Pazar, Ekim 16, 2016

Bir hafta böyle gelip geçti.

Dün yazacaktım ben. Tütsüler, caz, çorap, hırka: ortam bile hazırlamıştım. Ama olmadı. Yazmak için belli bir enerji düzeyine ihtiyaç duyuyorum, bunu artık tespit ettim. O düzeyin altındaki yazıların kıvamı bozuk oluyor. Sanki okuyana vakit kaybı, boş laf.

Salı günü gene karşıya geçtim sabahtan. Gene güzel bir sabahtı. Gene motorda çay içtim, poğaça yedim. Bu sefer biraz daha az klişe bir resim çektim: cep telefonuyla. Çekerken ne çektiğimi göremedim, kadrajı bile ayarlayamadım, güneş gözüme giriyordu ve ekran karanlıktı. Sonuçtan memnunum o yüzden.


Nikon'um tamirden döndü. Neredeyse on senelik makine. Ve hâla hakim değilim. Bir ara kullanmayı öğrensem iyi olacak. Ama çok ağır. Kim taşır artık o ağır makineleri yedi yirmidört? Fakat az önce resimleri bilgisayarıma aktarmayı başardım. Benim yeni bilgisayarın SD kart yuvası yok, usb kablolarının ince ucu da makineye uymuyor. Kabloları depoladığım yeri talan ettim, artık tam olmayacak bu derken, en köşede bir kablo varmış onu buldum ve bu sefer ucu uydu! Ve bilgisayara takınca SD karttan bile kolay aktarıldı resimler.

Perşembe editörlük-yayıncılık kursum vardı. Kitap kapağı tasarımı konusunu işledik. Tam da Kaddafi'nin son gecesi'nin kapağının tasarımını bitirmiştik. Bu işlerden gerçekten zevk alıyorum. Bir de sanki aklım da eriyor. Ama zor bir piyasa. Küçük yayınevlerinin hayatta kalması çok zor anladığım kadarıyla. Kâr düşük. Risk çok. Dur bakalım. Bir ara yol bulmaya çalışacağım. Benim yaşadığım en büyük zorluk sebat edememek, kişisel bazda. Çok kolay heveslenip, çok çabuk caymak. Yayıncılıkta beni çeken bir şeyler var. O cayma meyilini yavaşlatan bir şeyler.

Cuma günü Ankara'ya uçtum. Kaddafi'nin son gecesi ekibiyle tanışmaya. Onca mail, telefon trafiğinden sonra biraraya geldik aylar sonra. Çok sıcak, samimi bir ortamdı, çok güzel bir akşam oldu benim  için.

Bu Ankara uçuşumda ilk defa online check-in yaptım evden. O kadar tuhafıma gitti ki. Biniş kartı olmadan, cep telefonundaki barkodu gösterip, elini kolunu sallayarak geçmek. Gidiş ve dönüş check-in'lerini evden bilgisayar başından yapıp, sonra havaalanında telefondan maili açıp, gelen barkodu okuyucuya okuttum uçağa binişte. Ben küçükken "ilerde herşeyi bilgisayardan yapacağız, pizzayı bile bilgisayardan isteyeceğiz, banka işlemleri, uçak biletleri" filan diye anlatılırdı, bana masal ya da bilimkurgu filmi anlatıyorlar gibi gelirdi. Biraz da sallıyorlar derdim. Pizzayı bilgisayardan istemeyi çoktan kanıksadım da şu uçağa binişteki biniş kartı bana çok uzay çağı geliyor. Çok da şüpheliydim sistemin sorunsuz işleyeceğinden. Mobiett gibiyse dedim, uçak bile kaçar. Tıkır tıkır işledi.

Şu tabloya bakmaya bayılırım havaalanlarında. Sanki heryere gitmek mümkün gibi gelir bana. Seç birini, git diyor sanki.


