Perşembe, Ağustos 04, 2016

Tatil, balıkçılık ve saire.

Az önce bu haftanın çevirilerini editörlere gönderdim. Girdik galiba son yüz metreye, ha? Otuz sayfa kaldı. İnanılır gibi değil. Şu an çok rahatlamış hissediyorum. Gelecek hafta bu zamanlar nasıl hissedeceğim kimbilir? Son sayfalar zorlamasa beş altı sayfa daha çevirebilirdim bu hafta. Ama zordu. Bezdim. Bıraktım. Ertesi gün devam ettim. Ama işte artık bitiyor. Ve çok şahane olacak. Acayip güzel yazılmış bir metin. Hem kurgu hem dil bakımından. Bakalım ilgi görecek mi.

Yalnız içimdeki iş kurma, işimin başına geçme isteği tavan yapmış durumda. Ne olacak bilmiyorum. Böyle insanın canı çikolata çeker ya, çikolataa- çikolataaa- çikolataaaa diye gezersin ortalıkta, aynı onun gibi ama iş çekiyor. Çok tuhaf değil mi? Ben hiç böyle şey duymadım. Eylül ayında bu kitapla işim bitecek. O zaman oturup etraflıca düşünmeli. Ve sırf buna odaklanmalı. Böyle hani, bütün malzemeleri oradan buradan toplarsın, birleştirmesi kalır. Onun gibi sanki. Sanki bütün malzemeleri oradan buradan topladım. Artık yapım aşamasına geçmek istiyorum. Daha önceden hayata geçirmeden bin çeşit proje ürettiğim için de proje üretme konusu da kafamda netleşmiş, olgunlaşmış durumda. Evet Eylül buna odaklanmak için güzel bir zaman.

Hayatta en çok korktuğum şeylerden birinin adını koyabildim. Bunu daha önce de yazmış olabilirim. Ama artık sanki tam oturdu. Etrafımda bu tür insan sayısı az değildi. Ev kadını ya da erkek: amaçsız, üretimsiz bir hayat tarzı. Diyelim geçim derdin yok, o yüzden çalışmıyorsun. Ve bütün gün yapacak bir işin yok. Can sıkıntısından patlıyorsun. Kitaptı, sergiydi, filmdi, bu tür kültürel etkinliklerle de aran yok. Böyle bir yaşama doğru gitmekten korkuyormuşum fena halde. Çevremde ne kadar çok böyle insan olduğunu farkedip şaşırdım. Öyle bir hayat sürmek istemezdim. Ve ne olduğunu görebildiğim için bunun kıyısından dolaşabilmeyi umuyorum.

Bir ara bir hikaye durmadan karşıma çıkardı nette. Meksikalı balıkçının hikayesi. O geldi şimdi aklıma. Çok katmanlı bir hikaye. Düşün düşün yeni bakış açısı buluyorsun durmadan. Meksika açıklarında bir adada, basit bir balıkçı, karısı ve küçük çocuğuyla bir kulübede yaşarmış. Her sabah denize açılır, o gün yiyecekleri balıkları tutar, geri gelir, günün geri kalanını karısı ve çocuğuyla geçirirmiş. Bir gün nasıl olmuşsa, bu adaya bir Amerikalı gelmiş. Meksikalının bu hayat tarzını izlemiş. Birkaç gün onu izledikten sonra ona akıl vermiş:
-Neden her gün sadece üç tane balık tutuyorsun? İstersen daha fazlasını yakalayabilirsin demiş.
-Daha fazlasını yakalarsam ne olacak? diye sormuş ona Meksikalı.
-O zaman onları satıp para kazanırsın.
-O parayla ne yapacağım diye sormuş ona Meksikalı.
-Her gün daha çok balık avlayıp satarsan bir senenin sonunda daha büyük bir tekne alabilirsin, ve daha çok balık tutup daha da çok para kazanabilirsin.
-Daha çok balık tutup, daha çok para kazanırsam ne olacak? demiş Meksikalı.
-O zaman belki on senenin sonunda bir filo kurarsın. Ve daha da çok para kazanırsın.
-O kadar çok parayla ne yapacağım? diye sormuş Meksikalı.
-O parayı borsaya yatırırsın, ve bundan yirmi sene sonra bir daha çalışmaya ihtiyacın olmaz.
-Peki çalışmaya ihtiyacım olmazsa ne yapacağım? diye sormuş Meksikalı.
-O zaman kendine bir ada satın alır, ve sabahları balığa çıkar, ve bütün gün karınla ve torunlarınla bol bol zaman geçirebilirsin, demiş.

Otur düşün şimdi. Ben çok düşündüm :) Bir ipucu vereyim: para amaç değil araç.

