Çarşamba, Kasım 16, 2016

Misafir.

Şu an hava aydınlık. Saat göreceli olarak erken. Tütsümü yaktım. Müzik hafif hafif salınıyor salonda. Yetiştirmek zorunda olduğum bir işim yok. Bulaşıkları dün akşam yatmadan topladım. Dört gün sürünür bunlar şimdi diyordum halbuki. Öyle olmadı. Koltuğa yayıldım. Bilgisayar kucağımda. Bu anın keyfini çıkarmanın en güzel yollarından biri: blog yazmak.

Dün akşam ağbimler geldi yemeğe. Misafir kabul etmek konusunda çok tecrübeli değilim. İki kişiye yemek yaptığım gene sık olmuştur da dört kişinin organizasyonu daha farklı. Ama güzel kotardım. Menüyü neredeyse bir hafta öncesinden kararlaştırdım. Basit tuttum, garantili tarifler seçtim ve tatlıyı bir gün önce hazırladım. Balık dışındaki bütün malzemeleri de bir gün öncesinden alıp buzdolabına koydum. Ev temizliğini de aynı gün hallettim. Son gün, salatayı sossuz olarak kasesine hazırladım. Tezgâhta durdu üstünü selofanla kapattım. Balıkların sosunu öğleden sonra hazırlayıp borcama dizdim. Buzdolabına kaldırdım selofanlayıp. Tabakları, kadehleri ve çatal bıçakları da onlar gelmeden sayarak tezgâha dizmiştim. Çok pratik oldu. Onlar geldikten sonra sadece pilavı pişirmesi kalmıştı. Balıkları dolaptan alıp doğrudan fırına verdim. Hatta salatanın sosu için gerekli mandalina ve limonu bile tezgâha çıkarmıştım. Sonra ocaktan alıp servis tabaklarına.

Yemeklere defalarca iltifatlar aldım. Pilav dahil. Ağbim cheesecake'in her bir katını ayrı ayrı beğendiğini söyledi, ve en sonunda da "bu da demektir ki sen bu işi biliyorsun" dedi. Dedi bu lafı yani. Aldım diplomayı :)

En güzeli her şeyin hazır olduğu, masanın etrafında oturduğumuz ve kadeh kaldırdığımız andı. Çok mutlu hissettim kendimi o an, o sofranın etrafında. Tam keşke resmini çeksek dedim şu anın. Ve ağbim benim yerime söyledi. Bir resim çekilelim şimdi diye. Ve yakışıklı yeğenim güzel bir resmimizi çekti.

Bugün kitap fuarına gidecektim ama olmadı. Zaten pek evden çıkasım da yoktu. Belki akşam sinemaya giderim. Güzel olabilir. Şimdi de biraz geçen günkü işe el atayım. İçimde türlü hevesler var.


8 yorum :

  1. Afiyetler olsun cheesecake de bayılırım. Herkesde tutulamaz yani.

    YanıtlaSil
  2. Kitap Fuarına gidersen Beta Kids standında tatlı bir Sima (özkan Yıldırım) var, son kitabı da yeni çıktı, Dişi Düşen Ejderha, işte kitabı alır mısın bilemem ama Sima'yı bence seversin, belki onu benim yerime de (2balık-Esra) öpersin :))

    YanıtlaSil
  3. Ne kadar güzel böyle mutlu anların yakalayabilmek, resminiz de olmuş tam olmuş, bir "mutlu anlar" defteri hazırlasam kendime, kötü hissettiğimde açıp bakarım, ne güzel olur:))

    YanıtlaSil
  4. Cumartesi gidersen de Murathan Mungan'ı öpe benim yerime :)

    YanıtlaSil
  5. Kızlar ! Bu yorumları okudum ama yanıtlamamışım. Sonuç olarak gitmedim kitap fuarına. Öyle geçti gitti :(

    @ Eren aslında bir çeşit mutlu anlar defterini bu blogun keyif ya da zen etiketiyle yapmaya çalışıyorum. Her zaman aklıma gelmiyor ama geldiğinde etiketliyorum. :) Bir de o sırada bize mutlu gelen bir olay ilerde şartların değişmesinden oldukça buruk bir anıya dönüşebiliyor, ilişkiler değişiyor filan. :(

    @ Elif : gidemedim sonuçta ama gitseydim de öpmeye cesaret edemezdim sanki :) "Merhaba Murathan bey ben Elif Sarı tarafından sizi öpebilir miyim?" :))) Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. @ İki balık bir kedi: Sima mahlası mı Özkan Yıldırım'ın? Tam anlayamadım ve gidemediğime üzüldüm. Ama senin hala buralara uğruyor olmana çok sevindim. :)

    YanıtlaSil
  7. @İki balık bir kedi: Sima Özkan Yıldırım tam adıymış arattım internette. Haklıymışsın kesin severmişim :)

    YanıtlaSil