Cuma, Aralık 02, 2016

Ve kurabiye günü kurtarır.

Başlangıçta biraz nemrut bir gündü. Zaten erken yatmama rağmen geç uyandım. Bir kere ona sinirim bozuldu. Sonra geceden kaloriferi en aza getirdiğim için uyandığımda ev soğuktu ve bir süre yorganın altından çıkamadım, çıkamadığım için kendime kızdım. Sonra bugün ne yapsam, nasıl değerlendirsem günümü diye düşündüm. Zorunluluklarım yoktu. Sadece keyifli fakat yine de faydalı geçmiş bir günüm olsun istedim.

Öyküm tıkandı mesela. Sebebini biliyorum. İstemediğim bir yere öyle bir saplandı ki geri adım atamıyorum. İleri gitsem belki sonradan ilk fikrime geri döneceğim ve onca "şahane" malzeme çöpü boylayacak. Yoksa kaç gün önce bugün öykü yazacağım diye yataktan fırlamışlığım var. Şükür öyle bir günüm oldu şu hayatta. En çok istediğim şeylerden biriydi.

Böyle yatakta o mu, bu mu, şu mu diye sıkıntı içinde debelenirken birden bir farkındalık kıvılcımı çaktı beynimde. İki uç model vardı bilincimde: biri aşırı aktif, biri aşırı pasif. Bunlar geçmişte tandığım insanlar. Pasif olandan nefret ediyordum (ona X diyelim) ve ona benzemekten ödüm kopuyordu. Fakat diğeri de sanki bir anı boş geçse ölecekti (ona da Y diyelim). Ve nedense onun bu davranışını kendime örnek almışım. Aslında tam olarak böyle değil. Daha beter. Sanki ne yaparsam yapayım Y kadar aktif olamayacaktım. Ki onu tanısan belki "yoo, Y hiç de o kadar aktif biri değil" bile dersin. Ve böyle ortası olmayan iki ucun arasında salınıyordum ve hiçbir zaman yeterince aktif olamadığım için hep o nefret ettiğim o boş insan oluyordum. Fark edince durdum. Zaten yataktaydım ama zihnen durdum. Biliyor musun bütün günün etkinlikli geçmek zorunda değil dedim kendime. Tek bir şey bile yapsan, etkinliktir dedim. Ayrıca sen X değilsin. X'in yaşadığı ülkede bile yaşamıyorsun. Yaşasan bile daha farklı geçer günün. Zamanını daha farklı değerlendirirsin.

Sonra kalktım yataktan. Kaloriferi açtım. Yatağı düzelttim sakin sakin. Ama bilmiyorum. Böyle bir düşünme biçiminden bu kadar rahat sıyrılabilir mi insan.

Neyse sonra kahvaltı filan ettim. Yulaf lapalı filan. Keten tohumu da koydum içine. Sonra satranç açtım. Dün eski rekorumun on puan üstüne çıkabilmiştim ama dün çok formdaydım. Bu arada şampiyonluk maçları bitti. Carlsen kazanmış. Ben sonuna kadar izleyemedim Çarşamba gecesi. Uykum geldi. Kesin olan bir şey varsa seneye gene izlemek istiyorum. Ne diyordum? Satranç. Oynadım. Çözdüm problemleri ama çok formda değildim. Gene de çok fazla düşmedi puanım. O yükseklikte tutabildim.