Üretmek istiyorum. Şu dünyada bir işe yaradığımı hissetmek. Bir sorunu halletmek. Elimdeki artılarımı değerlendirmek. Bu dünyayla bir etkileşim, bir alışveriş halinde olmak. Vermek ve almak istiyorum. Ve bu isteğimin sağlıklı bir istek olduğunu hissedip seviniyorum.

Evet yarın belki havuza gidebilirsem...Kuaföre söz vermiştim ama. Nasıl olacak bilmiyorum. Bu hafta başı parka gidebildim ve çokkkk iyi geldi! Eminim havuz da öyle iyi gelecek. Hava tahmini bugün için yağmur diyordu. Hiç öyle bir şey görmedim. Dün akşam yarım bıraktığım filmin devamını izleyebilirim. Say Anything diye 80'lerde çekilmiş bir romantik film. Pek bayılmadım. Başroldeki kız gerçek olmak için fazla kusursuzdu. Bir de filmin bir gidişatı yok. Yerinde sayıyor. Gene de sonunu merak ediyorum. Belki başka bir film bulurum. Sonracıma, problem çözmedim bugün. Bir de maç yaparım. İyi geceler dünya.






14 yorum :

  1. Bence dünyayı değiştirmek için insan ilk kendi dünyasında güzel şeyler yapmalı ve Küçük Joe bunu sen zaten her blog yazısı attığında yapıyorsun.Senden kilometrelerce uzak,sesini bile tam duymadığın insanlara farklı duygular yaşatıyorsun.Bir şeyler kazandırıyorsun.Mesela şuan büyük bir şirketin sahibi olmuş,başarılı bir işkadını ya da adamı bunu senin kadar becerebiliyor mu?Sen bana kalırsa zaten dünyana faydalısın,kelebek etkisi gibi düşün bu anlattıklarımı iyilikler,bilgiler paylaştıkça dünya güzelleşiyor.Senin de katkın var emin ol.

    Sana şöyle en vintage tasarımlısından bir kitapevi hayal ediyorum.Ne güzel olurdu.Umarım bu serüvenin de sonu güzel biter!

    Bu arada o hikayeyi ben de duymuştum.Dikkatimi çeken şey bu gözlem yapıp parayla ilgili şeyler soran adamın Amerikalı oluşuydu :D

    YanıtlaSil
  2. Anıl'cım şu blog benim için ne kadar değerli bilemezsin, böyle rahat rahat yazıyorum bakma ama benim için çok değerli. Olmasaydı hayatım çok eksik olurdu. Bu kadar güzel insanların varlığını bilemezdim, onları yanımda hissedemezdim. Ama biraz daha fazlasını yapmak istiyorum. Yapabileceğimi biliyorum.

    :) Kitapevi? Eskiden hayallerimden biriydi aslında. Ama vintage değil çok modern bir kitabevi zinciri kurmak istemiştim. O zaman biraz büyük düşünürdüm. Şimdi öyle düşünmüyorum. Dur bakalım neler çıkacak bu hevesin altından. Güzel birşeyler çıkacak gibi.

    Ah evet! Gözünden kaçmamış Amerikalı oluşu. Sanırım hikayenin özü kapitalizmin mantığını yermesi, ve adamın amerikalı oluşunun sebebi o olabilir. Anıl'dan kaçmaaaaaaz!!! :)))

    YanıtlaSil
  3. Çeviri atölyesi yapın :) Daha evvel kimsenin aklına geldi mi, yoksa ben mi uydurdum bilemiyorum

    YanıtlaSil
  4. Bu yazıyı ve bu kitabı okuyunuz o halde :)
    http://www.birdolapkitap.com/2014/11/03/balik-tutma-dersi-ve-yaramaz-fareler/

    Sevgiler,
    Çevirdiğiniz kitabı da merak ediyorum :)

    YanıtlaSil
  5. Ne iş yaparsanız yapın şirket kurmayın

    YanıtlaSil
  6. @Enis çeviri atölyesi hiç aklıma gelmezdi. Ama öğretecek özel bir numaram olduğunu düşünmüyorum. Sadece dillere hakimiyetim var. Özel bir tekniğim, aktarılacak bir bilgim yok. Zamanla okuyarak oluşturduğum bir birikim.

    Neden şirket kurmamı önermediniz çok merak ettim? Vergiler şunlar bunlar sonradan kapatması zor diye biliyorum. Ondan mı? Yoksa başka benim bilmediğim sebepler mi?

    YanıtlaSil
  7. @ 2balık 1 kedi: baktım o sayfaya. Sanki benim anlattığım hikayenin orijinali.
    Pandoraya uğradığımda bir sorayım.
    Hangisini merak ediyorsunuz? Şu an çevirmekte olduğumu mu? Yoksa Louise'i mi? Şu an çevirmekte olduğumun adını verebilirim mesela :) Kaddafi'nin son gecesi. Siyaseti hiç sevmediğim halde siyasi kitap hiç okumadığım halde bu kitabın dili ve yazım biçiminden zorlanmadan çeviriyorum. Yazarının ilk kitabı değil zaten, tam sayısı şu an aklımda yok ama rahat 20 tane daha romanı vardır.

