Perşembe, Eylül 08, 2016

Finito.

Bitti. Kaddafi'nin bendeki tüm düzeltmeleri bitti. Dün. Az önce de yayıncılık kursunun ödevini yazdım, gönderdim. O da bitti. Son görev, öbür kursiyerlerin ödevlerinin çıktılarını almak, kursa gitmeden. Sonra geriye "sadece" ev işleri kalıyor. Ama onlar biraz bekleyecek. Bi-raz-cı-cık bekleyecek onlar. De mi? Beklesin, evet.

Oyh çok güzel oldu ama en sona bıraktığım kitabın ilk elli sayfası. İyi ki en sona bırakmışım. Sonunu da iyi kotardım. Ortası göreceli olarak biraz zayıf oldu sanki, ama benden başkası onu fark etmeyebilir. Bir de orta kısımda aksiyon ağırlıkta. Şiirsellik geri planda. O yüzden idare eder. Şimdi en sabırsız zamanlar. Hemen son düzeltmeler bitsin, hemen son okuma yapılsın, hemen mizanpaja girsin, hemen matbaaya gitsin, hemen matbaadan çıksın, hemen dağıtıma girsin, hemen okunsun, hatta hemen yorum yapılsın istiyorum. Oooof. Hemen olmuyor işte o işler. Bekleyeceksin. Mecbur. Ama dün akşam yayıncım hemencecik ilk iki sayfayı okuyuvermiş. Şahane bir geribildirim göndermiş. Nasıl keyiflendim, nasıl. Bakalım editör ne diyecek.

Sırada bekleyen başka bir yayınevi vardı. Ama "henüz serbest değilim, düzeltme yapıyorum, on gün sürebilir" deyince, mailime tek satırlık bile bir karşılık vermeden, ortalıktan kayboldular. Hala bekliyorlar mı, yoksa başkasıyla mı anlaştılar bilmiyorum. Ama ben biraz ara vermek niyetindeyim. Temmuz'un başından bu yana nefes almadan çalıştım. Biraz sermek istiyorum. Minimum iki hafta. Maksimum bir ay. Biraz kafam dinlensin, şarj olsun, hatta deşarj olsun. Ev işleri dışında yetiştirecek bir işim olmasın. Biraz keyif süreyim. Elişi projesi yapayım. Kitap okuyayım. Gönlümce satranç oynayayım. Gelecek düşleri kurayım. Parka gideyim. Denize gireyim.

*  *  *  *

Oh. Az önce karnımı da doyurdum. Aç acına gitmeyeceğim kursa geçen seferki gibi. Daha da önümde rahat bir saatim var. Sonra çıkar çıktıları alırım, ve ufaktan kurs yollarına düşerim.

Aslında bu hafta hayattan öğrendiğim iki ders vardı onlardan bahsetmek istiyordum. Ama yorgunluk kahvesi kıvamında bir yazı yazmak istedi canım.

Şu yoğun çalışma sonrası ilk boşluk anları, sevdiceğin sana ilgi duyduğunu öğrendiğin ilk zamanlar, sıcaktan bunalmışken klimanın serinliğini ilk hissettiğin anlar ve kafanı şişiren matkap sesinin birden durduğu anın karışımı gibi bir şey, sonradan alışıyorsun ama keşke şişeleyip kış günlerine saklayabilsek.






8 yorum :

  1. Kolay gelsin.Tebrikler. Fotoğrafta çok güzel.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim. Fotoğrafı internetten buldum :) Arsızca aşırdım aslında. Ama şşşşh :)

    YanıtlaSil
  3. Son paragrafın hissettirdikleri ♥

    YanıtlaSil
  4. Ohh ellerine sağlık! Eylül denizi, güneşi, tadına doyum olmaz şimdi..

    YanıtlaSil
  5. son fotoğraf içimi açtı. hazır bugün de cuma.

    sonbahar tatilin hızla gelsin, usulca geçsin.

    YanıtlaSil
  6. Sevgili Kucuk Joe, tebrikler...Ellerine ve sabrina saglik.Ceviri yapmanin ne kadar guc oldugunu gecmisteki deneyimlerimden (milattan once diyelim) bilirim.Dinlenmeyi hak ettin, tadini cikar.Dostlukla...Hulya

    YanıtlaSil
  7. son paragrafta bahsettiğin o sinir bozucu matkap sesinin sustuğu an nasıl güzel bir andır. resmen hissettim. şimdi zaman dinlenme zamanı. hem dingin hem de heyecanlı günler kapıda. hadi bakalım. :)

    YanıtlaSil