Pazar, Eylül 18, 2016

Günlük işler, küçük mutluluklar...

Bir haftadan fazla zaman geçmiş son posttan bu yana. Beni özledin mi? Ben seni özledim blog. Güzel bir gün geçirdim bugün. Onu yazmaya geldim. Öyle özel bir şey yapmadım. Bildiğin şeyler. Ama güzeldi. Şu an da güzel. Yaz için beyaz kılıfını kuşanmış üçlü koltukta bağdaş kurdum. Kucağımda bilgisayar. Çalışma ışığını köşeye koydum. Müziği kapattım. Salon sessiz. Sadece klavyenin tuşlarına basınca çıkan yumuşak ses duyuluyor bir de caddeden geçen arabaların asfalta sürttükleri lastik sesleri. Sessiz sayılabilecek sakin bir ortam.

Bugünü bu kadar güzelleştiren şey sanırım sığdırdığım iş sayısıydı. Çok iş gördüm. Kendimce elbet. Kahvaltıdan iki saat sonra yoga yaptım mesela. Bundan sonra böyle yapmayı düşünüyorum. En azından çalışmadığım günler. Kahvaltıdan iki saat sonrasına alarm kurmak spor hatırlatıcısı olarak. Çünkü aç karnına spor yapmak bana sağlıksız geliyor. Muzdu, cevizdi denedim. İdare etmesine ediyor, yalan yok. Ama depoyu tam doldurmadan yola çıkmak gibi bir şey. İlke olarak aç karnına spor yapmaktan hallice. İstemem ben öyle uyduruk işler. Tok karnına da yaptım bir sefer. Bütün gün midem bulandı ve ağrıdı. E tam hazmetmişken de aklıma gelmiyor spor yapmak. Çareyi saati kurmakta buldum. Galiba en temiz çözüm bu.

Sonra buzdolabı ile cenkleştim. Çok uzun zamandır boşaltmamıştım. Tek tek rafları boşalttım. Dinlene dinlene. Her zamanki gibi üç poşet çöp çıktı. Ama çooooook iyi geldi ruhuma. Tabii ne oldu bu sefer? Mutfak battı. Ama batsın. Onu da yarın hallederim artık. İkisini aynı gün halletmek çok yorucu. Hele önden yer açılsın diye mutfağı toplamak...Yapmadım bu sefer.

Sonra, evin büyük kalem işleri bitince kendime ödül olarak yaseminli yeşil çay hazırladım ve ne zamandır sakin ve keyifli bir anımı bekleyen Körburun'u aldım elime. Bir oturuşta yirmi sayfa su gibi akıp gitti.


Okumaya ara verince, gideyim de şu evin eksiklerini tamamlayayım dedim. Neyse ki kaç gündür eksikleri listeliyordum. Kolay oldu o yüzden. Akşam için domatesli bulgur pilavı istiyordum. Onu da pişirdim. Yedim. Doydum. Mutfak bir, bir daha battı. Ama bulgur şahane oldu.

O arada yayıncımdan mail geldi. Mizanpaj bitmiş. Pazartesi kitap matbaaya girecek.

Ve satranç: chess.com'un problemlerinin yanı sıra bir de ders özelliği var. Aboneliğim günde beş derse kadar imkan tanıyor. Bugün derslere de göz attım. Fena değil. Galiba seviyemi ilerletmemde etki edecek. Bu arada ben kendimi çok hor görüyormuşum. Aldığım dersler, ileri derece satranç dersleri. Oysa ben kendimi başlangıcın az ilerisi olarak görüyordum. Yani orta derece oyuncu. Piyon ve şahlı oyun sonlarını sanırım iyice belledim artık.

* * * * 

Dün gece bunları yazdım sonra nasıl tatlı bir uyku bastırdı, nasıl...Gidip yattım. Bugün de düne benzer geçti. Yoga, ev işi, kitap, satranç.  Bugüne gevşeme yogası yaptım. Biraz kantarın topuzu kaçtı ama. O kadar gevşetti ki, sanırsın, vücudumdaki bütün kemikler pamuk olmuş. Ayakta duramıyorum. Abartmıyorum. Özellikle yoganın son beş dakikasına girmek üzereydim, sanki damarlarıma yatıştırıcı serum vermişler, sen bir gevşe, bir gevşe. Sonunu getiremiyordum yoganın. Neyse ki sonu da zaten ceset pozisyonuymuş. Öööyle yattım. Hala da gevşek gevşek uzanıyorum koltukta. Halbuki daha önce de yaptım bu yogayı. Bu kadar gevşediğimi hatırlamıyorum.