    YanıtlaSil
  8. Bir işle uğraşıyorsanız farkında olmadan bir çok beceri geliştiriyorsunuz. Bence sizin de farkında olmadığınız ama bu işi hiç yapmamış olanlara faydası dokunacak bilgileriniz vardır. Bunları anlatmak bile karşınızdakine bir kazançtır. Şirket konusuna gelince bizim meslektaşlar mükellefe şirket kurdurmaya meraklıdır. Evet kapanışı bir sene sürüyor, iş yeri değişikliği vs yi ticaret odasına bildirmek ve harç yatırmak zorundasınız, küçük defterlere göre işlemi daha çok ve karışık, mesela banka hareketlerinizin yazılması gerekiyor. Kuruluşu ve muhasebe ücreti küçük deftere göre pahallı. Küçük defterden başlayın, gerekirse ilerde şirket yaparsınız :)

    YanıtlaSil
  9. Merhaba Küçük Joe:)

    Bahsettiğin, Heinrich Böll'ün bir kısa hikayesidir: Anekdote zur Senkung des Arbeitsmorals (İş ahlakının çökmesi üzerine anekdot).

    http://www.aloj.us.es/webdeutsch/s_3/transkriptionen/l_26_str10_trans.pdf

    1963 yılının 1 Mayıs'ı için yazılmış, o gün bir alman radyosunda okunmuştur. Hikaye Batı Avrupa'nın bir sahilinde geçer. Almanya'daki ekonomi patlaması sonucu değişime uğrayan değerlere ironik bir yaklaşımdır. Hikayenin sonunda balıkçı, kendisine zengin olma planları sunan ve sonrasında nasıl huzura kavuşacağını anlatan turiste, zaten sahilde uzanarak, huzurla günün tadını çıkardığını söyler. Turist bu cevap karşısında balıkçıya acımayı bırakır, içinde hafif bir kıskançlık belirir. Zira kendisi bir gün çalışmamak için çalıştığına inanmıştır.
    :)

    YanıtlaSil
  10. @Enis: Yok. Israr ediyorum. Aktarabileceğim bir bilgim becerim yok çeviri konusunda. Pratikle gelişen birşey. Dile hakimiyetle. Estetik duygusuyla. O da çok okumakla olan birşey. Zaten üniversitlerin mütercim tercümanlık bölümleri var, onlar işin teknik kısmına mutlaka benden daha hakimdir. Hani onlardan birinde okumuş olsaydım, belki bir atölyede toparlayabilirdim birkaç bilgi birşey. Ama şu halimle. Iıh.
    Siz muhtemelen ya muhasebe ya mali müşavirilkle uğraşıyorsunuz. Üç sene önce muhasebe kursuna katılmıştım biraz fikir edinmek için ama konunun uzmanı birisinin fikirleri elbet başka oluyor. Teşekkür ederim öneriniz için. Mutlaka gözönünde bulunduracağım. Hatta size danışmak isterim bir adım atmadan önce, zamanı geldiğinde, olur mu?

    YanıtlaSil
  11. @Özlem, evet tahmin ettim Böll'ün hikayesi olduğunu, 2 balık 1 kedi bana bir link atmış. Bu hikayenin orijinalinin oradan alınma olduğunu böylece anladım. Baya bir değişime uğramış ama özünden birşey kaybetmemiş. 1 mayıs için yazılmışsa daha da anlamlı. Çok güçlü bir hikaye olduğunu söyleyebilirim. Beni çok etkilemişti. Bütün tarihçesini bir gün edinebileceğim hiç aklıma gelmezdi. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  12. Doğru tahmin etmişsiniz, mali müşavirlikle uğraşıyorum. Tabii ki :) Ne zaman isterseniz yardımcı olmaya çalışırım. enis.diker@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. İş dışında sadece meraktan ilgisiz bir kaç konu ile uğraşma fırsatım oldu. İnsanın isterse ve uğraşırsa her şeyi öğrenebileceğine, öğretebileceğine olan biraz da gereksiz inancım bundan sanırım :)

    YanıtlaSil
  13. Bu hikayeyi ben de çok seviyorum. Sonunda bir tebessüm oluşturuyor ister istemez ☺️. Umarım işinizi kurarsınız ve başka bir yazınızda okuduğum hayaliniz olan bahçeli eviniz olur ☺️. Güzel hayaller, düşünceler bunlar umarım güzel olur her şey.

    YanıtlaSil
  14. @Öneri makinesi: çok teşekkür ederim güzel dilekleriniz için. Bakalım.

    YanıtlaSil