Pazar, Ekim 02, 2016

Mis gibi başladı sonbahar.

Mutluyum blog. Önce bunu söyleyeyim. Sana asıl dün akşam yazacaktım. Keyiflerime bir yenisini ekledim diye. Sonra sanırım saat geç olmuştu. Bugüne bıraktım. Bugün de güzel geçti. Aslına bakarsan, güzel geçti dediğim günde duş küveti, lavabo ve tuvaleti temizledim. Doğru. Ama güzeldi gene de. Ev artık içinde yaşanacak durumda. Üstelik bu gece muhteşem bir menü hazırladım kendime. Çoktandır, bulgur-köfte; pilav, tavuk; makarna, tavuk filan diye besleniyordum. O da iyi de bu akşam daha iyiydi. Sonra anlatayım menüyü.

Evin dışında zaman geçirmek bana çok iyi geldi. Bu hafta da dolu dolu geçti o sebepten. Biraz koşturmacalı oluyor elbet. Her seferinde "ya, gitmeyeyim, ne var, oturayım şurada işte" diyorum, sonra "haydi tembellik etme, sonra çok sevineceksin" diye gidiyorum. Aynen dediğim gibi oluyor. Sonradan eve gelip, hafif bir caz müziği açmak, koltuğa yayılmak, bambaşka bir keyif, mutluluk. İşte yeni keyfim bu. Dışarıda bir sürü yeni insanla tanışıp, akşam saatlerini değişik güzel bir yerde, farklı bir etkinlikle ve bir sürü insanla geçirip, sonrasında eve gelip kafa dinlemek, ama yeni insanların hayatıma kattıklarını da cebime atmak. Dün gece mesela, Asmalımescit'teydik. Çok zamandır gece vakti Asmalımescit'e gitmemiştim. Çok iyi geldi. Artık öldü sanıyordum orası. O kadar ölmemiş. Hala hayat var. Bir de film izlediğimiz mekân çok güzeldi. Penceresini çektim. Elimde fotoğraf makinem olacaktı doğru dürüst. Ah ne kareler kaçırdım.



Zeki Demirkubuz'un 1997 yapımı Masumiyet isimli filmini izledik orada. Film biraz ağırdı. Ve ben Zeki Demirkubuz'un adını çok iyi bilmeme rağmen, bugüne kadar hiçbir filmini izlememiş olduğumu hayretle fark ettim. Dediğim gibi mekan çok güzeldi: eski bir Beyoğlu apartmanının duvarlarının bembeyaz boyandığını, o bembeyaz duvarlarda siyah beyaz sanatsal fotoğraflar sergilendiğini ve etrafta birbirinden ilginç, vazolar, kaftanlar, kaktüsler, sehpalar, puflar olduğunu düşün. Küçük ışıklar. Ev sahipleri çok kibar insanlardı. Filmden sonra yapılan yorumlar çok ilginçti. Tek başıma asla aklıma gelmeyecek fikirler çıkardılar filmden. Ve kaçırdığım güzel ayrıntılar. Ve ben öyle güzel bir mekanda, kafa dengi olduğunu düşündüğüm insanlarla güzel bir gece geçirdiğim için çok mutlu oldum.

Elinde sigarası olan Haluk Bilginer. Öndeki de Güven Kıraç.

Önümüzdeki haftanın programı da epey dolu: salı akşamı bir sergi açılışının kokteyline davetliyim (ahahaha ne kadar havalı oldu böyle söyleyince, ballandırma dalında yüksek lisansım var, evet), çarşamba akşamı yaratıcı yazarlık grubumun tanışma toplantısı var, perşembe akşamı editörlük kursu, ve cuma da bir aksilik olmazsa gene film gösterimi gecesi. Hiç kendimden beklemeyeceğim bir yoğunluk.

Bugün dersen ev işlerini hallettim, sonra dükkân kapanmadan lambanın elektrik aksamını yaptırdım elektrikçide. Nihayet. Sonra elektrikçiden çıkıp biraz mutfak alışverişi yaptım. Ispanak ve nar bulup akşam için ıspanaklı salata yapayım dedim. Sonra eve gelince yanına bir börek yakışır diye düşündüm. Tekrar dışarı çıkıp bu sefer böreklik malzeme aldım. Yakıştı nitekim.

Ispanak salatası: ıspanak yaprakları, çeyrek starking elma (ince dilimlenmiş ve küçük kesilmiş), salatalık, ceviz, tulum peyniri, nar taneleri.

Ve börek: içi, mantar, patlıcan, soğan, domates ve peynirli gül böreği. Biraz pırasalı börek gibi oldu tadı ama pırasalı börek daha güzel oluyor. Çok uğraştım mutfakta ama yemesi çok zevkli oldu. Ara sıra lazım böyle özenmeler.





İki gündür, daha kolay harekete geçebildiğimi farkettim. Bir işe başlamak için gereksiz gereksiz, yapsam mı, şimdi mi yapsam, sonra mı diye tereddütleri dinlemeyen bir mekanizma oluştu ruhumda. Hayırlısı. Genelde omega 3 leri alırsam olurdu. Bu sefer pek bir omega 3 durumu yok. Anlamadım. Ama üzümünü yiyeyim diyorum. Bugünü güzel kılan şeylerden biri buydu. Bir de geleceğe dair sabırsızlığım. Uzun zamandır ilk defa yataktan "ay hadi bugün yapacak güzel şeyler var" diye kalktım.

Yarın asıl güzel olacak. Çünkü bugün bütün zorunlulukları bitirdim. Yarın belki bir miktar yazı bile yazarım.

6 yorum :

  1. Salatayı ben de deneyeceğim en yakın zamanda. Çok güzel gözüküyor

    YanıtlaSil
  2. ne güzel planlar,ne güzel günler; hepsi daim olsun ^-^

    YanıtlaSil
  3. @ Sibel: bundan önceki tariflerimi beğenmiş birisi olarak bunu beğeneceğini düşünüyorum. Ben Günün Çorbası blogunda okumuştum, elmayı kendim eklemiş olabilirim, net hatırlamıyorum şimdi, ama üç aşağı beş yukarı böyle bir şeydi. Bir de o sosuna portakal suyu ekliyordu az, evde hazır portakal suyu vardı. Ondan gezdirdim limon suyuna ek. Afiyet olsun.

    YanıtlaSil
  4. Salata tam bana göre.Bugün mutlaka denerim. Zaten canım salata istiyordu. Maşallah tüm olumsuzluklara rağmen iştahda hiç eksilme yok. tövbe,tövbe :)) sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. Ne güzel, iştahda eksilme yoksa moral da yakında düzelecek demektir. Sevgiler.

    YanıtlaSil