Sonra canım kaç gündür zencefilli tarçınlı kurabiyeden istiyordu. Baktım hazırlaması on dakika diyor. Hemen güzel bir müzik açıp hamuru hazırladım. On iki saat buzlukta bekleme süresini atlamak için elimle bastıra bastıra inceltebildiğim kadar incelttim. Kalanı rulo yapıp sarıp buzluğa attım. Yeterince ince olmamış ve belli ki o incelikte çok başka olacak. Yoksa benim her zaman yaptığım zencefilli tarçınlı kurabiye. Fakat yine de eve yayılan o koku bütün havamı değiştirdi. Keyfim azıcık yerine geldi. Hadi dedim. Bir posta daha pişireyim. Nasılsa on dakikada pişiyor. Buzluktakini çıkardım. Sertleşmişti. Tarifteki kadar ince dilimlemeyi başardım. Attım fırına. Yarısında baktım. Arkalar olmuş gibi önler biraz daha ister. Tepsiyi çıkarıp önünü arkaya çevirdim. Az daha pişsin şimdi olacak derken. Bloglara daldım ve az sonra kokular yayıldı eve. Ah dedim. Pişti bu. Fakat yanına gittiğimde dumanlar tütüyordu fırından. Kömür olmuşlar. İlk önce moralim diplere düştü. Sonra dedim, hayır. Bak. Carlsen gibi düşün. Bir önceki oyunda Karjakin'i yenme fırsatını değerlendirememişti. Ama "yapamıyorum, olmayacak" diye dövüneceğine, "bir sonrakinde olacak çok yaklaştım" diye düşünmüş ki zıpkın gibi geri geldi ve yendi. Artık ince dilimlemeyi öğrendin, bu kurabiyenin püf noktası bu. Bir sonrakinde hiç başından ayrılmazsın ve nefis kurabiyelerin olur. Bir daha bu hamurdan hazırladığımda içine portakal kabuğu rendesi de eklemeyi düşünüyorum. Artık bundan buzlukta bulundurup, canım her kurabiye çektiğinde dilimleyip on dakikada hazır kurabiyelerim olacak. Yarım ölçü yaptım. Ortalık da çok batmadı en çok galiba ona seviniyorum.

Bir de asıl ne oldu biliyor musun? Asıl bunu yazmak için gelmiştim bugün. Birisine bu blogu ve okurlarını anlattım. En son postlarda "kariyer de yapamadım yuva da kuramadım" yazdım diye beni hemen nasıl da pamuklara sarmalayan insanlar olduğunu. Tesadüfen gördüğüm bir postta, mutluluk sebeplerini sayan birinin benim blogu ikinci sırada yazmasını. Evet mutluluk sebebi. Daha ne isterim ki...Sabah işe gidip, bilgisayarı açıp ilk iş küçük Joe yeni post girmiş mi diye kontrol eden insanlar olduğunu. Ağzımın suları akarak okuduğum (defalarca) yayınlanmış bir roman yazarının benim blogumu düzenli olarak okuduğunu söylediğini. Tüm bunları ardı ardına saydıktan sonra ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha anladım.

Böyle işte. Çok şahane bir gün değildi. Fena da değildi. Şimdi gidip bir maç yapayım ben. Maç puanlarım hala pek parlak değil. Geriye düştü.


10 yorum :

  1. Olur öyle bazen ve biliyor musun o bir anda gelen aydınlanmaları ben de çok yaşıyorum son aylarda..Bir şimşek çakması gibi..

    YanıtlaSil
  2. Bu güne şahane değil diyerek haksızlık etmişsin sanki ya,ne güzel şeyler olmuş ne güzel şeyler hissetmişsin.Seni bilmem ben bayıldım ^^

    YanıtlaSil
  3. @ Elif: insan öyle aydınlanmalarla adım adım büyüyor bence hayatta. :)

    YanıtlaSil
  4. @Anıl: bilmem ki, başta çok keyifsizdim, ki güzel haberler de aldım burada bahsetmediğim. Gene de keyfi olmayınca insanın önüne dünyaları ser gene günden bir şey anlamazsın.

    YanıtlaSil
  5. yaa benim de en sevdiğim bloglardan birisi burası bu mecrada olmadığını düşünemiyorum. büyük eksiklik olurdu benim için.. bu arada kurabiyeyi merak ettim çok buraya da iliştirirsin tarifi bir sonrakine belki. ^^

    YanıtlaSil
  6. @ Mutlu Keçi: <3 <3 <3 şımardım gene gece gece :D

    Kurabiye'nin tarifi var bu yazıda. Kurabiye nin geçtiği paragrafta ilk satırda "baktım" sözcüğünün altında bağlantı var.

    YanıtlaSil
  7. Ya bu benim aradığım kurabiye tarifi. Süper!
    Peki molasses yerine ne kullanayım?
    Pekmez?

    YanıtlaSil
  8. yine süper bir post olmuş, dolu dolu, ve harika şeyler gerçekten...:)

    YanıtlaSil
  9. Valla ben üç çorba kaşığı bal koydum. Çok da güzel oldu. Balı pişirmek çok sağlıklı değil derler ama koca hamura 3 kaşık. Ama yarım ölçü yaptım ben hepsini. 250 gr tereyağını ilk defa denediğim bir tarife koymak istemedim. Gene de yedim yedim bitmiyor.

    YanıtlaSil
  10. @Eren: :)))))))) mutlu oldum gene :))))) teşekkür ederim.

    YanıtlaSil