Çarşamba, Aralık 07, 2016

Edebiyat buluşmaları ve günlük hayat.

NOT: Etkinlik Istanbul'daki terör saldırısı sebebiyle ertelenmiş. 

Bugünkü blog postuna bir duyuruyla başlamak istiyorum. Sevilen yazarımız Hikmet Hükümenoğlu'nun bu Pazar günü Kuzguncuk'ta Nail kitabevi'nde söyleşi ve imza günü var. Körburun okurlarından söyleşiye katılmak isteyenler ve kitaplarını imzalatmak isteyenler buyursunlar efendim.

Bugün normalde öykünün başına geçecektim. Fakat kurmacada karakter yaratmayla ilgili bir seviye atlamak üzereyim. Şimdi şöyle bir durum var genel olarak. Bu dikkat ettiğim beslenme, kilomu az da olsa geri çekti. Fakat daha önemlisi zihnimi şöyle bir genişçe açtı. Satranç problemlerine yaklaşımım bile değişti. Kurmacadaki karakter yaratma da benzer bir durumda. Üstüne bir saat eğilsem bu konuyu kökten çözecekmişim gibi. İşte bugün onu yapacaktım. Fakat onun yerine geçmişte yaşadığım ilişkilerdeki birçok çatışmayı "dosyalayıp" rafa kaldırdım kolayca. Bu uzun süreli bir etki mi bilmiyorum. Eskiden karşıma yeni bir konu çıktığında bana anlatılanı dinler sonra, anlatılanın ardında duran, konunun başka yerlere uygulanabileceği daha geniş ilkeyi anlamaya çalışırdım. Bu özelliğimi bir ara kaybetmişim. Aklım körelmiş. Bu şey gibi. Gözünün önünde bir elma var. Sana anlatılan konu bir elma. Fakat sen bir adım geriye çekiliyorsun ve görüş alanına bir elma daha giriyor. Sen diyorsun ki: çok ilginç geri gidince elmalar birken iki oldu. Bu ikinci elma nereden çıktı peki diye etrafına bakınıyorsun, bu elma neden diğerinin yanında diye sorguluyorsun, bu iki elma arasında bir bağlantı olabilir mi diyorsun ve aslında elmaların dallarına asılı olduğu bir elma ağacı ve tüm diğer elmaları farkediyorsun. Herkes elmayı görürken sen elma ağacını görüyorsun. Bunun gibi.

Kurmacada en zayıf olduğum konulardan biri karakter yaratmak. Eksik bir şey var. Karakterin hamuru istediğim gibi tutmuyor. Halbuki biliyorum, o kadar çeşitli insan tanıdım, o kadar çok gözlem yaptım ve ayrıca yeni bir fikir üretirken o kadar rahatım ki, karakterleri yaratmayı bırak elimde üç top gibi havada çevirebilmeliyim. Ama olmuyor. Karakter yerine bir dizi birbirinden bağımsız özellikleri olan bir liste yaratıyorum. Yani tamam. Birkaç tane yarattım ve öyküler de içime sindi ama sürece hakim değilim. Daha farklı olabilir ve çok yakın olduğum hissi hakim.

Bakalım. Belki de sonradan ne yersiz beklentilerim varmış diyeceğim satrançta bazen olduğu gibi.


5 yorum :

  1. Sürecinizde başarılar diliyorum, benim için çok faydalı oldu...
    öyküde şu an en çok beğendiğim yazar, Yalçın Tosun. Sözde çok istediğim o hikaye yazma eylemine hala başlamış değilim, ama her gün her saat kafamın içinde hikayeler oluşturuyorum, bunu yıllar öncesinden, çocukluğumdan beri yaptığımın yeni farkına vardım. Defterime insanlar çizer, onları keser, hikayelerimin kahramanları yaparak akşamları yatmak için gönderildiğim yatağımda yorgan altında oynatırdım. Hikayelerim hep geceleyin yaşanan olaylar ile ilgiliydi, yorganın altı zifiri karanlıktı, hikayelerim hiç gün yüzü görememişti...Şimdi neden yazamıyorum bilemiyorum, hikayelerimin üzerindeki kalın yorganı neden kaldıramıyorum bilemiyorum...

    YanıtlaSil
  2. Çok merak ediyorum öyküyü, inşallah yakın zamanda okuruz bir dergide, kolay gelsin:)

    YanıtlaSil
  3. @Ayşe: sizin burayı okumanıza çok sevindim ve hatta gururlandım, kalemini en güçlü bulduğum blog yazarlarından birisiniz. Bir önceki yazımda Finlandiya eğitim sistemi ile ilgili yazarken aklımda siz vardınız doğrudan sizden bahsetmemiş olsam da, sizin eğitimle ilgili fikirlerinizin ilkesini uygulamış ve öğrencileri dünyada en başarılı olmuş bir ülkeden bahsetmek istemiştim.

    Hikaye yazma eylemine ben de çok geç başladım. Hatta Vladimir olmasa, benden öykü istemese belki de hala yazmamış olacaktım. Ve ben de sizin gibi sürekli hayatı öykü öğeleri toplayarak yaşıyor(d)um. Bazen çocukken doğal olarak yaptığımız şeyleri büyüyünce yapamaz oluyoruz. Çok tuhaf. Ben kendimi çok sorguladım, çok sızlandım neden yazamıyorum diye, hatta yıllarca blog aleminde "yazar" rumuzuyla günlükler yazdım, hiç kurmaca yazamadan. Çok "nasıl yazılır" kitapları, makaleleri okudum. Çok uğraştım hatta en sonunda vazgeçtim bile. En zoru oydu.
    Yalçın Tosun'u hiç okumadım. Ama siz tavsiye ediyorsanız mutlaka bakmalıyım.
    Umarım siz de sizi yazmaktan alıkoyan engel ya da engelleri saptar, onları ortadan kaldırır ve sizi yazmaya motive edecek o kıvılcıma rastlarsınız.

    YanıtlaSil
  4. @Eren: az kaldı, bitireceğim. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  5. Teşekkür ederim, bu güzel yorum için...tekrar başarılar diliyorum...

    YanıtlaSil