Perşembe, Kasım 03, 2016

Kasım başı.

Vay blog. Ne gündü ama. Sabah erken kalkabilmek ne güzelmiş. Hem de kendinden. Nasıl oldu bilmiyorum birkaç gündür böyle. Sabahın üçü filan herhalde diyorum gözümü açtığımda, ama yazık nasıl uyuyacağım şimdi tekrar, cin gibiyim diyorum, sonra bir bakıyorum saat yedi. E iyi bari. Kalkayım madem diyorum. Normal insanlar gibi başlarım güne, fena mı? Sonra gün içinde tekrar yatıp uyuyorum ama olsun.

Yani kalktım. Yapılacakları listeledim. Zaten Pazartesi de kuaföre gidebilmiş, yerleri de temizleyebilmiştim. Öğlene kadar listemdeki tüm işleri gördüm. Ev işleri artı dışarıdaki ıvır zıvır işler. Hem de iki banka dahil. Ki birindeki gişe çalışanı mı, yoksa "sistem" mi hangisi daha ağırkanlıydı bilemeyeceğim. İşlemim toplamda yirmi beş dakika filan sürdü. Ozalitçiye uğradığımda ve laptopu açtığımda yeni çeviri teklifini gördüm. Yarın ona el atacağım. Artık hazırım. Nalburdan da lamba için son parça olan teli ayarladım. Kaç ayrı yere uğradım ben bugün ya? İki banka, bir kitapçı, bir ozalitçi, iki nalbur, bir elektrikçi, bir aktar, bir de market. Dün gece lambanın çuvalının kenarlarını diktim ve cırt cırtlarını. En can sıkıcı işleri tamamlayıp pirüpak bir eve geldim. Tuhaf bir his. Neredeyse sersemletici.

Demin de içime çok dert olan, Sinema grubumdan yeni buluşma günü haberi aldım. Üç haftadır düzenleyemiyorlardı ve ben bir daha düzenlenmeyecek diye dert ediyordum. Çok sevmiştim halbuki o grubu.

Ruh arayışı ne oldu diye sormuyorsun hiç? Söyleyeyim. Sandığım kadar kapsamlı bir aramaya gerek kalmadı. Olayı büyütmüşüm. Kendime de haksızlık etmişim. Zaten önceden tespit edilmiş bazı sabit değerler hala geçerliymiş. Yola devam, özetle.

-------

Dün yazdım bunları. Bu sabah da sekizde tamamen uykumu almış şekilde uyandım. Bu sefer korktum, acaba geç mi oldu saat, bu erken kalkmalar bir kaç seferlik miydi de bitti mi diye. Çünkü dışarısı aydınlıktı, diğer günler gibi karanlık değil. Sonra saatin tam sekiz olduğunu görünce çok sevindim. Öğlen gene kestirdim iki saat kadar ama olsun.

PMS'siz bir döngü daha yaşadım, aynen bir kaç post önce tahmin ettiğim gibi, şükürler olsun. Döngünün tamamlanacağına dair tek işaret çenemde çıkan o koca sivilceydi. Ne moral bozukluğu, ne sinirlilik. Ha bir de kilom arttı. Oradan anladım. Yaz başındaki kiloma geri döndüm. Yani obezlik sınırındayım gene. Peh.

--------

Eskisi gibi yazamıyorum. Beğenmiyorum yazılarımı. Kaç kere silindi. Kaç kere yayınlanmadı. Bilemiyorum. Belki yeni bir dönemin başlangıcıdır. Keşke eskisi gibi yazabilsem.








4 yorum :

  1. Kime göre güzel yazı? :) Samimi olması,günlük gibi olması değil mi bizi çeken? :) Beğenmediklerini beğenen çıkar.

    YanıtlaSil
  2. Havalar soğuduğunda iştah artışın oluyor mu? Benim nasssıl oluyor. Öküzboğan gibi yiyorum. Ve hep mutlu aile yemekleri yemek istiyorum. Çorbalar, kızarmış ekmekler, köfte-makarna... Bunların birbiriyle bi ilişkisi var ama ne?

    YanıtlaSil
  3. @Euphony: o mu gerçekten? o zaman tamam :))) Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  4. @Kahveci: pek iştah artışım olmuyor be Kahvecim. Tatlı yedim mi alıyorum kiloları. Sır filan değil. Bir de işte daha çok öğün yedim son zamanlar. Hesapta inecekti en sonunda indi de bir ara. Sanırım hormonal bu yükseliş. İnecek yani gene umudum var.

    YanıtlaSil