Pazar, Eylül 04, 2016

Domatesli bulgur pilavı ve eski aşklar.

Nasıl verimli bir gün, nasıl memnunum şu an hayatımdan, sana şair olsam anlatamam. Ama deniycem yine de :D

Bir kere sabah erkenciklerden kalktım. Sekiz yirmi altı. Hiç vakit kaybetmeden, düzeltmelerin başına geçtim. Sadece geçerken bir de çay koydum. Son bölüm kalmıştı. 28 sayfacık. Bugün hepsini halledip gönderebilsem şahane ötesi süper über olacaktı. Oturdum başına bir saat çalıştım. Baktım hızlı hızlı gidebiliyor. Güzel, demek ki bugün bitme ihtimali var. Keyifle kahvaltımı yaptım. Sonra gene düzeltmelerin başına geçtim. Sıkılınca kalktım, kurutucuda bekleyen çamaşırları katladım, çarşafları havluları makineye attım. İyi ki atmışım. İki saat sonra, çarşaflar mis gibi yıkanıp serildikten sonra sular kesildi. Şu an hala kesik. Saat on buçuğa kadar bu tertip çalıştım. Bir baktım, belgeyi yarılamışım. Saat on buçuk ve bütün günün en önemli işi yarılanmış, artı kurutucudaki çamaşırlar katlanmış yerleştirilmiş, artı bir posta çamaşır yıkanmış. Vay...Sonra ara vereyim ama gene işe yarar bir ara olsun dedim. Çıktım evin eksiklerini tamamlamaya. Salçaydı, neskafeydi, çamaşır suyuydu, akşam köfte için kıymaydı, acı çıkan biberleri iadeydi. Hepsini ve daha fazlasını oraya buraya uğrayarak yaptım. Yüklendim eve geldim. Karnım acıkmıştı, ki bu bile başlıbaşına bir günü güzelleştiren bir şey: öğlen hep öğün atlarım ben. Ama çok da özenirim üç öğün yemek yiyen insanlara. Sadece çalıştığım zaman acıkır karnım. Bir işe girdiğimde. Neyse akşamdan domatesli bulgur pilavı artmıştı. Ama domatesli bulgur pilavı deyip geçme, orada bir dur. Hayatımda yaptığım ennnn lezzetli domatesli bulgur pilavı o. Çünkü ben bulgur pilavını domatesli severim. Ama bugüne kadar her denememde çamur gibi oldu domatesli denemesi. Normalini yapıyorum oluyor, domateslisi olmuyor. Bir türlü tutturamadım. Bu sefer, engin mutfak tecrübemin de ışığında, bir ölçü bulgura bir ölçü kaynar su kattım, tarife uymayıp. Veeeee nasıl bir pilavdır o, nasıl bir lezzet, nasıl bir mutluluk. Sanırım artık bulgur pilavını başka türlü yemem. Bu akşam gene yapmak istiyorum (çünkü bitti).

Öğleden sonra çalışarak geçti. Bir saat kadar önce belgenin son okumasını yapıp gönderdim. Saat beş olmadan günün parasal işleri tamamen bitti, ev işleri de bitti. Mutfak alışverişi bile tamamlandı...Şimdi bütün akşam bana kaldı. Tamamen serbest zaman, sıfır vicdan sızlaması. Değişik bir his.

