Pazartesi, Ağustos 22, 2016

İştahla okumak.

İşte önümde koca bir günüm var uzanan. Eğer hevesim dağılmazsa kitap okumayı düşünüyorum. Hikmet Hükümenoğlu yeni bir kitap çıkardı: Körburun. Raflarda bekleyen bir düzine kitabım var ve hepsinin önüne geçti. Kitaplarla aramdaki zincirin son halkası bu değerli yazar. Sanırım o yüzden ayrı bir yeri var.

Çünkü kitap okumak benim kimliğimin bir parçasıydı. Ben ve kitaplar bir bütündük bir zamanlar. Haftanın yedi günü, günde on üç saat ezber çalıştığım, kafamın ütülendiği zamanlarda bile roman okumaya zaman ayırıyordum, okuyarak nefes alıyordum ben. Okuyarak kendime geliyordum. Sonra, bir ara, aramızdaki bu organik bağ kopmuş. Araya internet girmiş olabilir. Kitaplarda bulamadığım pratik bilgiler okyanusu, internet. Gerçek hayata yakın, sanata uzak okumalar. Pişman ya da şikayetçi olmamalıyım. Çok şey öğrendim. Bana çok şey kattı şu internet. Ama kitaplara karşı duyduğum o iştahı kaybettim. İştahla elime alırdım çünkü merak ettiğim bir yazarın kitabını. Bir yolculuğa çıkacakmışım gibi bir sevinç ve heyecanla. Yeni bir şehir keşfetmek gibiydi yeni bir yazar keşfetmek. Etrafımdaki herkes ya boş boş, ya hiç konuşmazken, şu dünyada anlatacak güzel birşeyleri olan birileri vardı, üstelik ben ne zaman istersem o zaman anlatmaya razıydı. Her gün muhattap olduğum insanlardan daha zeki laflar ederdi bu yazarlar. Etrafımdaki insanlardan daha ince  gözlemleri vardı. Ayrıntıları önemserlerdi, ve o ayrıntılar çok güzel olurdu. Hayatı, etrafımdaki insanlara indirgememem gerektiğini anlatırlardı bana. Başkaları da var. Başka insanlar. Başka hayatlar. Ve ben bu derinlikte yalnız değilim, yanlış değilim.

Şu son on senede kendi kitap okuma sıklığıma göre çok az okudum. Kitap görünce artık eskisi gibi heyecanlar yaşamıyorum. Ama o heyecanlarımı çok özledim. Ve bu kopukluğun en büyük istisnalarından biri Hikmet Hükümenoğlu'nun 04:00 kitabı olmuştur. Öncesinde blogunu keşfetmiştim. Bitmesin diye okumaya kıyamadığınız ender yazılar olur. Blogu öyledir benim için. Aynı üslubu romanda da tutturabilecek mi diye biraz korkarak almıştım elime kitabını. Ve elimden bırakamamıştım. Sonrasında Kar Kuyusu isimli ilk romanını da okudum. O da aynı şekilde bitmesin diye okuduğum kitaplardan oldu. 04:00'ten önce yazıldığı belli, doğru, ve bu olumlu bir şey. Çünkü yazarın kendini geliştirdiğini ve olay örgüsünü derinleştirebildiğini gösteriyor. O yüzden son kitabını daha da merak ediyorum. Elime aldım mı bırakamayacağım, dünyayı unutacağım, kitabı okuyan diğer insanlarla aramda farklı bir bağ olacak ve ben o eski ben olacağım.







11 yorum :

  1. İşte buna içilir. Yani bi çay, kahve, limonata bişey bişey. Onca susuzluğun ardından güzel bir romana, güzel bir içecek eşlik etsin. Ben de okuycam sonunda bu yazarı. İştahlandırdın.

    YanıtlaSil
  2. Yes!!!!! Önce bir bloguna göz at istersen. Seveceğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  3. Hele güzel bir kitapsa daha önceden de dediğim gibi yemek yiyormuş gibi hissediyorum.Bugün ben de ''Enginar Mevsimi'' adlı kitabı okumayı planlıyorum.Hadi o zaman herkese iyi okumalar,haftalar!!^^

    YanıtlaSil
  4. Evet sen de söylemiştin doğru. Enginar Mevsimi'ni senden önce hiç duyduğumu hatırlamıyorum. Umarım güzeldir. Sana da keyifli okumalar dilerim Anıl'cım.

    YanıtlaSil
  5. Benimle ilgili her blogun altına yorum bırakan tuhaf insanlardan olmak istemiyorum ama bu o kadar güzel, o kadar samimi bir yazı ki kendimi tutamadım. Körburun'un bende yeri diğer romanlarımdan çok farklı. Son yazdığımız hep en sevdiğimizdir ama bu defa böyle basit bir denklemin ötesinde bir bağ var aramızda. O yüzden en sadık üç beş okurumdan birisi olarak okuduktan sonraki yorumlarınızı çok merak ediyorum. Umarım severek okursunuz.

    YanıtlaSil
  6. (Yukarda yazdıklarıma ilave: Yemşn ederim Google'da adımı aratıp buraya gelmiyorum. Düzenli olarak okuyorum bu blogu.)

    YanıtlaSil
  7. Merhabalar Hikmet Bey,
    Sizden yorum geldiğinde hep çok sevinirim, çok mutlu olurum, ama burayı düzenli okuduğunuzu asla tahmin edemezdim. Hep, ya yazımda sizin bloga verdiğim bağlantıları tıklayan kişiler istatistiklerinizde gözüküyor, oradan görüp geliyorsunuz, ya da sizin dediğiniz gibi, google'da hakkınızda yazılanları araştırırken buluyorsunuz sanıyordum. Çok gururlandım, sanırım bir süre ortalıkta, yüzümde kocaman bir gülümseme ve gerinerek dolaşacağım.

    Dün Körburun'a başlayamadım maalesef. Araya başka şeyler girdi. İşin kötüsü en az bir hafta böyle gidecek gibi, çevirimin düzeltmelerini yapmam lazım. Ama eninde sonunda elime alacağım. Ve mutlaka yorumlarımı size ulaştıracağım. Sevgiler. :)

    YanıtlaSil
  8. Okudunuz mu ?yorumlamanızı bekliyorum.Kitabın yazarının yorum yazması da çok iyiydi.

    YanıtlaSil
  9. Maalesef okuyamadım henüz. Hala işler bitmiş değil. Bu bayramda başlayabilirim diye tahmin ediyorum.

    YanıtlaSil
  10. denizden babam çıksa yerim hesabı sen ne önersen dikkate alırım...aldım listeme..körburun'un goodreads'deki tanıtımına göz attım..ilk bir iki satırda heyecanlandırdı beni..hayırlısı bakalım, yeni bir Barış Bıçakçı'm mı olacak Hikmet...

    YanıtlaSil
  11. @Gözde: vay ne büyük bir mertebe, şeref duydum, gurur duydum. Barış Bıçakçı'yı hiç okumadım. Bu yeni nesil yazarlar bir şahane yalnız benim anladığım. Keşke onların yazma hızına yetişebilsem...

    YanıtlaSil