Önümüzdeki hafta Nikon'umu tamir ettirmeyi düşünüyorum. Kaç zamandır hata veriyor ekranında. Epey zamandır. Doğru düzgün fotoğraf çekmek istiyorum. Hiç olmazsa beş altı kare. 

* * * * 

Belki kendime bu gece için karışık bir salata yaparım marullu salatalıklı havuçlu. Belki bir maç yaparım. Belki biraz daha kitap okurum. Saat geç oldu gerçi. Bir de, bugün neye sevindim biliyor musun? Pinterest'e erişim engellenmiş ta Ağustos ortasından bu yana. Halbuki ben, bilgisayarımın ayarlarını kurcalıyorum ne zamandır açmıyor diye. Telefon açıyor, bilgisayar açmıyor. Böyle ufak aksaklıkların kendinden hallolması ne kadar rahatlatabiliyor insanı. 

* * * *

Mutfak tezgahlarının birini topladım. Bulaşık makinesi dolduğu için ikinciyi yarına bıraktım. Ben salataya girişeyim. Sonraki maçı da alayım. Değme sonra keyfime.



8 yorum :

  1. Körburun'a mı başladınız, ne güzel, ben çok beğendim:) Ah pinterest ya, mail attım onlara sitenize giremiyorum diye bir kaç hafta önce, mühendislerimiz üzerinde çalışıyor demişler ama yani kaç haftadır çözüm bulamadılar:)) ben telefonumdan da giremiyorum:(

    YanıtlaSil
  2. Evet nihayet başladım. İlk okuyup bitirenlerden olmak isterdim ama çok yoğun çalışma zamanıma denk geldi. Pinterest'e gelince onlarla alakası yok diye biliyorum. Türkiye'den erişim yasaklanmış galiba.

    YanıtlaSil
  3. İnanmıyoruum:( çok sevdiğim ve sık sık girdiğim bir siteydi, çok üzüldüm, neden acaba??

    YanıtlaSil
  4. Aynen ben de günde en az beş posta girerdim. Hatta acaba ben verimliliğimi arttırsın diye girişi mi kapattım da sonra da unuttum diye dert ediniyordum. Ama garip olan telefondan girilebilmesi. Başkaları için de öyle.
    Google otomatik "pinterest açılmıyor" diye öneri verince aramalara, o zaman uyandım. Sanırım dns ayarlarını değiştirerek girilebilir yine.

    YanıtlaSil
  5. Okulun ilk günü yorgunluğuyla küçük joe'dan bir yazı okumak= ♥
    Arayı açma hep yaz hep yaz!^^

    Bu arada yoga yapmaya devam etmek istiyorum ama asla zamanımı ayarlayamıyorum,aslında üşenmesem en güzeli sabah yapılan :/

    YanıtlaSil
  6. Anıl'cım sana zihin açıklığı ve başarılar dilerim!
    Ben de yogayı sabah yapmayı daha faydalı buluyorum, bütün gün etkisini üstümde hissetmek çok güzel. Ama sabah da aç karnına/ tok karnına konusu var. Okula ya da işe giden birisi için tam denk getirmesi zor...

    YanıtlaSil
  7. Fotoğraftaki petibör!! 'İçinden bir şey çıkmayan bisküviyi nasıl seviyorsun' diye yadırganmama rağmen hala en sevdiğim :)
    Ve bugün ben de yogaya başladım. İyi gelmesini umuyorum. Yani çok şey bekliyorum aslında, hepsini karşılaması mümkün değil sanırım, ama olsun.

    YanıtlaSil
  8. @Genmai Cha: içinden ne çıkacak ki zaten ? Sürpriz? Çikolata? :) Petiböre bayılırım.
    Yoga bana o kadar iyi geliyor ki...Sanki ömrümü uzatıyor.

    YanıtlaSil