Cumartesi, Kasım 12, 2016

Cuma.

Sanki çok uzun zamandır buraya yazmıyormuş gibi hissediyorum. Oysa bir hafta bile dolmamış. Zaman algısı böyle de tuhaf. Ve hala zorlanarak yazıyorum. Neden böyle oldu? Cevabını çok merak ediyorum. Derin değişimlerin eşiğinden geçtiğim doğrudur. Bu mu sebep? Bence değil.

Gene de yazmaya devam etmeyi deneyeceğim.

Editörlük-yayıncılık kursum dün akşam sonlandı. Çok güzel insanların olduğu güzel bir gruptu. Keşke hep görüşebilme imkânımız olsaydı. Genelde insanlar bana renksiz görünür, sıkılırım. Halbuki bu grupta herkes keşfedilecek güzel bir kitap gibiydi. Daha derin tanışamadığımıza üzüldüm.

Evin düzeni konusunda biraz mesafe katettim. "Şimdi kaldırmazsan, sürünecek" mottosu çok şey değiştirdi. Daha çok iş yapmıyorum, daha az erteliyorum ve dolayısıyla daha uzun süre tertipli kalıyor. Harcanan enerji aynı fakat sonuç çok daha iyi. En son gazeteliği bitirdim.






Atmak istediklerimi ayıkladım. Koltuğun yan tarafında birikmişlerdi. Orası hafifledi şimdi. Başka da büyük kalem bir iş kalmadı düzen konusunda. Bir hobi malzemelerinin rafları var ama onu işten saymıyorum. Ama o da bitse, bitti. Sadece günlük dağınıklık. Büyük bir savaştan çıkmak gibi.

Bu akşam sinema grubuyla gösterim izleyeceğiz.

Hafta sonu için bir planım programım yok. Salı akşamı ağbimler yemeğe gelecek. Belki tatlı filan hazırlarım. Menü düşünürüm.

Üst kat komşularıma misafir geldi. Bana gelen sesleri duysan sanırsın yüz tane hindinin toplandığı bir kümes var yukarıda. Asansöre bindiğimde genzimi yakan bayatlamış bir parfüm kokusu sardı beni... Koku zaten 70'lerin, hadi olsun 80'lerin, kokusu, bayatlar haliyle. Ama neden yüz kere sıkıyor?

Bugün hiç iş yapasım yok. Yapacak çok bir işim de yok. İsabet diyeceksin. Ama böyle günlerin sonu pis olur. Pis bir "kaydı gitti ben de seyrettim boş boş" hissi. Zamanında sıkmaya kıyamadığın, bayatladıktan sonra da bin kere sıkılan parfümler gibi.

* * *

Yakaladım günü ucundan. Bankaya gittim. Önemsiz ama yine de halledilmesi gereken beş dakikalık bir işim vardı. Dönüşte markete uğradım. Bulaşık deterjanı bitmişti. Bir de meyveli yoğurtlar. Bu kilo işini halletmem lâzım. Görüntüden, güzellikten çoktan vazgeçtim, belimi sakatlayacağım. Eve geldim, ayakkabıları çıkarmak için tabureye çöktüm, aynı yaşlı teyzeler gibi "ay ay ay, of, of". Bu ne? Bu-ne? Çok erken değil mi? Ve bunu yazarken çay kurabiyelerini yuvarla Joe, indir gövdeye. Bravo. Ama çok güzeldi. Sütlü neskafeyle şahane gitti, tam çay saatinde.

* * *

Sinema gösteriminden geliyorum. Ferzan Özpetek'in Serseri Mayınlar'ını izledik. Çok beğendim. Senaryoyu çok incelikli buldum. O kemikleşmiş leş Hollywood senaryolarının yanında kral gibi. Mesela, başkahraman yazar olmak istiyor. Ve bir yayıncıya romanını göndermiş cevap bekliyor.

-filmin devamı hakkında küçük bilgi-
Filmin ilerleyen bölümlerinde yayıncıdan cevap geliyor. Hollywood yapımı olsa, başına onca şey gelen kahramanı sevindirmek için o mektup illa ki olumlu çıkar.
-bilgi sonu-

Bir de baştan eşcinsellikle ilgili bir film olacağını biliyordum ve biraz da "bana bilmediğim ne anlatacak acaba" diyordum. Gene de sürprizli ve sıcak bir filmle karşılaştım. İzlemediyseniz bence izleyin. "İmkânsız aşklar hiç ölmez" diyor meselâ. Bak orası da beni vurdu.

Bu haftasonu için planlarım biraz belirginleşti. Hatta demin büyük büyük lâflar ettim diye koca bir paragraf sildim. Ne demişler? Aynası iştir kişinin, lâfa bakılmaz.








4 yorum :

  1. Kafamdaki goruntu su; eski bir satoda yasiyorsun Sevgili Joe ve o evin isleri hic bitmiyor.
    Her seyi at, kilo sorunun da olmaz o vakit.

    YanıtlaSil
  2. ahahhahha Jardzy! Şahanesin! Eski bir şatoda yaşamıyorum fakat eskiden prenses gibi yaşadığım doğrudur. Ve sorunların bir kısmının bundan kaynaklandığı da. Bir türlü normal insan gibi yaşamaya ayak uyduramadım, bak kaç sene geçti halkın arasına karışalı :D Evde yemek yediğim tabağı yemek masasından kaldırıp da tezgaha koymazdım ben. Bırak bulaşık yıkamayı, temizlik yapmayı, toz almayı. Çok yol katettim. Kalabalık da değil ev aslında. Ben iş yapmaya yeni alışıyorum. Olay bundan ibaret.

    YanıtlaSil
  3. Selam:)) Ne güzel blog.

    Serseri Mayınlar hala gösteriliyor mu? Eski film değil mi o??

    YanıtlaSil
  4. Merhabalar, hoş geldiniz! Teşekkür ederim.
    Serseri Mayınlar'ı sinemada izlemedim o akşam, bir sinema grubum var özel gösterim yapıyoruz, orada izledim.

    YanıtlaSil