Geri planda da ne var biliyor musun, çok eski bir eks'imin- çok eski derken, epey eski, yani o ilişki yaşanırken burayı okuyan kimi okurlar ya doğmamıştı ya ilkokula gidiyorlardı- şimdiki halini gördüm. Beni üzmüş, kandırmış biri. Çok da beğenmiştim zamanında. Çok da aşık olmuştum. Hatta evlenmek bile istemiştim. İyi ki olmamış. Neyse dün gördüm, o yakışıklı delikanlı gitmiş, yerine orta yaşlı tipsiz bir herif gelmiş. Biraz neti kurcaladım, ne iş yapıyor, neci olmuş diye. Tam anlamadım ama anladığım kadarıyla çok ruhsuz bir iş yapıyor. Ruhsuz bir iş derken, herkes hayatta kalmak için zaman zaman sevmediği işler yapmak zorunda kalabilir, olabilir, hayat bu, ama bu iş, o gencecik adamın hayallerinden biriydi, hatırladım sonra. Şimdi düşünüyorum da, zaten anlaşamazmışız. Yani nasıl diyeyim sana, genceciksin ve hayallerinden biri, diyeyim ki, bölgenin en büyük ikinci el araba satıcısı olmak. Öyle ruhsuz. İnsan o yaşta başka hayaller kurar. De mi? Bir de bana ne demişti o zaman biliyor musun? Evlendiğimiz zaman, demişti, ben önemli kararları veririm, sen de küçük kararlarla ilgilenirsin. Hadi ya. Bana! İçimden "canım benim, bunu nasıl da doğal bir şeymiş gibi anlatıyor, böylece kabul edeceğime inanıyor, saftirik" demiştim o zaman bile. İçimde hep bir kırıntı sevgi özlem kalmış ona karşı, şimdi anlıyorum bunu. İşte o kırıntıları süpürdüm dün. Değmezmişsin bebeğim dedim. Benim kalibremde değilmişsin zaten. Hiçbir şey kaybetmemişim, seni kaybettiğimde. Gene de bu düşünce yerleşik düzene geçene kadar birkaç sefer ütü ister. Hala eks'lerimin içinde yeri ayrı bu ayrıntılara girmezsem. Ama girmeden olmaz. Girmek lazım ayrıntılara.     Beni en iyi o anladı sanıyordum. Hiç beni anlayamazmış halbuki. Ben olabildiğine idealisttim o yaşlarda, o gerizekalı milliyetçi, bir maddiyatçı. Hatırasını şu an anmaya bile değmeyen biri. Boş bir herif.

Yarın son belgeyi düzelteceğim. Sonra benim bu kitapla işim bitiyor. Sonra kurs ödevini hazırlamam gerek.

Bir de dün oturup bu Eylül'e program yaptım ben.




8 yorum :

  1. Ne güzel ne mutlu sana!...

    Bulgura 1 bardak su her zaman süper sonuç veriyor bu arada ;) afiyet olsun.

    YanıtlaSil
  2. Başlığı görünce nedensizce deli gibi heycanlandım ve mutlu oldum.Domatesli bulgur pilavı benim de en sevdiğim yemeklerden biridir.Bizim orda ''Meyhane pilavı'' da denir.

    Bu arada bakıyorum da stalker olmuşsun küçük joe ahaha ^-^

    YanıtlaSil
  3. @ değmesin yağlı boya: teşekkürler, ben hep bir ölçüye bir buçuk ya da bir çeyrek ölçü kullanırım, rendelenmiş domates zaten sulu, onu çeyreğe saydım mis gibi oldu, bunca zaman ne vardı bunu akıl edemeyecek sanki. peh.

    YanıtlaSil
  4. @ Anıl: vay domatesli bulgur pilavcı seni gel yanıma :) damak tadımız da benziyormuş meğer seninle. meyhane pilavı buna mı deniyor yoksa başka bir şey mi çok emin değilim o yüzden iddia edemeyeceğim, ama tadı çok nefis, biraz ılınması gerekiyor ama tam tadını almak için.

    Stalklamak benim göbek adım sen ne diyorsun :D :D :D Üstüme tanımam. :D :D :D

    YanıtlaSil
  5. Üç öğün yemek yemeye bayılırım çünkü yemek yemeye bayılırım 😄 Verimli bir gün olmuş maddi manevi ne mutlu size ☺️.

    YanıtlaSil
  6. @ öneri makinesi: yemek yemeye bayılan insan hayatı yaşamaya da bayılır. buna çok inanıyorum. keşke herkes sizin kadar şanslı olsa... sevgiler.

    YanıtlaSil
  7. "Erkencik" benim için 4 kalkmak için. Ama uyandığım saat. Geceleri sadece 5 saat uyuyabiliyorum.
    Özenmedim değil.

    YanıtlaSil
  8. Ama o gece 2'de yatmıştım ve normalde 10'da 11'de uyanırım, yetişmem gereken bir mesai olmadığı için :) Düzenli hayatın da başka güzellikleri var...

    YanıtlaSil