Dün akşam fb'ta F. ile konuştuk kısacık. Hey gidi. F. benim eski sevgilim değil tam olarak, ama bana ilk aşk ilanı yapan erkek hayatımda. Ben ona karşı aynı duyguları hissetmediğim için bir beraberliğimiz olmamıştı. Sonradan, benim bir dönem en samimi arkadaşım olmuş A. ile çıktılar lisede ve sonra da evlenmişler. Şimdi üç çocukları var, en büyüğü bu sene evden ayrılmış. Bana diyor ki "biz okulun servisinde giderken sürekli şoförün taktığı bir kaset vardı, o kasetteki şarkıları hatırlıyor musun, dinlemek istiyorum gene". Dedim "F. üstünden otuz sene geçti, nasıl hatırlayayım?". Bırak kasetteki şarkıları, serviste müzik dinlediğimizi bile hatırlamıyordum. "Otuz sene geçti deyip moralimi bozma" diyor bana cevap olarak. Gerçekte otuz seneden de fazla. On üç yaşında filandık. Otuz sene sonra hala F. ile iletişimimin kopmayacağını da hayal edemezdim o zamanlar. Ohooo kimbilir dünyanın neresine savrulacak, mektuplaşacak halimiz yok, e o zaman internet de yok,  bir yerlerde yaşayacak işte derdim. Hayat garip.

Enerji toplamak için dün akşam ciğer yemeği yaptım. Biraz daha iyiyim. Yaradı. Şimdi de hafif bir şeyler yiyebilirim. Kolay ve lezzetli bir ezogelin çorbası öğrendim. Blendırdan geçirmeye çok üşeniyorum diye bu sefer blendırsız yaptım, taneli, gene de oldu. Ölçüleri değiştirdim. Azalttım ve göz kararı yaptım, biraz kafama göre. Hazırlaması çok kısa sürüyor, malzemesi evde hep bulunan salça, soğan, kırmızı mercimek, et suyu, pirinç ya da bulgur ve sevdiğim başka bir özelliği de az bulaşık çıkarması.

Bugün ne yapsam? Az evişi. Belki biraz kitap okurum. Bir şiir yazmaya başladım Ankara'ya giderken, belki ona çalışırım. Belki gelecek ile ilgili hayaller kurarım güzel güzel. Dergilere göz atarım. Önümüzdeki haftaya işleri paylaştırırım. Yemek işlerine biraz düzen getiririm. Önümüzdeki haftanın en özel sosyal etkinliği konser.




10 yorum :

  1. Küçük joe,Ankara'ya gelmişsin. Ben nasıl kaçırmisim bir önceki yazını keşke gorusme imkanımız olsaydı.Aksilik ya okumamisim işte yine hastaneler de olunca. Ama anladığım kadarıyla fazla kalmamış sin.

    YanıtlaSil
  2. Selam ankara2ya gelmşiniz .Vaktiniz olup sizle tanışmak isterdim.Hem Ankara'yı gezdiriridem. Bir başka zaman sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. @Sibel: düşündüm aslında, Sibel'i de görseydim gelmişken diye, ama senin canın sıkkındı son yorumunda, bir de işte sağlık durumlarınla uğraşıyorsun, ters bir gündür belki ona uymaz dedim, nitekim sen de hastanelerle uğraşıyormuşsun. Öğleden sonra gelip, gece döndüm evet. Kısacık. :)

    YanıtlaSil
  4. @ Parıldayan çiçek: Evet Parıldayan Çiçek, sizin Ankara'da olduğunuz tam aklımda kalmamış. Çok isterdim aslında, ona göre gelirdim, ama önceden ayarlamak gerek. Başka bir sefer umarım.

    YanıtlaSil
  5. o "seç birini git" duygusunu en yakından hissettiğim yer apronlar oluyor. Oğluma söyledim geçenlerde bak şu yandaki uçak da istanbula gidiyor diye. O günden beridir istanbul'a gitmek istiyor aklına estikçe. İstanbul deyince ne anladı kim bilir.

    YanıtlaSil
  6. en son sıradakini seç.
    en son.
    İ ile başlayan.
    : ))

    YanıtlaSil
  7. @Buzlu Kalem: o zaman demek ki Istanbul'da değilsiniz... :)

    YanıtlaSil
  8. @ Kahve : bir gün mutlaka! Neden olmasın ki?

    YanıtlaSil
  9. ne kadar güzel, F ile konuşmanıza bayıldım, 30 sene sonra üzerinde konuşacak güzel ve keyifli anılarınız olması harika...

    YanıtlaSil
  10. @ Eren: evet, ve sanki hiç o kadar zaman geçmemiş gibi :)

    YanıtlaSil