik olmakla beraber bir üçüncü şık beliriyor:

c) anlık tepkileri (öfke, sinir) kontrol altında tutup, bir adım geriye gidip, daha geniş perspektiften bakıp, değerlendirip, daha incelikli bir çözüm aramak.

Bulmak demiyorum ama bak. Bulmak fiilinde baştan bir çözüm olduğu varsayımı var. Bu her zaman mümkün olmuyor. Ama aramak her zaman mümkün. Ara da bulama. Garantili bir eylem lazım çünkü bana bu aşamada. Aramak garantili. Bulmak değil. Kapiş?

Ama kolay değil. Bunca yılın ağırlığı, alışkanlığı var. Bunca yıldır beyninde bir patika yürüye yürüye otoban olmuş. Şimdi cılız bir yol seçiyorsun. Ama ikinci üçüncü kullanımda biliyorum ki o yola da alışması ilk zamanlar gibi zor olmayacak.

Tabii mesela sabır gibi bazı konuları önden halletmiş olmak işime yarıyor. 2016'da ne öğrendin en çok dersen sabır derim. Gerçekten. Sabret dedim kendime kaç kez. Şu an istiyorsun ve çocuk gibi tutturmadasın. Az sabret. Olacak. Sabretmezsen asıl, oluru olanı elinden kaçıracaksın. Ve kaç kere haklı çıktım. Kaç kere sabrettiğim için kazandım. Ve hep kendime dedim: bak sabrettin, sen kazandın.

Mesela Facebook'tan sıkıldım. Cidden sıkıldım. Nereden baksan on sene olacak. Diğer yandan kapatamıyorum ya da açmamazlık yapamıyorum çünkü çok önemli bir haber kaynağı olabiliyor bazen. İster siyasi ister kişisel. Mesela şu koroyu bile oradan gördüm. Zaten bildirim aldığım kişi sayısını daraltabildiğim kadar daralttım. Bunun ötesinde ne yapabilirim? Belki daha yüzeysel bir bakış. Okumak değil de şöyle bir göz gezdirmek. Ve sık değil. Daha seyrek. Gönül mesafesini arttırmak. Günün birinde bitecek ama bu facebook. Tek sıkılan ben olamam. Yerine daha farklı bir şey gelince hele esamesi okunmayacak.

Sonra daha kişisel olan ve burada açmak istemediğim bazı aile dinamikleri.

Neyse işte böyle. Bu aslında çok temel bir davranış biçimi ve eskiden çok hakimdim bu davranış biçimine. Ama bir ara yitirmişim. Demek gene dönebilirim. Beynimin kıvrımlarında tozunu alacak bir beyinsel işlev vardır elbet.

Bu akşam öyküyü yazamayacak durumda olmak beni ayrıca üzdü. Belki yarınki müzik dersi toparlar ruhumun enerjisini. Her zaman uğradığım kafe de kapatmış. Bugün önünden geçerken gördüm. Canım sinemaya bile gitmek istemedi. Belki de sadece PMS'tir. Olabilir aslında. Bir Magnum Duble Çikolata olsa yerdim şimdi mesela.






2 yorum :

  1. Ilham verici bir yazi daha, sevgiler:)

    YanıtlaSil
  2. @ Eren : çok teşekkür ederim! benden de sevgiler !

    YanıtlaSil